<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İlhan Sungur &#187; kart</title>
	<atom:link href="http://www.ilhansungur.com/tag/kart/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ilhansungur.com</link>
	<description>Kartlı yaşam güzeldir, özellikle karta muhtaç değilsen...</description>
	<lastBuildDate>Sat, 07 Aug 2010 23:13:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Kart Hamili Koruma ve Kollama Yönetmeliği</title>
		<link>http://www.ilhansungur.com/2010/08/kart-hamili-koruma-ve-kollama-yonetmeligi/</link>
		<comments>http://www.ilhansungur.com/2010/08/kart-hamili-koruma-ve-kollama-yonetmeligi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Aug 2010 20:44:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isungur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yönetmelikler]]></category>
		<category><![CDATA[asgari ödeme]]></category>
		<category><![CDATA[banka]]></category>
		<category><![CDATA[bddk]]></category>
		<category><![CDATA[kart]]></category>
		<category><![CDATA[ödeme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilhansungur.com/?p=499</guid>
		<description><![CDATA[Temerrüde düşmüş kart borçlularının sayısında ne zaman artış olsa bizim ülkede hemen gündemin birinci sırasında yerini alır konu. Doğal olarak herkes ortada bir sorun var, çözüm gerekir diye dövünmeye, sorumlu aramaya başlar. Gözlerin ilk çevrildiği yer de, bermutat BDDK olur. Kart konusunda önerilen çözümler de her zaman, kartı yasaklama, kullanımını azaltma, kartı kredi aracı olmaktan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ilhansungur.com/wp-content/uploads/2010/08/images.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-505" title="images" src="http://www.ilhansungur.com/wp-content/uploads/2010/08/images.jpg" alt="images" width="225" height="225" /></a>Temerrüde düşmüş kart borçlularının sayısında ne zaman artış olsa bizim ülkede hemen gündemin birinci sırasında yerini alır konu. Doğal olarak herkes ortada bir sorun var, çözüm gerekir diye dövünmeye, sorumlu aramaya başlar.</p>
<p>Gözlerin ilk çevrildiği yer de, bermutat BDDK olur.</p>
<p>Kart konusunda önerilen çözümler de her zaman, kartı yasaklama, kullanımını azaltma, kartı kredi aracı olmaktan çıkarma yolunda öneriler olur.</p>
<p>Devleti hayatın her alanından çıkarmayı, olabildiğince fonksiyonsuzlaştırmayı, ekonomik alandaki her türlü müdahalesini ortadan kaldırmayı, devleti seyirci durumuna getirmeyi liberallik ve demokrasi adına yıllardır savunan bu toplum, nedense konu kredi kartları olunca derhal yasaklayıcı, müdahaleci devletçi bir ekonomi anlayışına dönüveriyor.</p>
<p>Banka ve Kredi Kartları Yönetmeliğinin kart limitlerinin tespitine ilişkin 22. maddesinde yapılması öngörülen yeni bir değişiklik, kartları kredili kullanmayı ciddi bir ayıp haline getirecek. Öngörülen değişiklik;</p>
<p>“En az üç dönem üst üste, asgari ödeme tutarı ile toplam dönem borcunun %50’si arasında ödeme yapılan kredi kartlarının limitleri, dönem sonu borcunun tamamının ödenmesine kadar artırılamaz ve bu tür kartların nakit kullanımına kapatılmasına yönelik tedbirler alınır”  demekte.</p>
<p>Kamu otoritesi, kart hamillerini koruma güdüsüyle onları kredi kartı kullanmaktan vazgeçirmeye çalışıyor sanki. Kartları sadece ödeme aracı olarak kullanın, kredi kullanmayın. Kredi ihtiyacınız için bireysel kredilere başvurun demek istiyor. Kamu otoritesi sürekli kredi kullanan kişiler için, “zor durumdalar, bunlara göz kulak olmazsak kendilerini batırırlar” düşüncesi ile, bankalara uyarıda bulunuyor bu kişilerin kredi limitini artırmayın ve bunlara nakit kredi kullandırmayın deme ihtiyacını duyuyor.</p>
<p>Devlet 1980 sonrasında  terk edilen “babalık” fonksiyonunu yeniden üstleniyor.</p>
<p>İyi mi kötü mü diye acele bir yorumda bulunmak bence doğru değil.</p>
<p>Ama bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler döneminin sonuna gelindiğinin ilanı olarak algılamak da yanlış değil.</p>
<p>Bu anlayışa dönen bir devletin bundan sonra özelleştirmeciliği savunması da kolay olmayacak gibi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilhansungur.com/2010/08/kart-hamili-koruma-ve-kollama-yonetmeligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ATM’lerin ortak kullanımında komisyon sorunu (2/11/2009 Dünya Gazetesi)</title>
		<link>http://www.ilhansungur.com/2009/11/atm%e2%80%99lerin-ortak-kullaniminda-komisyon-sorunu-2112009-dunya-gazetesi/</link>
		<comments>http://www.ilhansungur.com/2009/11/atm%e2%80%99lerin-ortak-kullaniminda-komisyon-sorunu-2112009-dunya-gazetesi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Nov 2009 19:11:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isungur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Di-yorum]]></category>
		<category><![CDATA[Sektörden]]></category>
		<category><![CDATA[5464]]></category>
		<category><![CDATA[Bankacılık]]></category>
		<category><![CDATA[hesap]]></category>
		<category><![CDATA[kart]]></category>
		<category><![CDATA[kart hamili]]></category>
		<category><![CDATA[komisyon]]></category>
		<category><![CDATA[kredi kartı]]></category>
		<category><![CDATA[ORTAKNOKTA]]></category>
		<category><![CDATA[ücret]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilhansungur.com/?p=378</guid>
		<description><![CDATA[Bu aralar, banka yöneticilerinin, Murphy yasalarından “hayatta hiçbir iyilik cezasız kalmaz” kuralını andıklarını düşünüyorum. Yaptıkları iyi bir girişimin kamuoyunda bu kadar kötü algılandığı başka bir örnek oldu mu hatırlamıyorum doğrusu. En az 10 yıldır zaman zaman dile getirilen, ülkemizdeki tüm ATM’lerin bütün kartlara açık olması hayali nihayet gerçekleştirildi ve kamuoyuna gururla duyuruldu. Banka kartları sektörü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu aralar, banka yöneticilerinin, Murphy yasalarından “hayatta hiçbir iyilik cezasız kalmaz” kuralını andıklarını düşünüyorum. Yaptıkları iyi bir girişimin kamuoyunda bu kadar kötü algılandığı başka bir örnek oldu mu hatırlamıyorum doğrusu. En az 10 yıldır zaman zaman dile getirilen, ülkemizdeki tüm ATM’lerin bütün kartlara açık olması hayali nihayet gerçekleştirildi ve kamuoyuna gururla duyuruldu. Banka kartları sektörü için gerçekten önemli bir aşama gerçekleştirildi. Fakat alınan işlem komisyonlarının ön plana çıkmasıyla, bankaların kendilerine yeni gelir kaynakları yaratma çabasından ibaret bir girişim değerlendirmesiyle yüz yüze geliverdi. Kart hamillerine getirilen geniş ATM ağına sahip oluverme avantajı bir kenara bırakılıverdi. Tüketici dernekleri, emekçi haklarını koruyan sendikalardan çok daha cevval bir şekilde bu konuda savaşıyor. Takdir etmek lazım. Bankacılar ise <em>“Bedava hizmet verilemez, elbette her hizmetin bir bedeli olacak!”</em> diye uygulamalarını savunuyorlar. Kimin ne kadar haklı olduğunu anlamak için bu uygulamayı biraz daha detaylı analiz etmek gerekiyor.<span id="more-378"></span></p>
<p><strong>Tarihsel gelişim</strong><br />
Tüm ATM’lerin ortak kullanılmadığı dönemde, bankalar üç gruba ayrılmıştı. Bir grup Altın Nokta altında toplanmıştı, görece büyük bankalardı. Karşılarında da küçük ve orta ölçekli bankaların oluşturduğu Ortak Nokta grubu vardı. Üçüncü grup ise hiçbir grupta yer almayan, ATM’lerini prensip olarak paylaşıma açmayan İş Bankası ve Ziraat Bankası gibi bankalardı. ATM’lerin paylaşımında asıl problemin, banka kartları cephesinde çıktığını özellikle belirtelim. Kredi kartlarında kimse cimrilik yapmıyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">Banka kartlarında sorun çıkmasının nedeni ise banka kartlarının arkasında bir mevduat hesabı olması. Banka kartları sadece vadesiz mevduat hesabı olan müşterilere veriliyor. Kredi kartları için ise hesap zorunluluğu bulunmuyor. Vadesiz tasarruf mevduatı bankalar için stratejik öneme sahip bir ürün. Bankalar, mevduat müşterisini kaptırmamak adına ATM’lerinde banka kartlarının kullanımına, özel anlaşmalar dışında, izin vermediler.</p>
<p style="text-align: justify;">En büyük sıkıntıyı da orta ve küçük ölçekli bankalar çekiyordu. Her birinin ATM sayısı sınırlı olduğundan, binlerce ATM sahibi olan büyükler karşısında rekabet şansları kalmıyordu. O nedenle paylaşım onlar için hayati bir zorunluluktu. Ortak nokta bu nedenle kurulmuştu.</p>
