<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İlhan Sungur &#187; 5464</title>
	<atom:link href="http://www.ilhansungur.com/tag/5464/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ilhansungur.com</link>
	<description>Kartlı yaşam güzeldir, özellikle karta muhtaç değilsen...</description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Aug 2011 07:16:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>ATM’lerin ortak kullanımında komisyon sorunu (2/11/2009 Dünya Gazetesi)</title>
		<link>http://www.ilhansungur.com/2009/11/atm%e2%80%99lerin-ortak-kullaniminda-komisyon-sorunu-2112009-dunya-gazetesi/</link>
		<comments>http://www.ilhansungur.com/2009/11/atm%e2%80%99lerin-ortak-kullaniminda-komisyon-sorunu-2112009-dunya-gazetesi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Nov 2009 19:11:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isungur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Di-yorum]]></category>
		<category><![CDATA[Sektörden]]></category>
		<category><![CDATA[5464]]></category>
		<category><![CDATA[Bankacılık]]></category>
		<category><![CDATA[hesap]]></category>
		<category><![CDATA[kart]]></category>
		<category><![CDATA[kart hamili]]></category>
		<category><![CDATA[komisyon]]></category>
		<category><![CDATA[kredi kartı]]></category>
		<category><![CDATA[ORTAKNOKTA]]></category>
		<category><![CDATA[ücret]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilhansungur.com/?p=378</guid>
		<description><![CDATA[Bu aralar, banka yöneticilerinin, Murphy yasalarından “hayatta hiçbir iyilik cezasız kalmaz” kuralını andıklarını düşünüyorum. Yaptıkları iyi bir girişimin kamuoyunda bu kadar kötü algılandığı başka bir örnek oldu mu hatırlamıyorum doğrusu. En az 10 yıldır zaman zaman dile getirilen, ülkemizdeki tüm ATM’lerin bütün kartlara açık olması hayali nihayet gerçekleştirildi ve kamuoyuna gururla duyuruldu. Banka kartları sektörü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu aralar, banka yöneticilerinin, Murphy yasalarından “hayatta hiçbir iyilik cezasız kalmaz” kuralını andıklarını düşünüyorum. Yaptıkları iyi bir girişimin kamuoyunda bu kadar kötü algılandığı başka bir örnek oldu mu hatırlamıyorum doğrusu. En az 10 yıldır zaman zaman dile getirilen, ülkemizdeki tüm ATM’lerin bütün kartlara açık olması hayali nihayet gerçekleştirildi ve kamuoyuna gururla duyuruldu. Banka kartları sektörü için gerçekten önemli bir aşama gerçekleştirildi. Fakat alınan işlem komisyonlarının ön plana çıkmasıyla, bankaların kendilerine yeni gelir kaynakları yaratma çabasından ibaret bir girişim değerlendirmesiyle yüz yüze geliverdi. Kart hamillerine getirilen geniş ATM ağına sahip oluverme avantajı bir kenara bırakılıverdi. Tüketici dernekleri, emekçi haklarını koruyan sendikalardan çok daha cevval bir şekilde bu konuda savaşıyor. Takdir etmek lazım. Bankacılar ise <em>“Bedava hizmet verilemez, elbette her hizmetin bir bedeli olacak!”</em> diye uygulamalarını savunuyorlar. Kimin ne kadar haklı olduğunu anlamak için bu uygulamayı biraz daha detaylı analiz etmek gerekiyor.<span id="more-378"></span></p>
<p><strong>Tarihsel gelişim</strong><br />
