Posts tagged ücret

Havale Masrafları ve Mevduat Vadesi

TBB Başkanı Ersin Özince, yönetim kurulu üyeleriyle birlikte Denizli Sanayi Odası’nı (DSO) ziyaret etti. DSO Başkanı Müjdat Keçeci, Denizli ekonomisinin yapısı hakkında bilgi verdi. Türk bankacılığı ve sermaye piyasasının gelişmekte olan ülkelerin ortalamasına dahi henüz ulaşamadığını vurgulayan Ersin Özince ise, “Bunun için bu sektörlerimizin büyütülmesi lazım ki, Türk müteşebbisinin ihtiyaçlarını karşılayabilsin. Türkiye’nin buna ihtiyacı var. Türkiye’nin refahını karşılayabilsin. Sektörümüzün çok daha gelişmeye ihtiyacı olduğunu devletimizin yönetimine sürekli iletiyoruz. Bunun için çareleri de gösteriyoruz” dedi.
Halen bankacılık sektöründe uzun vadeli kaynakları olmadığını belirten Özince, “Her şey çok iyi diyoruz ama bankacılık sektörüne 3 aydan fazla mevduat gelmiyor. Bankacılık sektörü ülkesinde tahvil veya başka bir surette uzun vadeli Türk Lirası finansmanını sağlayamıyor. Sınai ve altyapı yatırımlarını yaptığımız yıllardaki gibi devletin ön ayak olduğu reeskont kredileri, uzun vadeli teşvik kaynaklar artık yok. Rakibimiz olan Çin ve Güney Kore gibi ülkelerde var. Kısacası biz bankalar, bize ne gelirse onu aktarıyoruz” diye konuştu.

Özince, “Türk bankacılık sektörü, 2007 krizinde dahi 20 milyar doların üzerinde bir yapılandırma yapmıştır. Sorunlu kredi oranı çok büyümüştür. Bankacılık sektörü bunu bir şekilde çözmüştür, çözmeye çalışmıştır. Yanlış veya hoşa gitmeyen, sıkıntılı konular da ortaya çıkmıştır. Bunların çoğu maalesef bankacılık sektörünün de idari inisiyatif kullanamadığını, yani kuralların, mevzuatın gereği ortaya çıkmıştır. Yoksa, biz bu ülkenin bankacıları, bu ülkenin işadamlarının bankacısıyız. Bizim başka bir niyetimiz yok” dedi.

Türkiye’nin daha vadeli bir finansman yapısına kayması gerektiğini vurgulayan Özince, “Biz sıcak para diyoruz, yabancı sıcak para gelsin diyoruz ama aslında bizim yerli paramız da sıcak. Bunu, TOBB’la mutabakat içinde uzun yıllardır söylüyoruz. Yani kimi zaman dışarıya yansıyanların tersine, Türk bankacıları Türk işadamları ile tam bir mutabakat içindedir. Ufak tefek güncel anlaşmazlıklar, sıkıntılar hariç” diye konuştu.

HAVALE ÜCRETLERİNİN YÜKSEKLİĞİ

Ersin Özince ve bankaların genel müdürleri daha sonra Denizli Valisi Yavuz Erkmen’i de makamında ziyaret etti. Özince burada basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Özince, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan‘ın, bankalararası havale ücretlerinin yüksek olmasından yakınıp taksiyle kendi götürse daha ucuza geleceği yönündeki açıklamasının anımsatılması üzerine şunları söyledi:

“Denizli ziyaretimizde işadamlarıyla görüşmelerimizde, havale komisyonundan çok daha önemli görüşmelerimiz olacak. Öncelikli konularımız Türkiye’de üretimin, istihdamın, dış ticaretin dolayısıyla Türk insanının refahını geliştirilmesini sağlamak. Konularımızı bu kadar kısıtlı alanlara sokmuyoruz. Havale ücretleri hususu BDDK ’nın 10.kuruluş yıldönümünde Başbakan Yardımcımızın dikkatini çekecek kadar önemli bir husus haline gelmişse, buna da serbest piyasa ekonomisi, rekabet koşulları içerisinde çare bulunacaktır. Bizim konumumuz bugün ümit ediyorum ki, işadamlarımızla Türkiye’nin yarınlardaki rekabet gücü için nasıl yatırımları yönlendirebiliriz, nasıl istihdamı arttırabiliriz bu olacak.”