<p style="text-align: justify;">Sorunlarını da önemli ölçüde halletmişti, çünkü küçükler bir araya geldiklerinde büyük bir ATM havuzu ortaya çıkıverdi ve küçük bankalar da büyükler kadar yaygın bir ATM şebekesinden hizmet alır hale geliverdiler. Bu durum büyüklerin küçüklere karşı elde tuttukları donanımdaki rekabet üstünlüğünü de ortadan kaldırmıştı. Gerek Ortak Nokta gerekse Altın Nokta grupları kendi içlerinde başka banka ATM’lerinden para çekilmesi halinde ATM’si kullanılan bankaya, kartı ihraç eden banka tarafından komisyon ödenmesi prensibini uyguluyorlardı.</p>
<p style="text-align: justify;">Bunun anlaşılır bir nedeni vardı; çok sayıda ATM sahibi banka daha az sayıda ATM sahibi bankaya ATM yatırımlarından yararlanma hakkını tanıyorsa, doğal olarak bu yatırıma da yararlandığı oranda katılmasını talep edecekti. Zaten bankalar baştan beri akreditiflerde, para transferlerinde olduğu gibi, birbirlerine verdikleri her hizmet için komisyon alırlardı. Komisyon bu nedenle “bankalar arasında” bir komisyon olarak ortaya çıktı.</p>
<p style="text-align: justify;">Bankalar bu komisyonu müşteriye yansıtıp yansıtmamak konusunda kararlarını kendileri veriyordu. Bankaların tümü, kredi kartı ile çekilen nakit avanslar nedeniyle müşteri hesaplarına komisyon yansıtmakta hiç tereddüt etmediler. Müşteriler de bunu banka kaynağını kullanmanın bedeli olarak itirazsız kabullendiler. Ancak banka kartları konusunda bu ücretleri yansıtmada o kadar rahat değillerdi, çünkü müşteri banka kaynağını kullanmıyor, kendi parasını çekiyordu. Kendi parasını çeken kişiye, kendi parasını çektiği için ücret tahakkuk ettirmek o kadar kolay değildi. Nitekim bir çok banka bu komisyonu müşterisine yansıtmadı, kendi giderlerinden karşıladı.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Paylaşımın tüm banka ve ATM’leri kapsamına alması</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Kısıtlamaların getirdiği rekabet üstünlüğünün ortadan kalktığı günümüzde, uygulama esasları da aynı olan bankaların ATM’lerini tümüyle birbirlerinin kullanımına açmaları beklenen bir şeydi. Bu kilidi açan anahtar ise, işlemler için ATM’si kullanılan bankaya, menfaatler dengesinin korunması için ödenen ücret oldu. Bankalar arasında yapılan işlemlerin karşılıklı ücretlendirilmesi, ATM’lere büyük yatırım yapmış olan bankaların menfaatini veya haklarını koruyor, onların ATM’lerinden daha fazla işlem yapılacağı için alacakları komisyon ile ödeyecekleri komisyon arasında lehlerine net bir fark olacağından, yatırımlarından ek gelir elde etme olanağını sağlamış oluyor. Az ATM’si olan bankaları düşünürsek, onların kartları daha çok diğer ATM’lerde çalışacağından ödedikleri ücretler tahsil ettikleri ücretlerden fazla olacak, yararlandıkları hizmet için net bir bedel ödemiş olacaklar.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Komisyon alımı</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Peki, bankalar ATM yatırımlarını müşterilerine daha önce yansıtıyor muydu? Elbette hayır. ATM yatırımlarını yaparken, bunu banka kartları ile kullanacak olan kendi müşterisine ödetmeyi değil, bu yatırımın sağlayacağı verim artışına güveniyorlardı. Başka kartlara verilen hizmetlerden alınan ek ücretler ise yatırımın geri dönüş süresini kısaltan ek gelirler olarak değerlendirildi.</p>
<p style="text-align: justify;">Peki, şimdi hiç ATM yatırımı yapmamış veya çok az yapmış bankalar, yatırım yapsa bu ATM’ler için ödeyeceği bedelleri neden müşterisine, üzerine kar da koyarak yansıtıyor? Neden bunu uzun döneme yayılmış bir ATM yatırımı harcaması olarak değerlendirmiyor? Kendisi ATM yatırımı yapsaydı bu bedelleri peşin olarak ödeyecek ve hesap sahibi kart hamillerine yansıtamayacaktı. Şimdi hangi gerekçeyle yansıtıyor? Yansıtmakla kalmayıp doğrudan gelir kaynağı olarak kullanıyor?</p>
<p style="text-align: justify;">Tüm bankalar eşit sayıda ATM’ye sahip olsa ve hepsi de dengeli bir şekilde kullanılsa, karşılıklı olarak alınan ve verilen ücretler eşit olacağından kimse birbirlerinden net gelir elde edemeyecekti. Bu durumda böyle bir ücret alışverişinin anlamı kalmayacağından, bankalar birbirlerinin ATM’lerini ücretsiz kullanacaklar, kullandıracaklar, böylece kart kullanıcılarına yansıtılacak ekstra bir gider de söz konusu olmayacaktı. Bu konuda bir eşitsizlik olduğundan, ücret, ATM’lere fazla yatırım yapmış olan bankaların haklarını korumak açısından dengeleyici bir göreve sahip. Bu ücretin kart hamillerine yansıtılmasının etik olup olmadığına bir de bu yönden bakmak gerek. Siz hem yeterli ATM yatırımı yapmayacaksınız, hem de bu hizmeti hazır ATM yatırımlarından alıp, bedelini birkaç katıyla kart hamillerine ödeteceksiniz. Kart hamilleriniz size vadesiz mevduat yatırırken bir kabahat mi işliyorlar ki onları cezalandırıyorsunuz?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Komisyonların müşteriye yansıtılmasında parametreler</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Hakkaniyet bankalar arasında ATM kullanımının ücretlendirilmesini gerektiriyor. Ancak uygulamada görüyoruz ki, kart veren bankalar, ATM sahibi olan bankalara ödedikleri ücreti kart hamili müşterilerine yansıtma konusunda çok farklı politikalara sahipler. Bankaların birbirlerine ödeyeceği kullanım ücretleri sabit olduğu halde, bu ücretlerin kart hamiline yansıtılması hususunda tam bir serbestlik bulunmaktadır. Bu noktada bankalar ayrışmaya başlıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Eğer bir banka, kart hamili müşterilerinin başka banka ATM’lerini kullanmasını istemiyorsa, başka banka ATM’sini kullanma ücretini müşterisine yüksek yansıtacaktır. Kendi ATM’lerinin kullanımı beklenen verimliliğe ulaşmamış bir banka bu yöntemi tercih edebilir. Önce kendi kart hamillerinin başka banka ATM’lerini kullanmaktan caydıracak, diğer bankaların müşterilerinin kendi ATM’lerini kullanmasını sağlayıp, ATM’lerini yüksek kapasitede ve yüksek verimlilikle çalıştırmayı amaçlayacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Eğer bir banka, kart hamili müşterilerinin başka banka ATM’lerini kullanmasını teşvik etmek istiyorsa, başka banka ATM’sini kullanma ücretini müşterisine düşük yansıtacak, hatta hiç yansıtmayacaktır. Bu banka, ATM yatırımı yapmaktansa ücretini ödeyerek hizmeti almayı, bir anlamda ATM hizmetini dış kaynak kullanım yöntemiyle (outsource) çözmeyi tercih ediyor demektir. Veya ATM’leri tam kapasite çalışıyordur ama müşterileri bekleme sürelerinden şikâyetçi olmaya başlamıştır, diğer ATM’lere yönlendirme ihtiyacı vardır. Diğer ATM’leri kullanım ücretini kar marjı koymaksızın aynen yansıtacak ya da masrafı kendisi üstlenecek, müşterisini koruyacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Nasıl yaklaşılmalı?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bence sorun, “bedava hizmet yok” anlayışı arkasında müşterilerden ekstra ücret/komisyon tahsil etmekte yatıyor. Bir kart hamilinizin, başka banka ATM’sini kullandığı için o bankaya ödediğiniz ücreti müşterinize yansıtmayı, müşterinize izah edebilirsiniz. Ancak bu ücreti müşterinize ikiye üçe katlayarak yansıtmayı izah edemezsiniz. Bedava karşılıksız hizmet yok söylemi sizi burada kurtarmaz. Çünkü müşteri aldığı hizmetin karşılığını size zaten vadesiz mevduat olarak önceden yatırdı. Vadesiz mevduatın bankacılar için değeri ortada. Vadesiz mevduat artışı, bankaların kaynak maliyetini düşürüyor, düşen kaynak maliyeti, faizleri daha rekabetçi seviyelere çekiyor. Yani, size en değerli kaynağı yaratmış olan vadesiz mevduat müşterisine, hesabından başka banka ATM’si aracılığıyla para çekti diye ceza uyguluyorsunuz? ATM’ler bankalar için maliyet düşürücü bir ürün, böyle bir, müşteri için nasıl ek masraf kaynağı olur? Kaldı ki ATM’lerin ve banka kartlarının yaygınlığı ve ulaşılabilirliği arttıkça, vadesiz mevduatta para tutma oranı da yükseliyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Başka hizmetlerden de komisyon alabilirsiniz…</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Eğer verdiğiniz hizmetin kaynağını, müşterinizin size yatırdığı vadesiz mevduat olarak görmezseniz, kendi ATM’nizden, hatta gişelerinizden bile ödeme yaptığınızda işlem komisyonu kesebilir hale gelirsiniz. Başka banka ATM’lerinin kullanımı bahanesine bağlamanız da gerekmiyor. Komisyon almak veya ücret tahakkuk ettirmek istediğinizde, belediyelerin veya maliyecilerin yaratıcılığını gösterip, pek çok alandan komisyon/ücret almaya başlayabilirsiniz</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Komisyonlar cüzi mi?