Tüm ATM’lerin ortak kullanılmadığı dönemde, bankalar üç gruba ayrılmıştı. Bir grup Altın Nokta altında toplanmıştı, görece büyük bankalardı. Karşılarında da küçük ve orta ölçekli bankaların oluşturduğu Ortak Nokta grubu vardı. Üçüncü grup ise hiçbir grupta yer almayan, ATM’lerini prensip olarak paylaşıma açmayan İş Bankası ve Ziraat Bankası gibi bankalardı. ATM’lerin paylaşımında asıl problemin, banka kartları cephesinde çıktığını özellikle belirtelim. Kredi kartlarında kimse cimrilik yapmıyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">Banka kartlarında sorun çıkmasının nedeni ise banka kartlarının arkasında bir mevduat hesabı olması. Banka kartları sadece vadesiz mevduat hesabı olan müşterilere veriliyor. Kredi kartları için ise hesap zorunluluğu bulunmuyor. Vadesiz tasarruf mevduatı bankalar için stratejik öneme sahip bir ürün. Bankalar, mevduat müşterisini kaptırmamak adına ATM’lerinde banka kartlarının kullanımına, özel anlaşmalar dışında, izin vermediler.</p>
<p style="text-align: justify;">En büyük sıkıntıyı da orta ve küçük ölçekli bankalar çekiyordu. Her birinin ATM sayısı sınırlı olduğundan, binlerce ATM sahibi olan büyükler karşısında rekabet şansları kalmıyordu. O nedenle paylaşım onlar için hayati bir zorunluluktu. Ortak nokta bu nedenle kurulmuştu.</p>
<p style="text-align: justify;">Sorunlarını da önemli ölçüde halletmişti, çünkü küçükler bir araya geldiklerinde büyük bir ATM havuzu ortaya çıkıverdi ve küçük bankalar da büyükler kadar yaygın bir ATM şebekesinden hizmet alır hale geliverdiler. Bu durum büyüklerin küçüklere karşı elde tuttukları donanımdaki rekabet üstünlüğünü de ortadan kaldırmıştı. Gerek Ortak Nokta gerekse Altın Nokta grupları kendi içlerinde başka banka ATM’lerinden para çekilmesi halinde ATM’si kullanılan bankaya, kartı ihraç eden banka tarafından komisyon ödenmesi prensibini uyguluyorlardı.</p>
<p style="text-align: justify;">Bunun anlaşılır bir nedeni vardı; çok sayıda ATM sahibi banka daha az sayıda ATM sahibi bankaya ATM yatırımlarından yararlanma hakkını tanıyorsa, doğal olarak bu yatırıma da yararlandığı oranda katılmasını talep edecekti. Zaten bankalar baştan beri akreditiflerde, para transferlerinde olduğu gibi, birbirlerine verdikleri her hizmet için komisyon alırlardı. Komisyon bu nedenle “bankalar arasında” bir komisyon olarak ortaya çıktı.</p>
<p style="text-align: justify;">Bankalar bu komisyonu müşteriye yansıtıp yansıtmamak konusunda kararlarını kendileri veriyordu. Bankaların tümü, kredi kartı ile çekilen nakit avanslar nedeniyle müşteri hesaplarına komisyon yansıtmakta hiç tereddüt etmediler. Müşteriler de bunu banka kaynağını kullanmanın bedeli olarak itirazsız kabullendiler. Ancak banka kartları konusunda bu ücretleri yansıtmada o kadar rahat değillerdi, çünkü müşteri banka kaynağını kullanmıyor, kendi parasını çekiyordu. Kendi parasını çeken kişiye, kendi parasını çektiği için ücret tahakkuk ettirmek o kadar kolay değildi. Nitekim bir çok banka bu komisyonu müşterisine yansıtmadı, kendi giderlerinden karşıladı.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Paylaşımın tüm banka ve ATM’leri kapsamına alması</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Kısıtlamaların getirdiği rekabet üstünlüğünün ortadan kalktığı günümüzde, uygulama esasları da aynı olan bankaların ATM’lerini tümüyle birbirlerinin kullanımına açmaları beklenen bir şeydi. Bu kilidi açan anahtar ise, işlemler için ATM’si kullanılan bankaya, menfaatler dengesinin korunması için ödenen ücret oldu. Bankalar arasında yapılan işlemlerin karşılıklı ücretlendirilmesi, ATM’lere büyük yatırım yapmış olan bankaların menfaatini veya haklarını koruyor, onların ATM’lerinden daha fazla işlem yapılacağı için alacakları komisyon ile ödeyecekleri komisyon arasında lehlerine net bir fark olacağından, yatırımlarından ek gelir elde etme olanağını sağlamış oluyor. Az ATM’si olan bankaları düşünürsek, onların kartları daha çok diğer ATM’lerde çalışacağından ödedikleri ücretler tahsil ettikleri ücretlerden fazla olacak, yararlandıkları hizmet için net bir bedel ödemiş olacaklar.