<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İlhan Sungur &#187; rus</title>
	<atom:link href="http://www.ilhansungur.com/tag/rus/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ilhansungur.com</link>
	<description>Kartlı yaşam güzeldir, özellikle karta muhtaç değilsen...</description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Aug 2011 07:16:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Ölüler üzerinden tarih</title>
		<link>http://www.ilhansungur.com/2009/06/oluler-uzerinden-tarih/</link>
		<comments>http://www.ilhansungur.com/2009/06/oluler-uzerinden-tarih/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Jun 2009 13:41:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isungur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarihten]]></category>
		<category><![CDATA[1915]]></category>
		<category><![CDATA[ermeni]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[rus]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilhansungur.com/?p=188</guid>
		<description><![CDATA[“Ölü sayısı önemli değil” Yalnız sayılar konuşulmaya başlandığında bu savunma hep Türk ölülerinin hesabı sorulduğunda ortaya çıkıyor. O zaman ölü sayısının önemi olmadığı vurgulanıyor. Ama diğer zamanlarda 1,5 milyon veya 600.000 ermeni öldürüldüğü rahatça söyleniyor. Sayıların önemi yok mu, tabii ki var, Eğer soykırım var ise ortada savaş yoktur ve tek taraflı bir katliam söz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">“Ölü sayısı önemli değil”<br />
Yalnız sayılar konuşulmaya başlandığında bu savunma hep Türk ölülerinin hesabı sorulduğunda ortaya çıkıyor. O zaman ölü sayısının önemi olmadığı vurgulanıyor. Ama diğer zamanlarda 1,5 milyon veya 600.000 ermeni öldürüldüğü rahatça söyleniyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Sayıların önemi yok mu, tabii ki var, Eğer soykırım var ise ortada savaş yoktur ve tek taraflı bir katliam söz konusudur. Nazilerin yaptığı budur.<br />
Ama bir savaş ortamı varsa karşılıklı ölümler kayıplar söz konusudur. Sayıların anlamı buradadır, kimin kime kaç gol attığının hesabı değildir sorun.<br />
Ölümlerin yok oluşların sonucunda yağmacılık her yerde her zaman olmuştur. Ama bu bir sonuçtur ve kimse savunamaz. Önemli olan bunu tehcirin nedeni görüp görmemek. Gerekçe bu olsaydı, Osmanlı neden tarihinin en güçsüz zamanında bunu yapsındı. Anadolu insanında böyle bir hedef hiçbir zaman olmadı.<span id="more-188"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Bugün açıkca ortaya çıkan bir şey var. Ermeni örgütlenmeleri sadece Doğuda değildi. İstanbulda bile vardı. İstanbuldaki kiliselerde bile silah depoları ortaya çıkıyordu. Osmanlı Bankasını işgal edebiliyorlardı. Babıaliye yürüyebiliyorlardı. İzmire çıkan Yunan kuvvetlerine destek veryorlardı. Bir gerçek daha var, Ermeni komitacıları kendilerine katılmayan destek vermeyen Ermenileri de terörize ediyorlardı maalesef.<br />
Trajedi çok büyük tabii ki ve Anadolu için bu insanları kaybetmiş olmak çok çok büyük bir kayıp. Ama bunun sorumluluğunun sadece savunma güdüsüyle hareket eden Talat Paşa’larda olduğunu düşünmüyorum. Asıl suçlular Hınçak’lar Taşnaksütyunlar ve onlara kucak açıp besleyen Ruslar ve batılı emperyalistlerdir. Asıl hesap onlardan sorulmalıdır. Ermeni komitacıların Türklere saldırırken kullandıkları silahları sağlayan bunlardır. Bu konuda pek çok itiraf ve belge var.<br />
Osmanlılar, Ermeni olaylarının hesabını verdiler. İşgalden önce savaşın içindeyken, kendi mahkemelerinde hem de. 67 idam çıktı.<br />
Suçlu bulunanların sayısı 654’e varıyordu. Nazi soykırımında bu kadar adam suçlandı mı acaba. İşgalden sonra İşgal mahkemelerinin yaptığı yargılamalar ve tutuklamaların ise haddi hesabı yok.<br />
Ancak onca kan dökmelerine rağmen bir tek Ermeni dahi yargılanmamıştır. İşgalci yetkililere ikide bir, Allah’tan sonra Britanyalılara inandığını söyleyen Damat Ferit Paşa, o ülke yüksek komiserinin elinden aldığı listelerle tutuklama emirleri yağdırıyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">İngilizler bütün arşivlere el koymuş olmalarına ve didik didik aramalarına rağmen soykırımla kimseyi suçlayamadılar. Bu konuda Amerikalılardan dahi yardım ğistediler, sonuç lamadılar.<br />
Sn. Dervişoğlu yazısında bu yargılamaları dahi küçümsüyor, yeterli bulmuyor. Dahası ne olabilirdi acaba?<br />
Birinci Dünya Savaşından sonra toplanan Paris Barış Konferansında Ermeni Ulusal Kurulu Başkanı Bogos Nubar Paşa, Fransız Dışişleri Bakanlığına hitaben yazdığı resmi yazıda, 6-700.000 kişinin tehcire tabi tutulduğunu, bunlardan 390.000’inin yerlerine vardığını söylüyor. Aradaki fark 260.000 kişinin Tüklerce öldürüldüğünü yazmıyor !<br />