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bankalarımız, alınan ücretlerin 3-4 lira gibi küçük miktarlar olduğunu savunabilir. Ancak yaygın ATM ve banka kartı ağının en önemli etkisi, insanları para taşımaktan vazgeçirmesidir. Müşteri gerek duyduğu parayı en yakın ATM’den ihtiyacı kadar çekecektir. Bu miktarlarda genellikle büyük değildir. 10-50 lira arası işlemler oldukça yoğundur. Büyük ödemeler için ATM’lerden para çekmeye gerek yok, bu ödemeler günümüzde internet üzerinden gerçekleştiriliyor veya kendi bankanızın ATM’sinden havale yapabiliyorsunuz. 10 lira çeken müşteriden 4 lira komisyon alırsanız yüzde 40-50 lira çekenden 4 lira alırsanız yüzde 8 işlem komisyonu tahsil etmiş olursunuz. Bu oranları kim savunabilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Yasal durum nedir?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Devletin ana görevlerinden biri, sistemin sürekliliği için çatışan çıkarları birbirlerini yok etmeyecek şekilde dengelemektir. Banka kartları konusunda Devlet bu görevini, 5464 sayılı Kredi Kartları ve Banka Kartları Yasası‘nı çıkartmak suretiyle önemli ölçüde yerine getirmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kart hamillerinden talep edilecek ücret ve komisyon masrafları konusunda yasa, 24/4 maddesinde “Kart hamilinin yaptığı işlemler nedeniyle, sözleşmede yer almayan faiz, komisyon veya masraf gibi adlar altında hiçbir şekil ve surette ödeme talep edilemez ve kart hamilinin hesabından kesinti yapılamaz” şeklinde bir düzenleme yaparak, kart hizmeti sunan kuruluşların sözleşmelerde göstermedikleri sürece her hangi bir ücret tahsil edemeyeceklerini hükme bağlamıştır. Bu hükümle, müşterilerin, alacakları hizmete ilişkin olarak ne gibi yükümlülükler altına gireceği hususunda önceden bilgi sahibi olması, herhangi bir sürprizle karşı karşıya kalmaması amaçlanmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu durumda bankalarımızın yapması gereken, sözleşmelere bu konuda açık bir madde koymak, başka banka ATM’lerinin kullanılması halinde alacakları komisyonu sözleşme maddesinde açıkça göstermek, oransal bir ücret ise oranı, maktu bir ücret ise ücret tutarını göstermektir. Kapalı ve yuvarlak geçilmiş maddeler bankaları koruyamaz. Kart ücretleri konusundaki yargının yerleşik hale gelmiş kararları açıktır. Ücret sözleşmede açıkça yer almıyorsa tahsil edilememektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Beklenen</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bankaların ATM’leri tüm kart kullanıcılarına açmış olmaları son derece isabetli bir karardı ve beklentilere uygundu. Aksini kamuoyuna açıklamak mümkün olmuyordu. Yurtdışından gelen herhangi biri elindeki banka kartı ile istediği ATM’den para çekebilirken aynı karta sahip yurttaşımız sınırlamalar ve yasaklamalarla karşı karşıya idi.</p>
<p style="text-align: justify;">Ancak komisyon uygulaması konusunda yaşanan tutarsızlıklar ve keyfilik kamuoyunun bu olaya tepki göstermesi sonucunu doğurdu. Üstelik de bankalar bu komisyonu savunmak hususunda maalesef çok zayıf argümanlara sahip. Bu olay, çok daha haklı oldukları kart ücretleri konusunda bile ciddi şekilde hırpalanan bankacılık imajını daha derinden yaralayabilecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kimseye ek bir maliyet getirmeyecek olan, aksine bankalarda verimlilik artışı yaratacak olan bu paylaşım nedeniyle mevduat sahiplerinin, komisyon mükellefiyeti ile cezalandırılmasını anlamakta zorlanıyoruz. Kamu otoritelerini</p>
<p style="text-align: justify;">bu konuda göreve davet etmek, şüphesiz sistemin mantığına ters bir tutumdur, ancak banka yöneticilerinden de nalıncı keseri anlayışını terk ederek biraz daha sorumlu ve bir tutum içinde olmalarını beklemek kamuoyunun hakkıdır. Bu niteliklere sahip yöneticilere sahip olduğumuzu biliyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilhansungur.com/2009/11/atm%e2%80%99lerin-ortak-kullaniminda-komisyon-sorunu-2112009-dunya-gazetesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kredi Kartı Faizlerinde Sınırlamalar Nasıl Aşılır</title>
		<link>http://www.ilhansungur.com/2009/10/kredi-karti-faizlerinde-sinirlamalar-nasil-asilir/</link>
		<comments>http://www.ilhansungur.com/2009/10/kredi-karti-faizlerinde-sinirlamalar-nasil-asilir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Oct 2009 22:09:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isungur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Di-yorum]]></category>
		<category><![CDATA[5464]]></category>
		<category><![CDATA[banka]]></category>
		<category><![CDATA[Bankacılık]]></category>
		<category><![CDATA[kart]]></category>
		<category><![CDATA[komisyon]]></category>
		<category><![CDATA[ücret]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilhansungur.com/?p=356</guid>
		<description><![CDATA[2001 yılında patlayan ekonomik krizle beraber ortaya çıkan kart mağdurları kitlesinin derdine bir ölçüde derman olmak ve sonrası için de kart hamilerini koruyucu önlemleri oluşturmak amacıyla 23.2.2006 tarihinde 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu kabul edilmiştir. Yasa çıkmadan önce ticaret odalarından tüketici derneklerine kadar herkesin en çok üzerinde durduğu konu faizlerin ne kadar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">2001 yılında patlayan ekonomik krizle beraber ortaya çıkan kart mağdurları kitlesinin derdine bir ölçüde derman olmak ve sonrası için de kart hamilerini koruyucu önlemleri oluşturmak amacıyla 23.2.2006 tarihinde 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu kabul edilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Yasa çıkmadan önce ticaret odalarından tüketici derneklerine kadar herkesin en çok üzerinde durduğu konu faizlerin ne kadar yüksek olduğu konusuydu.  Yasa koyucu bu konu hakkında kendini bir şeyler yapmaya mecbur hissettiği için, yasanın 26. maddesine “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, azami akdi ve gecikme faizi oranlarını tesbit etmeye yetkilidir ve belirlediği bu oranları 3 ayda bir açıklar” fıkrasını eklemiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">T.C.Merkez Bankası da bu hükmü uygulamaya ve üç ayda bir faiz oranlarını ilan etmeye başlamıştır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>01.04.2009 tarihinden itibaren T.C.Merkez Bankasının 2009/2 sayılı tebliği ile  bankalarca kredi kartı işlemlerinde  uygulanacak aylık azami akdi faiz oranı, YTL için yüzde 3.96, gecikme faiz oranı ise, 4.71 olarak uygulanmaktadır.</em></p>
<p style="text-align: justify;">Bir diğer koruyucu önlem de, yine yasanın 26. maddesinde yer alan kredi kartı borçlarına, temerrüt hali de dahil olmak üzere hiçbir şekilde bileşik faiz uygulanmayacağı hükmüdür.</p>
<p style="text-align: justify;">Görüldüğü gibi, yasa koyucu kart hamillerini korumaya dönük ciddi önlemler almıştır. En azından almaya çalışmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Peki, bu önlemler uygulamaya ne kadar yansımıştır?<span id="more-356"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Kredi kartı hesap özetlerinin arkasında şu tür açıklamalar yer alıyor:</p>
<p style="text-align: justify;"><em>“Nakit Avans Faiz Oranı: Kartınızla yaptığınız nakit çekim işlemleri için işlem tarihinden ödeme tarihine kadar işletilen aylık net faiz oranı.”</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Nakit Avans Ücreti: Kredi kartı ile yapılan her bir nakit çekim işlemine faizden ayrık olarak alınan ücrettir.”</em></p>
<p style="text-align: justify;">Nakit çekim ücretinin iki unsurdan oluştuğu görülüyor: Birincisi sabit bir miktar ücret, ikincisi ise çekilen miktar ile orantılı bir değer. %3 gibi.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu durumda bir nakit avans işlemine yüklenecek maliyetler şunlar oluyor:</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Faiz</li>
<li>Sabit Nakit Çekim Ücreti</li>
<li>Oransal Nakit Çekim Ücreti</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Piyasadaki koşullara uygun bir örnek ile konuyu açalım;</p>
<p style="text-align: justify;">Bankanızın nakit avans faiz oranı  %3,96, Nakit çekim ücreti ise sabit 3.- TL ve ayrıca çekilen miktarın %3’üdür.</p>