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Komisyon alımı</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Peki, bankalar ATM yatırımlarını müşterilerine daha önce yansıtıyor muydu? Elbette hayır. ATM yatırımlarını yaparken, bunu banka kartları ile kullanacak olan kendi müşterisine ödetmeyi değil, bu yatırımın sağlayacağı verim artışına güveniyorlardı. Başka kartlara verilen hizmetlerden alınan ek ücretler ise yatırımın geri dönüş süresini kısaltan ek gelirler olarak değerlendirildi.</p>
<p style="text-align: justify;">Peki, şimdi hiç ATM yatırımı yapmamış veya çok az yapmış bankalar, yatırım yapsa bu ATM’ler için ödeyeceği bedelleri neden müşterisine, üzerine kar da koyarak yansıtıyor? Neden bunu uzun döneme yayılmış bir ATM yatırımı harcaması olarak değerlendirmiyor? Kendisi ATM yatırımı yapsaydı bu bedelleri peşin olarak ödeyecek ve hesap sahibi kart hamillerine yansıtamayacaktı. Şimdi hangi gerekçeyle yansıtıyor? Yansıtmakla kalmayıp doğrudan gelir kaynağı olarak kullanıyor?</p>
<p style="text-align: justify;">Tüm bankalar eşit sayıda ATM’ye sahip olsa ve hepsi de dengeli bir şekilde kullanılsa, karşılıklı olarak alınan ve verilen ücretler eşit olacağından kimse birbirlerinden net gelir elde edemeyecekti. Bu durumda böyle bir ücret alışverişinin anlamı kalmayacağından, bankalar birbirlerinin ATM’lerini ücretsiz kullanacaklar, kullandıracaklar, böylece kart kullanıcılarına yansıtılacak ekstra bir gider de söz konusu olmayacaktı. Bu konuda bir eşitsizlik olduğundan, ücret, ATM’lere fazla yatırım yapmış olan bankaların haklarını korumak açısından dengeleyici bir göreve sahip. Bu ücretin kart hamillerine yansıtılmasının etik olup olmadığına bir de bu yönden bakmak gerek. Siz hem yeterli ATM yatırımı yapmayacaksınız, hem de bu hizmeti hazır ATM yatırımlarından alıp, bedelini birkaç katıyla kart hamillerine ödeteceksiniz. Kart hamilleriniz size vadesiz mevduat yatırırken bir kabahat mi işliyorlar ki onları cezalandırıyorsunuz?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Komisyonların müşteriye yansıtılmasında parametreler</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Hakkaniyet bankalar arasında ATM kullanımının ücretlendirilmesini gerektiriyor. Ancak uygulamada görüyoruz ki, kart veren bankalar, ATM sahibi olan bankalara ödedikleri ücreti kart hamili müşterilerine yansıtma konusunda çok farklı politikalara sahipler. Bankaların birbirlerine ödeyeceği kullanım ücretleri sabit olduğu halde, bu ücretlerin kart hamiline yansıtılması hususunda tam bir serbestlik bulunmaktadır. Bu noktada bankalar ayrışmaya başlıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Eğer bir banka, kart hamili müşterilerinin başka banka ATM’lerini kullanmasını istemiyorsa, başka banka ATM’sini kullanma ücretini müşterisine yüksek yansıtacaktır. Kendi ATM’lerinin kullanımı beklenen verimliliğe ulaşmamış bir banka bu yöntemi tercih edebilir. Önce kendi kart hamillerinin başka banka ATM’lerini kullanmaktan caydıracak, diğer bankaların müşterilerinin kendi ATM’lerini kullanmasını sağlayıp, ATM’lerini yüksek kapasitede ve yüksek verimlilikle çalıştırmayı amaçlayacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Eğer bir banka, kart hamili müşterilerinin başka banka ATM’lerini kullanmasını teşvik etmek istiyorsa, başka