Diyor, sektörün duayyeni, ve çok değerli,  açık sözlü kişiliğiyle Ersin Özince. Açık sözlülüğünü takdir etmemek elde değil.

Lakin, yine de iki konu aklımıza takılıyor.

Birincisi sektöre hala üç aydan fazla vadeli mevduatın gelmediğinden şikayet ediyor. Ama bir yıllık mevduta verilen faizin üç aylığa verilenden yarın puan bile farkı yok. Bu zaten bankanın üç aydan uzun vadeli mevduatı istemediğini gösteriyor. Kim kime şikayet ediliyor, bu belli değil.

İkincisi ise havale ücretlerinin yüksekliği konusunu es geçiyor, önemsemiyor. Konunun piyasa serbestisi prensibine uygun olduğunu, liberal ekonominin piyasaları düzenleyen görünmez elinin bu konuyu da düzenleyeceğini belirtiyor.  Ancak herkesin bildiği bir şey varsa o da serbest piyasa kurallarının en az işlediği alanının bankacılık olduğudur. Çünkü piyasaya giriş ve çıkış çok sıkı kontrola ve izne bağlıdır. Bu şartlarda serbest piyasaların görünmez elinin bankacılık sektörüne uğramayacağı da açıktır. Kendimizi kandırmasak diyorum.

KMH Sorunu

casioUFUK ŞANLI / Sabah
Bankaların aylık yüzde 4.5 ila 5.5 arasında değişen faizlerle kullandırdığı ek hesaplara çeki düzen geliyor. Bankalar alarma geçti.
Sabah’ın gündeme getirdiği ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Tevfik Bilgin’in de “Ya bankalar düzeltir, ya da biz düzeltiriz” diyerek sert mesajlar verdiği ek hesaplar konusunda bankalar da harekete geçti. Türkiye Bankalar Birliği (TBB) çatısı altında toplanan 20 bankanın yöneticisi kamuoyundan gelen eleştirilere cevap vermek ve BDDK’ya karşı izlenecek stratejileri belirlemek için biraraya geldi. Görüşmede TBB’ye son dönemde Kredili Mevduat Hesapları (KMH) veya halk arasında bilinen ismiyle ‘ek hesaplar’ konusunda çok sayıda şikâyet geldiği ortaya çıkarken, şikayetlerin önemli bir bölümünün yüksek faiz oranlarından kaynaklandığı anlaşıldı. Toplantıda aylık faizi yüzde 4.5 ila 5.5 arasında değişen ve yıllık bileşik faizi yüzde 90′ları bulan ek hesaplar konusunda bankaların farklı stratejiler izlediği ortaya çıktı. Bazı bankaların faiz indirimini gündeme getirdiği öğrenilirken, bazıları da faiz indirmeden tüketiciyi ve BDDK’yı ikna etmek amacıyla çeşitli formüller üzerinde durduğu belirtildi. Yüksek miktarda ek hesap kullandıran ve buradaki faiz gelirinden vazgeçmek istemeyen bankaların, BDDK’ya, “Sen faize karışma, biz de uygulamaya çeki düzen verelim. Olay tatlıya bağlansın” şeklinde bir mesaj vermeye hazırlandığı ifade edildi. BDDK’ya yakın kaynaklar ise bankacıların böyle bir öneriyle gelmesi halinde çok sert bir cevap alabileceğini düşünüyor. Aynı kaynaklar, Kurul’un bu konudaki görüşünün ek hesap faizinin kredi kartı faiz oranlarına eşitlenmesi yönünde ağırlık kazandığını belirtiyor. Bu kaynaklar göre, bankalar açısından ek hesapların taşıdığı riskin kredi kartlarından daha fazla değil. Bu yüzde ek hesap faizinin kredi kartından yüksek olması haksız uygulamaya neden oluyor. Öte yandan TBB’deki toplantıda bazı bankaların telefon ve internet üzerinden ek hesap kullanımını teşvik etmesi de tartışma konusu oldu.