<p style="text-align: justify;">100 liralık nakit avans çektiniz ve bir ay sonra size hesap ekstresi gönderildi. Bu nakit avans işlemi için hesabınıza borç yazılan masraflar şunlar olacaktır:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Faiz                                                     3,96 TL</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Ücret/maktu                                     3.- TL</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Ücret/oransal                                               3 TL</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Banka Gelirleri Toplamı                   9,96 TL</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>KKDF                                                  0,59 TL</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>BSMV                                                 0,50 TL</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;">Yasal Mükellefiyetler                                   1,09 TL</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Toplam Tahakkuk                             11,05 TL</strong></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;">Bankanın 100 TL tutarındaki kredi işleminden bir ayda elde ettiği gelir 10,09 TL’dir. Aylık faiz oranı  %10,09’demektir. Bir ay için kredi kartı ile nakit avans alıp bir ayın sonunda ödeyen bir kart hamili %10,09 oranında net reel faiz ödemiş olacaktır. 6 liralık kısmın ücret adı altında alınmış olması, onların kredinin faizi olduğu gerçeğini ortadan kaldırmayacaktır. Aslında yasal mükellefiyetleri de müşteri yönünden faiz giderlerine eklemek gerekir ki, bu durumda müşteriye toplam maliyeti 11,05 TL veya aylık %11,05 faiz yükü demektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu durumda bu banka, yasanın 26 maddesine göre belirlenmiş azami faiz hadlerine uyduğunu ileri sürebilecek midir? Bu maddenin gereğini yerine getirmek, ücret ve komisyonların toplamının %3,96 oranı içerisinde kalması demektir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Ekonomik anlamda, ödünç verilen bir para mukabilinde anapara haricinde tahsil edilen her türlü menfaat o paranın faizi kabul edilir.</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Aylık %10,09 oranında bir faiz oranı yıllık %121,08 basit faiz oranıdır. Ancak 12 aylık periodda nakit avans işlemi tekrarlanacak olursa, bu oran %216,94’e tekabül eder.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu basit hesapla gördüğümüz üzere her ay 100 TL nakit avans alan ve ertesi ay eskisini kapatıp tekrar alan bir kişi yıllık %216,94 oranında faiz ödemektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Yıllık faiz oranlarının %10 civarında gezindiği bir ortamda, %216 gibi bir orandan kredi kullandırabilmek herhalde inanılmaz cazip bir bankacılık işlemidir. Bu şartlar altında bankaların risk alması tabii ki teşvik görecektir. Müşteri yönünden diğer giderler de birlikte dikkate alınacak olursa bileşik faiz maliyeti %251,74 olmaktadır. Kamuoyu bu faiz oranlarının çoktan bittiğini zannededursun!</p>
<p style="text-align: justify;">Bankanın nakit faiz oranını ilan etmesinin bu şartlar altında bir anlamı kalmamaktadır. Kart hamili borcunu erken ödediğinde en yüksek faiz oranı ile muhatap olmaktadır. Ve her halde ilan edilen faiz oranı aşılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Sorun 5464 sayılı yasa ile tüketiciyi korumaya çalışan yasa koyucunun bu amacını sağlayıp sağlayamadığı noktasındadır.</p>
<p style="text-align: justify;">T.C.Merkez Bankası görevini yapmış, azami faiz oranlarını ilan etmiştir. Bu faiz oranlarının uygulanıp uygulanmadığı hususu ise BDDK’nın görev alanına girmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu kurala uymamanın müeyyidesi nedir acaba diye yasaya baktığımızda, idari ve adli cezaları düzenleyen yasanın 35. maddesi, 24,25 ve 27. maddelere uymama hallerinin cezalarını belirtirken, 26. maddeye uymama halini düzenlemediğini görüyoruz.. Bu durumda faizlerle ilgili üst sınırlara uymamanın bir yaptırımı olmadığı ortaya çıkmaktadır. Bunun bilinçli mi bilinçsiz mi olduğu hususunda ise bir yorum yapamıyoruz. Yasanın gerekçesinde de bu konuda bir açıklamaya rastlanmıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Sonuç, ülkemiz halen bir faiz cennetidir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İlhan Sungur</strong><strong></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İstanbul, 7.6.2009</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilhansungur.com/2009/10/kredi-karti-faizlerinde-sinirlamalar-nasil-asilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hoş Gelişler Ola 5915 Sayılı Yasa</title>
		<link>http://www.ilhansungur.com/2009/07/hos-gelisler-ola-5915-sayili-yasa/</link>
		<comments>http://www.ilhansungur.com/2009/07/hos-gelisler-ola-5915-sayili-yasa/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Jul 2009 13:16:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isungur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Di-yorum]]></category>
		<category><![CDATA[Yasalar]]></category>
		<category><![CDATA[5464]]></category>
		<category><![CDATA[5915]]></category>
		<category><![CDATA[Bankacılık]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[kanun]]></category>
		<category><![CDATA[kart]]></category>
		<category><![CDATA[kart hamili]]></category>
		<category><![CDATA[kredi kartı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilhansungur.com/?p=259</guid>
		<description><![CDATA[5915 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunununda değişiklik yapan kanun hakkında.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong> </strong></p>
<p>TBMM tarafından 24.6.2009 tarihinde kabul edilen 5915 sayılı “Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” iki maddelik bir kanundur. Bir maddenin geçici madde olduğu düşünülürse tek Maddelik bir kanun olduğu dahi söylenebilir. Birinci madde 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununun 24.maddesini değiştirirken, ikinci madde temerrüde düşmüş kredi kartı borçlularının borçlarını yeniden yapılandırma imkanı veren geçici bir maddedir.<span id="more-259"></span></p>
<p>Birinci maddede, 5464 sayılı yasanın 24/3 fıkrasındaki “Sözleşmede belirtilen asgari tutar, dönem borcunun yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Hesap özetinde yer alan asgari ödeme tutarı son ödeme tarihinde ödenmediği taktirde, kart hamili ödenmeyen tutar için sözleşmede öngörülen gecikme faizi dışında bir yükümlülük altına sokulamaz” hükmünü genişleterek, “Sözleşmede belirtilen asgari tutar dönem borcunun yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Kurul Hazine Müsteşarlığı ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının olumlu görüşünü alarak, bu oranı yüzde kırka kadar artırmaya, artırdığı oranı yüzde yirmiye kadar düşürmeye veya belirtilen sınırlar dahilinde söz konusu oranı kart hamili grupları itibariyle farklılaştırmaya yetkilidir. Hesap özetinde yer alan asgari ödeme tutarı son ödeme tarihinde ödenmediği takdirde kart hamili ödenmeyen tutar için sözleşmede öngörülen gecikme faizi dışında bir yükümlülük altına sokulamaz” şeklinde iki ana unsuru maddeye eklemiştir.</p>
<p>Birincisi %20 asgari ödeme oranını sabit oran olmaktan çıkarıp bu oranı iki katına kadar artırmaya veya eski haline kadar düşürmeye BDDK’ya yetki tanınmıştır. Ancak bu konuda BDDK tek başına yetkili kılınmamış, Hazine Müsteşarlığı ile T.C.Merkez Bankasının da olumlu görüş bildirmeleri şartına bağlamıştır.</p>
<p>Bu değişikliğin ilgi çekici yönü, oranın yalnızca artırım yönünde değiştirilebilmesi, düşürme yönünde yetki tanınmamasıdır. Asgari ödeme oranı konusunda yasama organının bir saplantısı olduğunu görüyoruz. 5464 sayılı yasanın taslağında asgari ödeme oranı %10 olarak öngörülmüştü. Ancak mecliste %20’ye çıkarıldı. BU kez 5915 sayılı yasa taslağında BDDK’ya asgari ödeme oranını değiştirebilme yetkisi veren madde, asgari ödeme oranını %10 ile %30 arasında belirleyebilme yetkisini öngörüyordu, fakat meclis yine taban oranı %20’ye yükseltti.</p>
<p>Asgari ödeme oranının yüksek tutulma gerekçelerini, meclis tutanaklarından okuduğumuzda görüyoruz ki, tüm kaygı kredi kartları ile kredi kullanılmasını önlemek, kredi kartlarının kredileme kolaylığının kolay borçlanmaya teşvik etmesini önlemek, kartları ödeme aracına indirgemek, sektör jargonunda kullanıldığı haliyle “chargecard”a indirgemek. Bütün bu söylemlerin arkasında hep halkı korumak kollamak, koruyucu devlet olmak düşüncelerinin yattığı apaçık.</p>
<p>İyi niyet çok saygı değer bir nitelik şüphesiz.</p>
<p>Ancak madalyonun bir de ters tarafına bakalım.</p>