Dervişoğlu yazısında Sosyalist ahlakın gereklerinden bahsediyor ama Ermenistanın ilk Sosyalist Başbakanı Kazaçnuni’nin 1984’te Türkkaya Ataöv tarafından dört dilde yayınlanan olaylardaki sorumluluklarını anlatan ve Ermenistanda yayını yasaklanan, 1923’te Taşnak Kongresine sunduğu raporda yer alan;</p>
<p style="text-align: justify;">“1915 yazında ve sonbaharında uygulanan tehcirin Avrupalı diplomatlar tarafından kendilerine söz verilen bağımsız Ermenistan hayalini suya düşürdüğünü, Türkiye&#8217;nin ne yaptığını çok iyi bildiğini ve bugün pişmanlık duyması için hiçbir neden olmadığını”,<br />
“Kayıtsız şartsız Rusya&#8217;ya bağlandık. Temelsiz bir şekilde Çarlık hükümetinin çabalarımız ve yardımlarımız karşılığında bize Türkiye&#8217;deki özgürleşmiş Ermeni vilayetlerinden ve Transkafkasya&#8217;daki Ermenistan&#8217;dan oluşan özerk Ermenistan&#8217;ı bahşedeceğinden emindik.”<br />
“Kafamızda kavak yelleri esiyordu. Kendi dileklerimizi başkalarına dayattık, içi boş laflara, yetkisiz kişilere çok önem verdik, girdiğimiz hipnozun etkisiyle gerçekleri görmemeye başladık ve hayal alemine daldık.&#8221;<br />
“1920 sonbaharında Türklerin gözünde gülünç bir boyutta olmadığımızı hatırlamak gerek. Geçmiş iki senenin felaketleri unutulmuştu bile. Halk, biraz dinlenmiş, hayata dönmüştü, İngilizler tarafın dan iyi giydirilmiş ve silahlandırılmış bir ordumuz vardı. Yeteri kadar askeri yedeğimiz de vardı Elimizde Kars gibi önemli bir kale de bulunuyordu. Son olarak, o zaman basit bir kâğıt parçası olmayan Sevr Antlaşması, Türklere karşı büyük bir kozdu. (&#8230;)”<br />
&#8220;Sevr Antlaşması, gözlerimizi kör etmişti.”<br />
&#8220;Bugün anlıyoruz ki, Sev Antlaşması yerine Türklerle doğrudan bir antlaşmaya yanaşmış olsaydık, çok şey kazanırdık. O zaman bunu anlamadık. (&#8230;)”<br />
&#8220;Olgu, affedilemez olgu şu dur ki, savaştan kaçınmak için hiçbir şey yapmadık, tam tersine savaşa biz yol verdik. Affedilemezliği ise Türkiye&#8217;nin askeri gücünden haberdar olmamamız ve kendi ordumuzu tanımamamızdır.”<br />
&#8220;Savaş, tam bir mağlubiyetle sonuçlandı. Karnı tok, iyi silahlandırılmış ve giydirilmiş ordumuz savaşmadı. Ordularımız, devamlı geri çekildi, silahlarını bırakıp köylerine kaçtı”</p>
<p style="text-align: justify;">ifadelerini görmezden gelip, hala suçluluk psikozundan çıkamıyor, içimizde suçlu aramaya devam ediyor.<br />
Kaçaznuni&#8217;nin raporunun özünü oluşturan en önemli noktalardan biri de 1914&#8242;lerden beri gelişen süreçte Türk-Ermeni ilişkilerini bir savaş hali olarak ele alması. Türkiye&#8217;yi sorumlu tutacak herhangi bir söz sarf etmiyor. Çünkü Taşnakları ve onun peşine takılan Ermenileri savaşın bir tarafı, Türkiye&#8217;yi ise savaşın diğer tarafı olarak değerlendiriyor. Ve bu savaşın sonunda gerek yukarıda saydığı hatalarından gerekse de Türkiye&#8217;nin gücünün ağır basmasından dolayı Türklerin zaferle çıktığı tespitini yapıyor. Taşnaksutyun&#8217;a ise bu mağlubiyetin sonunda, kendi deyimiyle, intihar etmek düşüyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Sn. Dervişoğlu 90 sene sonra yorumlar yapmak zorunda değil. Hele belgelenmiş konularda yoruma hiç yer olmaz.<br />
Görüldüğü gibi olaylar 90 sene önce ve dönemin etkin ve sorumlu siyasetçilerince yorumlanmış. Bu yorumları değiştirecek yeni belgeler varsa mutlaka bilmeliyiz. Ama yoksa da, var olana itibar etmek kaçınılmaz. Aksi tavır bilim dışıdır.<br />
Dervişoğlu’nun yazısı, 90 yıllık tek yönlü Ermeni propagandasının artık Türkleri de etkisi altına aldığını düşündürüyor yalnızca.<br />
Şüphesiz ki Osmanlı Devletini yönetenler, Balkanlarda yaşananların Anadoluda yaşanmasına izin vermeyecekti. Bunda haklıydılar.<br />
Bugün Ermeni olayları gerekçesiyle aleyhimize karar alanlar, Ermeni hakları için uğraşıyor değiller, Başka politik hesaplar vardır hepsinin arkasında, aynen eskiden olduğu gibi.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu insanlar Anadolu’da kalsalardı, bugün Anadolu gerçekten bağnazlığın pençesine bu kadar düşmeyebilirdi. Ama taşnakların Hınçakların kontrolü altında Truva atı gibi kalmaları da mümkün değildi.<br />
Dürüst Ermenilerin dahi sonuçlarından kendilerini sorumlu gördükleri tehcir olaylarını, kraldan çok kralcılıkla bizim “soykırım” diye nitelemeye kalkmamızı nasıl yorumlamak gerekir bilemiyorum.<br />
Diaspora bunu savunacaktır. Çünkü onların varlık sebepleri haline gelmiştir. Cemaat olmak için bir kutsal acıya gerek duyuyorlar ve sorumlu bir günah keçisi bulup topluca lanetlemeleri gerekiyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilhansungur.com/2009/06/oluler-uzerinden-tarih/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