ANAPARAYA DOKUNMADAN FAİZ ALMAYA DEVAM EDİLİYOR
KMH hesaplarının toplam tutarı 30 Mart itibariyle 2.7 milyara ulaşırken, konuyla ilgili net bir düzenleme olmaması nedeniyle bankalar farklı yöntemler uyguluyor. Bazı bankalar, ay sonunda müşterisinin maaşı yatınca ek hesaptan çekilen borcun tamamını kapatırken, bazıları sadece kendi belirlediği asgari tutarı tahsil ediyor. Böylece yüksek faiz gelirinin devam etmesi sağlanıyor. Bir kısım bankanın ise tıpkı kredi kartında olduğu gibi, faizi tahsil ederek, anapara borcuna dokunmadığı belirlendi. Bu bankalar anaparaya dokunmadığı için müşterisine yüksek faiz işletmeye devam ediyor.

ATM’lerin ortak kullanımında komisyon sorunu (2/11/2009 Dünya Gazetesi)

Bu aralar, banka yöneticilerinin, Murphy yasalarından “hayatta hiçbir iyilik cezasız kalmaz” kuralını andıklarını düşünüyorum. Yaptıkları iyi bir girişimin kamuoyunda bu kadar kötü algılandığı başka bir örnek oldu mu hatırlamıyorum doğrusu. En az 10 yıldır zaman zaman dile getirilen, ülkemizdeki tüm ATM’lerin bütün kartlara açık olması hayali nihayet gerçekleştirildi ve kamuoyuna gururla duyuruldu. Banka kartları sektörü için gerçekten önemli bir aşama gerçekleştirildi. Fakat alınan işlem komisyonlarının ön plana çıkmasıyla, bankaların kendilerine yeni gelir kaynakları yaratma çabasından ibaret bir girişim değerlendirmesiyle yüz yüze geliverdi. Kart hamillerine getirilen geniş ATM ağına sahip oluverme avantajı bir kenara bırakılıverdi. Tüketici dernekleri, emekçi haklarını koruyan sendikalardan çok daha cevval bir şekilde bu konuda savaşıyor. Takdir etmek lazım. Bankacılar ise “Bedava hizmet verilemez, elbette her hizmetin bir bedeli olacak!” diye uygulamalarını savunuyorlar. Kimin ne kadar haklı olduğunu anlamak için bu uygulamayı biraz daha detaylı analiz etmek gerekiyor. Devamını Okumak için »

Kredi Kartı Faizlerinde Sınırlamalar Nasıl Aşılır

2001 yılında patlayan ekonomik krizle beraber ortaya çıkan kart mağdurları kitlesinin derdine bir ölçüde derman olmak ve sonrası için de kart hamilerini koruyucu önlemleri oluşturmak amacıyla 23.2.2006 tarihinde 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu kabul edilmiştir.

Yasa çıkmadan önce ticaret odalarından tüketici derneklerine kadar herkesin en çok üzerinde durduğu konu faizlerin ne kadar yüksek olduğu konusuydu.  Yasa koyucu bu konu hakkında kendini bir şeyler yapmaya mecbur hissettiği için, yasanın 26. maddesine “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, azami akdi ve gecikme faizi oranlarını tesbit etmeye yetkilidir ve belirlediği bu oranları 3 ayda bir açıklar” fıkrasını eklemiştir.

T.C.Merkez Bankası da bu hükmü uygulamaya ve üç ayda bir faiz oranlarını ilan etmeye başlamıştır.

01.04.2009 tarihinden itibaren T.C.Merkez Bankasının 2009/2 sayılı tebliği ile  bankalarca kredi kartı işlemlerinde  uygulanacak aylık azami akdi faiz oranı, YTL için yüzde 3.96, gecikme faiz oranı ise, 4.71 olarak uygulanmaktadır.

Bir diğer koruyucu önlem de, yine yasanın 26. maddesinde yer alan kredi kartı borçlarına, temerrüt hali de dahil olmak üzere hiçbir şekilde bileşik faiz uygulanmayacağı hükmüdür.

Görüldüğü gibi, yasa koyucu kart hamillerini korumaya dönük ciddi önlemler almıştır. En azından almaya çalışmıştır.

Peki, bu önlemler uygulamaya ne kadar yansımıştır? Devamını Okumak için »

Karlı sektörlere hücum…

Kart ücretlerini görüşen vekiller demişler ki, ” Bankalar zaten kredi kartı işinden çok para kazanıyorlar. Ayrıca vatandaşa kart ücreti yüklemenin anlamı yok” demişlerdi.

O halde sırada iyi kar getiren diğer sektörler de var demektir…


Catchable fatal error: Object of class WP_Error could not be converted to string in /home/content/i/l/h/ilhansungur/html/is/wp-content/themes/mystique/archive.php on line 37