<p>BDDK raporlarına göre Mart 2009 itibariyle ülkemizde 43,5 milyon tedavülde kredi kartı vardır. Bu kartların toplam borç bakiyesi ise, 33,1 milyar TL’dir. Tüketici kredileri toplamı ise 80,55 milyar TL’dir. Takipteki alacaklar ise kredi kartlarında 3 milyar, tüketici kredilerinde 2,7 milyar TL’dir. Orantılarsak, tüketici kredilerinin %3,3’ü, kredi kartlarının %10’u vadesinde ödenememiş, icraya intikal etmiştir. Risk yönünden kredi kartlarının önde olduğu apaçık görülüyor. Kaldı ki, kredi kartı alacaklarının yasal takibe aktarılmasında da her zaman gecikme vardır, aktarılan kısım kadar normal hesaplarda kalmış temerrüde düşmüş müşterilerin de olduğu bilinir. Takipteki alacakların yüksek görünmesi hoş karşılanmaz. O nedenle bazı alacaklar idari takip safhasında uzun kalır, hemen yasal takip hesaplarına aktarılmaz. Aktarıldığında karşılık ayrılması gerekecek ve karlılık olumsuz yönde etkilenecektir.</p>
<p>Kredi kartı alacaklarının 11 milyar liralık kısmı taksitli olarak ödenmektedir. Bu rakamlardan anladığımıza göre, asgari ödeme oranı 11 milyar liralık borcu oluşturan kart hamillerini yakından ilgilendiriyor.</p>
<p>Asgari ödeme oranı artırıldığında, kart hamillerinin de hemen aynı oranda ödemelerini artırmaları beklenmemeli. BU kesim zaten mümkün olan en yüksek ödemeyi yapmaktadır. Asgari ödeme oranı artırıldığında borçluların muhtemelen büyük kısmı asgari ödeme tutarlarını ödeyemeyecek, ödeyemedikleri asgari ödeme tutarları için bu kez temerrüt faizi ödemek zorunda kalacaklardır. Daha da ötesi, asgari ödeme tutarını üç dönem yatıramayan borçlu, bu kez icra tehdidi altında kalacaktır. Düşük asgari ödeme oranı ile daha az oranda faiz ödeyerek borçluluğunu itibarlı bir şekilde sürdüren kart hamili, artan asgari ödeme oranı ile birlikte, hem daha yüksek maliyete katlanmak zorunda kalacak hem de icraya düşerek itibarını ve sosyal statüsünü yitirecektir. Düşük asgari ödeme oranları bu ihtimalleri ötelemişken, oranın yükselmesi ile kişi doğrudan batırılmıştır. Asgari ödeme oranını yükseltmekle kim korunmuş oluyor, sorusu ortadadır. Son günlerde iş âleminde çok tartışılan “kredilerin geri çağrılması” olayı, asgari ödeme oranının yükseltilmesi halinde bireylere uygulanmış olacaktır. Kaldı ki, ticari kesimde dahi geri çağırma gerçekte uygulanmadı.</p>
<p>Yasa koyucunun iyi niyeti açıkça ortada. Ancak, “cehenneme giden yolun iyi niyet taşları ile döşendiği” gerçeğini de unutmamak gerekiyor.</p>
<p>11 milyar TL tutarındaki kredi kartı alacağının taksitlendirilerek/kredilendirilerek ödendiğini görmüştük. BU kesim şu anda asgari ödem oranı ile durumunu idare etmeye çalışıyor. Yani borç bakiyelerinin %20’sini, ki toplam borcun 2,2 milyarı ediyor, ödeyerek borçluluklarını sorunsuz sürdürmeye uğraşıyorlar. Ödeme oranı %30’a çıkarılacak olursa, bu kesimin ödemesi gereken miktar 3,3 milyara çıkacaktır. Bunu ödeme imkanları çok şüphelidir. Yine en fazla 2,2 milyar ödeyebilecekler, ödeyemedikleri 1,1 milyar için temerrüt faizi ödemek zorunda kalacaklardır. Bu da kart hamillerinin 8,25 milyon TL fazla aylık ödeme yapmaları demektir. Yıllık 100 milyon TL’ye tekabül edecektir.</p>
<p>Kart hamillerini koruyalım derken, kart hamillerinin cebinden, hem de ödeme gücü en düşük kesimin cebinden, yıllık 100 milyon TL daha alınıp bankalara aktarılacaktır! İyi niyet…</p>
<p>Asgari ödeme oranı ile oynamanın yaratacağı diğer bir sorun da, bankaların bu oranı tek taraflı olarak artırma konusunda ne kadar yetkili oldukları hususudur. BDDK bu oranı %40’a çıkaracak olsa, %20 üzerinden düzenlenmiş eski sözleşmeler ne olacaktır. Kişiler arasında özel hukuk hükümlerine göre yapılmış bir sözleşme, sözleşmeye taraf olmayan kamu otoriteleri tarafından değiştirilmeye zorlanıyor. BU değişiklik kart hamillerine 5464 sayılı yasanın 25. maddesinde açıklandığı şekilde son hesap özetine konulacak bir not ile yapılacaktır. Kart hamili bu hesap özetini aldıktan sonra kartını kullanmaya devam ederse değişikliği kabul etmiş sayılacaktır.  Sözleşme değişikliğine ilişkin madde:</p>
<h1><em>Sözleşme değişiklikleri</em></h1>
<p><strong><em>MADDE 25 -</em></strong><em> Sözleşmede yapılacak değişiklikler kart hamiline bildirilir. Bu değişiklikler bildirimin yapıldığı döneme ilişkin son ödeme tarihinden itibaren hüküm ifade eder. Bildirimin ait olduğu döneme ilişkin son ödeme tarihinden sonra kartın kullanılmaya devam olunması halinde, sözleşmede meydana gelen değişikliklerin kabul edildiği addolunur. Faiz oranının artırılması durumunda ise bu değişikliğin hüküm ifa de edebilmesi için otuz gün önceden kart hamiline bildirilmesi zorunludur. Kart hamili faiz artırımına ilişkin bildirim tarihinden itibaren en geç altmış gün içinde tüm borcunu ödeyip kredi kartını kullanmaya son verdiği takdirde faiz artışından etkilenmez</em></p>
<p>Bu madde hükmüne göre, kart hamili, asgari ödeme oranının artırıldığını bildiren hesap özetini aldıktan sonra kartını kullanmaya devam ederse yeni ödeme oranını kabul etmiş sayılacak. BU hükmü tersinden okuyacak olursak, kartını kullanmayan kart hamili, asgari ödeme oranı değişikliğini kabul etmemiş sayılacak ve ona eski oran üzerinden hesap özeti gönderilmeye devam edilecektir.</p>
<p>5915 sayılı yasanın 1. maddesi, kamu hukukuna “müşteri segmentasyonu” kavramını da sokmuş bulunuyor! Yasa BDDK’ya, asgari ödeme oranını, belirtilen sınırlar içinde kalmak kaydıyla, “kart hamili gruplarına göre” farklı uygulama olanağı da getiriyor.  Bu yetki kapsamında BDDK; “Yaşı ellinin üzerinde olan müşterilerinize asgari ödeme oranını %40 uygulayın” diyebileceği gibi, “İstanbul’da oturanlar %35, Ankara’da oturanlar %20 ödesin” de diyebilir. Kart hamili gruplamalarının sınırı yoktur. Seçilen kriter ne ise gruplar o şekilde oluşur.</p>
<p>Sorun, bankaların veri tabanında olmayan bir kritere göre BDDK gruplama yapacak olursa, bankaların ne yapacağıdır.</p>
<p>Ya bankalar bu kurallara uymazsa ne olacak? 5464 sayılı yasanın 35. maddesi bunun yanıtını da vermiştir:</p>
<p><em>“</em><em>f) 24 üncü ve 25 inci maddelerine aykırılık halinde ikibin Yeni Türk Lirasından onbin Yeni Türk Lirasına kadar&#8230;”</em></p>
<p>Herkese iyi çalışmalar…</p>
<p>İlhan  Sungur</p>
<p>İstanbul, 01.07.2009</p>
<p style="text-align: justify;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilhansungur.com/2009/07/hos-gelisler-ola-5915-sayili-yasa/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Karlı sektörlere hücum&#8230;</title>
		<link>http://www.ilhansungur.com/2009/06/karli-sektorlere-hucum/</link>
		<comments>http://www.ilhansungur.com/2009/06/karli-sektorlere-hucum/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Jun 2009 21:56:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isungur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Di-yorum]]></category>
		<category><![CDATA[banka]]></category>
		<category><![CDATA[Bankacılık]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[kart]]></category>
		<category><![CDATA[kart ücreti]]></category>
		<category><![CDATA[sektör]]></category>
		<category><![CDATA[ücret]]></category>
		<category><![CDATA[vekil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilhansungur.com/?p=212</guid>
		<description><![CDATA[Kart ücretlerini görüşen vekiller demişler ki, &#8221; Bankalar zaten kredi kartı işinden çok para kazanıyorlar. Ayrıca vatandaşa kart ücreti yüklemenin anlamı yok&#8221; demişlerdi. O halde sırada iyi kar getiren diğer sektörler de var demektir&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kart ücretlerini görüşen vekiller demişler ki, &#8221; Bankalar zaten kredi kartı işinden çok para kazanıyorlar. Ayrıca vatandaşa kart ücreti yüklemenin anlamı yok&#8221; demişlerdi.</p>
<p>O halde sırada iyi kar getiren diğer sektörler de var demektir&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilhansungur.com/2009/06/karli-sektorlere-hucum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ORTAK NOKTA ATM PAYLAŞIMI</title>
		<link>http://www.ilhansungur.com/2009/06/33/</link>
		<comments>http://www.ilhansungur.com/2009/06/33/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Jun 2009 13:15:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isungur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Di-yorum]]></category>
		<category><![CDATA[Ortak Nokta]]></category>
		<category><![CDATA[atm]]></category>
		<category><![CDATA[banka]]></category>
		<category><![CDATA[Bankacılık]]></category>
		<category><![CDATA[kart]]></category>
		<category><![CDATA[nokta]]></category>
		<category><![CDATA[ortak]]></category>
		<category><![CDATA[ORTAKNOKTA]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilhansungur.com/?p=33</guid>
		<description><![CDATA[ORTAK NOKTA ATM PAYLAŞIMI 24.07.1998 Son on yılda Banka sektöründe bir devrim yaşandı.: ATM devrimi… ATM (Automated Teller Machines) adı verilen bu makinaların getirdiği imkanlarla banka müşterileri bir anda bankaların mesai saatleri bağımlılığından kurtuldular. Hesaplarında bulunan paralara 24 saat ve kendi kendilerine erişebilme imkanına kavuştular. ATM cihazları bir anda bireysel bankacılığın en vurucu silahı haline [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">ORTAK NOKTA ATM PAYLAŞIMI<br />
24.07.1998</p>
<p style="text-align: justify;">Son on yılda Banka sektöründe bir devrim yaşandı.: ATM devrimi… ATM (Automated Teller Machines) adı verilen bu makinaların getirdiği imkanlarla banka müşterileri bir anda bankaların mesai saatleri bağımlılığından kurtuldular. Hesaplarında bulunan paralara 24 saat ve kendi kendilerine erişebilme imkanına <img class="alignleft size-medium wp-image-53" title="açılış" src="http://www.ilhansungur.com/wp-content/uploads/2009/06/kursude-300x231.jpg" alt="açılış" width="270" height="208" />kavuştular. ATM cihazları bir anda bireysel bankacılığın en vurucu silahı haline geldi. Kısa sürede güvenilirliği de test edildi. Pek çok sınavdan geçti ATM’ler… Bazen bombalandılar, bazen kaba güç saldırılarına hedef oldular, bazen vinçlerle sökülüp kaçırılmak istendiler, bazen molotof kokteyllerine hedef oldular, yakılmak istendiler.  Fakat ATM’ler tüm bu saldırılara büyük bir dirençle karşı koydu. Kendisine emanet edilen paraları kimseye kaptırmadı, çaldırmadı.</p>
<p style="text-align: justify;">ATM’lerden para çalmanın tek yolu olarak onun teknolojisine uıymak, onun kurallarına uymak kaldı. Bu yollarla yapılan <img class="alignright size-medium wp-image-56" title="Açılış kokteylinde Mehmet Sezgin" src="http://www.ilhansungur.com/wp-content/uploads/2009/06/komite-m-sezgin-300x193.jpg" alt="Açılış kokteylinde Mehmet Sezgin" width="270" height="174" />dolandırıcılıklar veya hırsızlıklar da asla iyi niyetli kart hamillerine zarar vermedi. ATM’ler güvenilirliklerini defalarca ispatladı.</p>
<p style="text-align: justify;">Günümüz bankacılığında artık, müşterilere ATM’lerden bankacılık hizmetlerini sunmadan bankacılık yapmak olanaksız hale geldi.. Bu nedenle tüm bankalar şube lokallerine ve/veya şehirlerin en işlek merkezlerineATM lobileri kurmaya, müşterilerinin olabileceği her yerde bankacılık hizmetlerini ATM’ler aracılığı ile sunmaya çalışıyorlar. Klasik ATM hizmetlerine yenilerini ekleyerek müşterilerinin daha büyük kısmına self servis hizmet vermeye uğraşıyorlar. Kimileri borsayı, kimileri sigortayı, kimileri hesap açmayı… Hatta repo işlemlerini bile ATM’lere taşımaya uğraşan bankalar olduğunu biliyoruz.<span id="more-33"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Çok sayıda ATM’e sahip olmak, bankalar açısından hem gelir kaynağı hem de prestij unsuru olarak algılanmaya başlandı. Kabul etmek gerekir ki, yaygın bir ATM ağı, müşterilere büyük kolaylık sağlıyor, bankalarına da ciddi bir gelir ve rekabet gücü kazandırıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Tüm bu nedenler, gerek sektörün eski ve köklü bankaları olsun, gerekse sektöre yeni girmiş büyümeye uğraşan bankaları olsun, tüm bankaları ATM hizmeti sunmaya zorluyor. Hiç bir banka bu dalgaya karşı koyma gücüne sahip değil. Aksine en güçlü bankalar bu dalgayı en şiddetle azdıran fırtına etkisi yapıyorlar. Bu fırtınayı en iyi karşılama yolu da maalesef saklanmak değil, dalganın içinde yer almak oluyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Ancak her yeni üründe olduğu gibi ATM yatırımlarında da artık verimlilik ve ekonomiklik kaygıları ön plana çıkmaya başladı. Bankalar bu üründen ne vazgeçebiliyor ne de verimsiz yatırımlar yapmak istiyor. Tüm bankaların ayrı ayrı ATM şebekesi kurmak için yatırım yapması ve her kurulan ATM’nin rekabet gerekçeleri ile, sadece kendi bankasının müşterilerine hizmet vermesi, diğer yurtiçi bankaların kartlarına kapalı tutulması sonucu çoğu ATM atıl kalıyor, yatırımlar geri dönemez hale gelme riskini taşıyor.<br />
Aynı cadde veya sokak veya hipermarket içerisine dizilmiş şubeler veya makineleri sıra sıra hep birlikte görüyoruz. Bazı makinaların başında kuyruklar varken, bazı makinalar ise kullanacak müşteri bekliyor. Bu durum her iki banka için de mutsuzluk kaynağı olmalı. ATM’si boş duran banka, yaptığı yatırımın karşılığını alamıyor, ATM’sinde kuyruk olan banka da, homurdanan mutsuz müşteriler yaratıyor. Neden kuyruktaki insanlar, hemen yanıbaşlarındaki boş duran makinadan hizmet alamazlar? Teknoloji bize bu imkanı verirken biz kullanmamakta direniyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">Ayrıca uluslararası kart kuruluşlarının izni ile çıkarılmış kartlarla ülkemize gelen yabancı kart hamillerine, ülkemizdeki çoğu ATM’yi kullanma izni verilirken, aynı ATM’lerden diğer yurtiçi bankaların kartlarını taşıyan kendi insanlarımıza yasak getirilmesi veya yıurt içindeki milli bankalardan bu hizmeti alamayan insanlarımıza yurt dışına çıktıklarında tüm bankaların ve ATM’lerin hizmet verme yarışı içerisinde olması da, her zaman tartışılan, biraz da yüz kızartan bir nokta olmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Sistem, az şubeli veya az ATM’li bankalar için gereksiz ölçüde yatırıma zorlayıcı bir hal almaya başlamıştı. Yetersiz sayıda ATM ile vadesiz mevduat kaynağı olarak kullanılabilecek kartla erşilebilen hesaplar açmak kolay olmuyordu. 10 tane ATM’de kullanılabilecek bir kartı müşteriye vermek epeyce uğraşı istiyordu. Bunun sonucu, sokakta yan yana yatan beş ATM’nin yanına o bankanın da altıncısını eklemesi şeklinde tecelli ediyordu.<br />
Olaya milli ekonomi açısından bakarsanız daha da vahim görüntüler ortaya çıkıyor! Tam kapasite kullanılamayan dev bir yatırım, sürekli yapılan tevsi yatırımlarla daha da büyütülüyor, milyonlarca dolar dışarıya aktarılıp heba ediliyor. Mikro açıdan bakıldığında büyüme, gelişme, modernleşme, makro açıdan bakıldığında ciddi bir kaynak israfı.</p>
<p style="text-align: justify;">Büyük ATM şebekelerinden hizmet alımının ise çok ciddi maliyetleri vardı. Maliyet bir yana, büyük ATM ağına sahip bankalar böyle bir paylaşıma istekli de değillerdi. Kuşkusuz, kendi cephelerşinden haklı gerekçeleri de vardı.</p>
<p style="text-align: justify;">Ancak zamanın birşeyleri değiştirdiğini göz ardı etmemek gerekiyor. Dünyanın en büyük yazılım devi haline gelmiş olan Bill Gates’in başına gelenler hepimizi düşündürmeli idi. Kısa süre önce Amerikan Mahkemesi, rakipleri aleyhine aşırı tekelleşiyor gerekçesiyle, Windows işletim sistemleri içerisine İnternet alanındaki en büyük rakibi Netscape’i de dahil ederek satış yapması konusunda Microsoft aleyhine karar vermişti.</p>
<p style="text-align: justify;">Bilgi çağı dediğimiz günümüzde rekabet, hizmet kalitesi ve ürün çeşidi üzerine yoğunlaşıyor. Set çekmeler, yasaklamalar gizlemeler artık rekabet aracı olmaktan çıkıyor. Bu tür rekabetin kendisine veya müşterisine güvenmeme olarak algılanması da mümkün.<br />
Sonuç olarak, gerek ülke ekonomisine katkıda bulunmak, gerekse müşterilerine yaygın ATM ağı ile hizmet verebilmek ve bundan sonraki yatırımlarında daha rasyonel davranabilmek amacı ile, ALTERNATİFBANK, ANADOLUBANK, BANKAPİTAL, CITIBANK, DENİZBANK, EGSBANK, ESBANK, FİNANSBANK, İKTİSAT BANKASI, İNTERBANK, KENTBANK, KOÇBANK, SÜMERBANK, ŞEKERBANK, TEKSTİLBANK VE TÜRK EKONOMİ BANKASI bir araya gelerek, ATM’lerini karşılıklı olarak  kayıtsız ve şartsız kullanıma açma kararı aldılar. ORTAK NOKTA ATM PAYLAŞIM GRUBU böylece doğmuş oldu.</p>
<p style="text-align: justify;">Grup, işlerin takibi ve ortaklık işlemlerinin yürütülmesinden sorumlu olmak üzere kendi içinden beş bankanın temsilcilerini de bir yıllık süre ile “Yürütme Komitesi” olarak atadı. Yürütme Komitesi üyeleri şu anda, EGS Bank, Esbank, Kentbank, Koçbank ve Tekstilbank üyelerinden oluşuyor. Komitede EGS Bank’ı Kubilay Kırman veya Serdar Çavdar, Esbank’ı Eyyüp Yılmaz, Kentbank’ı İlhan Sungur, Koçbank’ı Erk Sengel veya Zafer Bayazıt, Tekstilbank’ı Nur Alver temsil ediyor.</p>
<p style="text-align: justify;">ORTAK NOKTA ATM PAYLAŞIM protokolünü imzalayan tüm bankalar gerek kredi kartlarını gerekse banka kartlarını birbirlerinin ATM’lerinde kullanabileceklerdir.<br />
Grup üyesi bankaların sahip olduğu ATM’lerin sayıları da birbirlerinden çok farklıdır. Bu durum, az sayıda ATM yatırımı yapmış bankalar ile ciddi büyüklüklerde ATM yatırımı yapmış bankalar arasında bir denge kurulmasını zorunlu kılıyordu. Bu denge de işlem başına fiyatlama yoluyla sağlandı. Başka bir bankanın ATM’sini kullanan banka ATM’nin sahibi olan bankaya %1+30 cent ücret ödeyecektir. Böylece ATM cihazı kullanılan banka gelir sağlayacak, yatırım yapmak istemeyen banka da, yatırım yapanların finansmanına, aldığı hizmet ölçüsünde katılmak suretiyle bir bedel ödeyecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Sistem, üyelere hiçbir şekilde yeni yazılım veya donanım maliyeti getirmemiştir. Bu alanda hizmet vermek üzere, 13 bankanın ortaklığı ile kurulmuş ve halen 36 üyesi bulunan, ülkemizin stratejik yatırımlarından Bankalararası Kart Merkezi’nin switch sistemi bu paylaşımın hayata geçirilmesi için yeterli olmuştur. Bu noktada, BKM yönetiminin sağduyulu yaklaşımına da değinmeden geçilmemeli. BKM yönetimini oluşturan çok şubeli ve çok ATM’li bankalarımız, yeni oluşuma şimdilik katılmama yönünde tercihlerini belirtmiş olmalarına rağmen, oluşuma destek vermişler, teşvik etmişlerdir. Asla engelleyici, zorluk çıkarıcı olmamışlardır.</p>
<p style="text-align: justify;">
<img class="alignleft size-medium wp-image-95" title="343px-atm_750x1300" src="http://www.ilhansungur.com/wp-content/uploads/2009/06/343px-atm_750x1300-172x300.jpg" alt="343px-atm_750x1300" width="172" height="300" /> ORTAK NOKTA ATM paylaşımına katılan bankaların müşterileri için, kartlarını kullanabilecekleri ATM’leri tanıyabilmeleri amacıyla, bir logo da oluşturulmuştur. Bu logo, paylaşıma katılan tüm bankaların ATM’lerinde ve kartlarında yer alacağından, müşteriler kartların geçerli olduğu ATM’leri bulabilme konusunda hiç sıkıntı çekmeyecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">ORTAK NOKTA adı altında paylaşıma katılan bankaların<br />
ATM sayıları    500’ü<br />
Kart Sayıları    1.000.000’i<br />
aşmış durumdadır. Bankaların yatırım projeksiyonları dikkate alındığında, ATM sayısının yıl sonuna kadar 1.000’i, kart sayısının ise 2.000.000’i geçmesi beklenmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Her bir bankanın sistemindeki farklılıklar, BKM ile olan ilişkilerindeki farklılıklar, kart portföylerinin yapısı, üyelerin aynı anda tüm kartları ve ATM’lerinin tüm fonksiyonları ile sisteme katılmasına imkan vermemiştir. Başlangıç aşamasında olan ortaklık içerisinde bazı bankaların hiç ATM cihazı yoktur, bazı bankaların ise hem ATM cihazları hem kart sayıları ciddi büyüklüklerdedir. Ancak hiç ATM’si olmayan bankalar dahi, yıl sonuna kadar en az 10 ATM kurma tahhüdünde bulunmuşlardır. Başlangıç aşamasında, 15 bankanın kartları paylaşımda geçerli durumda olup, 7 bankanın ATM’leri hizmet verir durumdadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu paylaşım şüphesiz ki kart hamilleri için hayatı kolaylaştırdı. Ancak faydası yalnızca kart hamilleri ile sınırlı kalmadı. Ortaklık uygulamaları sayesinde,<br />
•    Bazı bankalar Visa ile, Europay ile veya BKM ile süren üyelik veya  sertifikasyon çalışmalarını  hızlandırdı.<br />
•    Bazı bankalar kart uygulama yazılımlarında, otorizasyon programlarında, takas programlarında veya parametrik bilgilerinde, tek başlarına veya ikili anlaşmalar çerçevesinde çalışırken yakalayamadıkları arızalı noktaları yakaladılar ve giderdiler. Böylece hizmet kaliteleri yükseldi.<br />
Ortak Nokta grubu asla küçük ve orta ölçekli bankalar kulübü olarak algılanmamalıdır. Sistem tüm bankalara açıktır. Ortak protokol de katılımcıların haklarını ve özgürlüklerini kısıtlar nitelikte değildir. Herkesin yararına bir açık sistem oluşturulmuştur. 16 Banka ile başlayan grup şu anda, EGEBANK ve ETİBANK’ın da katılması ile 18 üyeye ulaşmıştır. Durum değerlendirmesi yapan bazı bankaların da katılımı ile grubun üye sayısının çok kısa sürede 20’yi geçeceğini umuyoruz.<br />
Dileğimiz ve beklentimiz, ORTAK NOKTA ATM paylaşımına ülkemizde faaliyet gösteren tüm bankaların katılması ve TÜRKİYE ORTAK ATM AĞI’nın oluşturulmasıdır. Bu dileğimiz de ham bir hayal değil, oldukça gerçekçi bir beklentidir.</p>
<p style="text-align: justify;">İlhan Sungur<br />
Ortak Nokta ATM Paylaşım Grubu<br />
Yürütme Komitesi Başkanı<br />
24.07.1998, İstanbul</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilhansungur.com/2009/06/33/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>YANLIŞ ANLAŞILAN BİR KURUM: BKM</title>
		<link>http://www.ilhansungur.com/2009/06/yanlis-anlasilan-bir-kurum-bkm/</link>
		<comments>http://www.ilhansungur.com/2009/06/yanlis-anlasilan-bir-kurum-bkm/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Jun 2009 03:03:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isungur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Di-yorum]]></category>
		<category><![CDATA[banka]]></category>
		<category><![CDATA[Bankacılık]]></category>
		<category><![CDATA[bkm]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[kart]]></category>
		<category><![CDATA[merkez]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilhansungur.com/?p=5</guid>
		<description><![CDATA[Bankalararası kart merkezini doğru konumlandırmak.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Kurumlar kendilerine isim seçerken tam bir özgürlüğe sahiptir. Bu özgürlüğü de doya doya kullanırlar. Kamunun gözü önünde olmayan bir kurum, şirket veya dernekseniz koyduğunuz isim de özgürsünüzdür. Fakat toplumun büyük bir kesimini ilgilendiren ciddi bir iş yapıyorsanız, o zaman koyacağınız isme dikkat ediniz. Önünü arkasını iyi düşününüz ve amacınıza uygun düşen tam bir isim kullanınız. Yoksa başınızı çok ağrıtırlar.</p>
<p style="text-align: justify;">“Bankalararası Kart Merkezi” bu duruma tam uyan bir örnektir.<span id="more-5"></span><br />
Kredi kartları konusunda sıkıntılar ve riskler ne zaman gündeme gelse, gözlerin ilk çevrildiği yer hemen “Bankalararası Kart Merkezi” olur. Yaylım ateşleri başlar. Sokakta dağıtılan kartlardan tutun da, kart ücretlerinin haksızlığı, faizlerin yüksekliği gibi bir sürü konuda önlem almamakla, tüketici haklarını korumamakla ilk suçlanan hep kısa adıyla BKM olur. Neden, çünkü adı “Bankalararası Kart Merkezi”dir. Bu adı Bankalar Birliği gibi algılarlar. Bankaları bu konuda denetleyen bir üst kuruluş gibi görürler, o nedenle de BKM’den çözüm beklerler. Bu yanılgıya düşen sadece sokaktaki vatandaş değildir; pek çok okumuş yazmış, gazeteci, yazarçizer, siyasetçi, dernek vs’de bu yanılgıya kolayca düşer. Çünkü adı çok iddialıdır.</p>
<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft size-full wp-image-114" title="bkmlogo" src="http://www.ilhansungur.com/wp-content/uploads/2009/06/bkmlogobig.jpg" alt="bkmlogo" width="283" height="260" />Oysa Bankalararası Kart Merkezi bankaların kendi aralarındaki kart işlemlerini kolaylaştırmak için kurulmuş bir hizmet şirketidir. O kadar, ötesi yoktur.<br />
Kuruluş tarihçesine bir göz atmak, doğru konumlandırmak için yol göstericidir:<br />
Kredi kartı işlemlerinin yayılmaya başladığı, bankaların hızla kredi kartı hizmetini sunmaya başladığı 1988-1990 arası yıllarda, bilgisayar teknolojisi veri saklama ve değişme ortamı olarak yalnızca tekerlek şeklindeki manyetik bantları kullanabiliyordu. Bu bantlardan hem veri indirme hem de karşılıklı borç alacak kayıtlarının takası uzun süreler alıyordu ve bankalar arasında birçok teyp bandı karşılıklı olarak gidip geliyordu. O dönemde yurt içinde kredi kartı çıkarmış 10 banka ve kurum var idiyse her birine ayrı ayrı takas teybi üretip, takas teyplerindeki işlemlerin net değerine göre, her kurumdan ayrı ayrı çek alıyordunuz veya veriyordunuz. Temelinde kütlesel işlemler olan kredi kartı işinin bu şekilde uzun süre yürüyemeyeceği ortada idi. Bu şekilde hem yürümesi hem de büyümesi çok zordu. Bugünkü işlem hacminin yüzde biri kadar iş hacmi ile işler çıkmaza girmişti!</p>
<p style="text-align: justify;">Bu işin bir şirket tarafından tek elden yapılması beklenen çözümdü. Bu nedenle dönemin kart işi yapan 11 bankası bir araya gelerek takas işini yürütmek üzere 20.08.1990 tarihinde bir şirket kurdular ve şirkete “Bankalararası Kart Merkezi Anonim Şirketi” adını verdiler. Şirket PC üzerinde çalışan basit bir takas programı ile faaliyetine başladı. Gerek kart yayımcısı (issuer) gerekse üye işyeri anlaşması yapan bankalar (acquirer) bundan sonra borç ve alacak bilgilerini disketlerle sadece bu merkeze aktarmaya başladılar. Şirket kendisine gelen disketleri okuyup işleyerek bankaların birbirlerine karşı borçluluk ve alacaklılık durumlarını netleştirmeye başladı. Net sonuçlar da ertesi gün T.C. Merkez Bankası nezdindeki hesaplardan yapılan virmanlarla tasfiye ediliyor ve hesaplaşma işlemlerinin yükünden ve gecikmelerin maliyetinden bankalar kurtulmuş oluyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">Bankalararası Kart Merkezi hayati bir soruna çözüm getirmişti. Ama aynı zamanda bir platform da oluşturmuştu. Önceleri bir araya gelip ortak sorunları konuşma imkanı bulamayan bankalar, BKM ortamında buluşarak kart sektörüne ilişkin tüm sorunları masaya yatırmaya başladılar. Acil olarak takas sorunlarını çözen bankalar ikinci büyük adımı atarak, birbirleri ile olan kredi kartı provizyon işlemlerini, telefonlardan fakslardan kurtarıp, on-line real time bir çalışma ortamına taşıdılar. BKM takas merkezi dışında bir de “switch” merkezi olmuştu. Bu gelişme bugünün POS şebekesinin temelini oluşturdu.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu arada, yurtdışı kartlı işlem kuruluşlarının, bu fonksiyonları kendilerinin yürütebileceği, BKM gibi bir şirkete hiç ihtiyaç olmadığı şeklinde yürüttükleri uzun çaba ve kulis faaliyetlerini de unutmamak gerekir. Onlara uyulsa idi Türkiye bugün böylesine önemli bir alt yapı kuruluşuna sahip olamayacaktı. Yabancı kulislere yüz vermeyip ulusal bir şirketi kurmakta ısrar eden dönemin basiretli banka yöneticilerini de her zaman takdirle anmamız bir vefa borcudur.<br />
BKM faaliyetleri halen bu iki ana fonksiyon üzerinde yürümektedir. Çok önemli bu iki ana görevin üstesinden gelindikten sonra bankalar, BKM’ye diğer yan ve faydalı fonksiyonları da yüklemeye başladılar. Bunlar birleşik uyarı listesinin yayınlanması, bankalara yurt dışı kart kuruluşlarına bağlanmak için köprü görevi görme, sektör istatistikleri tutma ve yayınlama, üyelerin uyacağı işlem standartlarını belirleme, tanıtım gibi işlerdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Görüldüğü gibi, yapı tamamen kart işi içinde olan bankalara hizmet etmek, onların işlerini kolaylaştırmak, hızlandırmak, risklerini azaltmak, verimlerini yükseltmek üzerine kurulmuştur. Hiçbir yerinde kartı hamilleri temsil edilmez. Kart hamilleri banka müşterileridir yalnızca. Bankalararası Kart Merkezi Anonim Şirketini kuran bankalar, bu şirkete müşterileri ile aralarındaki ilişkilere müdahale etmek veya kendi müşterilerinin haklarını korumak gibi fonksiyonları asla yüklememişlerdir. Zaten böyle bir yetki transferi beklemek de eşyanın tabiatına aykırı olsa gerek. Hangi şirket, ya da banka, müşterisi ile arasına, ilişkilerini düzenlemeye ve kendisi yerine müşterisinin haklarını korumaya çalışan bir aracı koyar.</p>
<p style="text-align: justify;">Adının kart merkezi olması maalesef ona, feryat eden kart hamillerini koruma kollama görevi vermiyor. Bu şirketin asıl görevi, üye ve ortakları olan kart işini yürüten banka veya şirketlerin kart operasyonlarını en iyi şekilde yürütmeleri için gereken ortamı sağlamaktır. Son kullanıcı ile muhatap olan bir şirket değildir.<br />
Bankalarla müşterileri arasındaki ilişkileri düzenleme konusunda tek yetkili mercii, Bankalar Yasasından aldığı yetki ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kuruludur.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu hatalı anlayış yalnızca üçüncü kişiler arasında değil, yargı mercilerinde bile görülebiliyor. Örneğin Yargıtay, 2003 yılında kredi kartları ile ilgili bir dolandırıcılık davasıyla ilgili bir kararında “… Numaralı kartların sahte olup olmadığının Bankalararası Kart Merkezinden sorulmasına…” ibaresine hüküm içerisinde yer vermiştir.<br />
Oysaki BKM’nin böyle bir sorumluluğu yoktur. Kartların sahte olup olmadığını bilmesine olanak da yoktur. Bu kartların sahte olup olmadığı ancak, kart numarasına göre, ait olması gereken kart yayımcısı kuruluş tarafından bilinebilir. Bu kuruluş da sahteliğini saptadığı kart numarasını, tedavülden kaldırılan kartlar listesine bildirmekle ve yayın süresini belirtmekle yetinir. Bu bilgileri yurtdışında ilgili kartlı sistem kuruluşları (Vİsa, MasterCard) derleyip yayınlar. Yurtiçinde ise bu görevi BKM yapar. Ancak kartın yurt dışında da kullanılmasına engel olunmak isteniyorsa, kart numarası yurt dışı kartlı sistem kuruluşuna da bildirilir.<br />
Bu durumda BKM’ ye ancak, kartın sahte olup olmadığının sorulacağı kuruluşun kim olduğu sorulabilir. Kart numarasının sahte karta ait olup olmadığının BKM’den sorulması, Bir taşıt aracının plakasının doğru olup olmadığının Şoförler Derneğine sorulmasına benzer.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu tür taleplerin BKM’yi de zor durumda bıraktığı kesindir. Böyle bir talebi alan BKM yetkililerinin “bu bilgiye biz resmen sahip değiliz” diye yanıt vermekten çekindiklerini, mahkemeye yardımcı olmak için çaba harcadıklarını düşünüyorum. Ancak, yetkili merciden alınmamış bilgilerin hükme esas alınmasının ne derece sağlıklı olduğu da tartışmaya açıktır.<br />
Benzer yapılanma, kredi Kayıt Bürosu için de geçerlidir. O da Bankaların ortaklığıyla kurulan, bankalardan kredi kullanan bireylerin kredi kartı ve bireysel kredilerden doğan risklerini, ödeme performanslarını izlemekle görevli bir şirkettir. BU şirketin amacı da müşteriyi korumak, ona yol göstermek değil, kredi kartı verilecek veya bireysel kredi kullandırılacak müşterinin risk durumunu anlamak için bankalara yardımcı olmaktır.<br />
Durumunun bozuk olduğu kredi kayıt bürosu kayıtlarından görülebilen bir kişiye kart veya kredi, genel kural olarak verilmez. Çünkü böyle bir kredinin batması halinde veren banka yetkililerinin sorumluluğu vardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Velev ki verildi!<br />
Peki, bu durumda kart hamiline kötülük mü yapılmıştır? Kart hamili bu kart veya kredi nedeniyle mi batmıştır. Yoksa zaten batık olan kişinin bir süre daha nefes alması mı sağlanmıştır. Bu durumda kartı veya krediyi veren banka suçlumudur? Yoksa tahsil edemeyeceği bir krediyi kullandırdığı için zarar mı görecektir?<br />
İnsanlara çok kredi kullandırıyorlar diyerek bankalara, nasıl kredi vermeleri gerektiğini öğretmeye kalkmak bankaları risklerini yönetemeyecek derecede aciz görmekle eşdeğer değil midir?<br />
Bir gazete köşe yazısında şu ifadeler yer alabiliyor:<br />
“Türkiye’de kredi kartlarının kime verileceğini nasıl verileceğini düzenleyen Bankalararası Kart Merkezi (BKM) ve Kredi Kayıt Bürosunun görevleri konusunu yeniden gündeme taşıdı. Ben şahsen bu büronun gerektiği kadar bilimsel ve ciddi çalışmadığı ve tarafsız davranamayacağı kanısındayım” (Tevfik Dalgıç, 13.08.2008 Referans Gazetesi).</p>
<p style="text-align: justify;">Yazarın kanaati çok yerinde, ancak bu şirketlerin görevleri ile ilgili varsayımları maalesef tümüyle yanlış. Bu şirketler kimlere nasıl kart verileceğini düzenleme yetkisine sahip değiller. Bu yetki esas olarak bankaların kendisindedir. Yasa koyucu tarafından bu konuda bankaların uyacakları kuralları belirleyen çerçeve, 5464 sayılı yasa ile verilmiş, uygulamanın denetimi de BDDK’ya bırakılmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">BKM’yi ve kredi kayıt bürosunu Türkiye kart sektörünün alt yapı şirketleri olarak kabul edip rahat bırakmak, onlara sahip olmadıkları fonksiyonların hesabını sormaktan vazgeçmek zorundayız. BKM ve KKB düzenleyici kurumlar değildir, müşteri banka çelişkilerini giderecek tahkim yeri hiç değildir. Sektöre hizmet veren, tüm çalışmaları bu hizmetlerin güvenliği ve verimliliğine dönük kurumlardır. Ahlaki sorumlulukları yoktur.</p>
<p style="text-align: justify;">Her gün üzerlerinden geçen milyonlarca işlemin fiyatlandırması tamamen kendi inisiyatiflerinde olmasına rağmen bu şirketlerin amacı en yüksek karları sağlamak da değildir. Asıl amaç, hizmeti en düşük maliyetle ve en etkin şekilde vermektir. Bu şirketler kendilerini kar merkezi olarak konumlandırmamıştır. Bu bir tutarsızlık değildir, çünkü karların, kurucu ve ortakları hatta üyeleri olan, kart ve kredileme hizmeti veren banka ve şirketlerde realizasyonu asıl hedeftir. Kar amacı gütseler ve halka açılsalar, sahip oldukları konumlarıyla, emin olunuz ki Türkiye’nin en değerli şirketleri, borsacıların gözdesi olurlardı.<br />
İlhan Sungur<br />
08.01.2009</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilhansungur.com/2009/06/yanlis-anlasilan-bir-kurum-bkm/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