banka ATM’sini kullanma ücretini müşterisine düşük yansıtacak, hatta hiç yansıtmayacaktır. Bu banka, ATM yatırımı yapmaktansa ücretini ödeyerek hizmeti almayı, bir anlamda ATM hizmetini dış kaynak kullanım yöntemiyle (outsource) çözmeyi tercih ediyor demektir. Veya ATM’leri tam kapasite çalışıyordur ama müşterileri bekleme sürelerinden şikâyetçi olmaya başlamıştır, diğer ATM’lere yönlendirme ihtiyacı vardır. Diğer ATM’leri kullanım ücretini kar marjı koymaksızın aynen yansıtacak ya da masrafı kendisi üstlenecek, müşterisini koruyacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Nasıl yaklaşılmalı?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bence sorun, “bedava hizmet yok” anlayışı arkasında müşterilerden ekstra ücret/komisyon tahsil etmekte yatıyor. Bir kart hamilinizin, başka banka ATM’sini kullandığı için o bankaya ödediğiniz ücreti müşterinize yansıtmayı, müşterinize izah edebilirsiniz. Ancak bu ücreti müşterinize ikiye üçe katlayarak yansıtmayı izah edemezsiniz. Bedava karşılıksız hizmet yok söylemi sizi burada kurtarmaz. Çünkü müşteri aldığı hizmetin karşılığını size zaten vadesiz mevduat olarak önceden yatırdı. Vadesiz mevduatın bankacılar için değeri ortada. Vadesiz mevduat artışı, bankaların kaynak maliyetini düşürüyor, düşen kaynak maliyeti, faizleri daha rekabetçi seviyelere çekiyor. Yani, size en değerli kaynağı yaratmış olan vadesiz mevduat müşterisine, hesabından başka banka ATM’si aracılığıyla para çekti diye ceza uyguluyorsunuz? ATM’ler bankalar için maliyet düşürücü bir ürün, böyle bir, müşteri için nasıl ek masraf kaynağı olur? Kaldı ki ATM’lerin ve banka kartlarının yaygınlığı ve ulaşılabilirliği arttıkça, vadesiz mevduatta para tutma oranı da yükseliyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Başka hizmetlerden de komisyon alabilirsiniz…</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Eğer verdiğiniz hizmetin kaynağını, müşterinizin size yatırdığı vadesiz mevduat olarak görmezseniz, kendi ATM’nizden, hatta gişelerinizden bile ödeme yaptığınızda işlem komisyonu kesebilir hale gelirsiniz. Başka banka ATM’lerinin kullanımı bahanesine bağlamanız da gerekmiyor. Komisyon almak veya ücret tahakkuk ettirmek istediğinizde, belediyelerin veya maliyecilerin yaratıcılığını gösterip, pek çok alandan komisyon/ücret almaya başlayabilirsiniz</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Komisyonlar cüzi mi?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bankalarımız, alınan ücretlerin 3-4 lira gibi küçük miktarlar olduğunu savunabilir. Ancak yaygın ATM ve banka kartı ağının en önemli etkisi, insanları para taşımaktan vazgeçirmesidir. Müşteri gerek duyduğu parayı en yakın ATM’den ihtiyacı kadar çekecektir. Bu miktarlarda genellikle büyük değildir. 10-50 lira arası işlemler oldukça yoğundur. Büyük ödemeler için ATM’lerden para çekmeye gerek yok, bu ödemeler günümüzde internet üzerinden gerçekleştiriliyor veya kendi bankanızın ATM’sinden havale yapabiliyorsunuz. 10 lira çeken müşteriden 4 lira komisyon alırsanız yüzde 40-50 lira çekenden 4 lira alırsanız yüzde 8 işlem komisyonu tahsil etmiş olursunuz. Bu oranları kim savunabilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Yasal durum nedir?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Devletin ana görevlerinden biri, sistemin sürekliliği için çatışan çıkarları birbirlerini yok etmeyecek şekilde dengelemektir. Banka kartları konusunda Devlet bu görevini, 5464 sayılı Kredi Kartları ve Banka Kartları Yasası‘nı çıkartmak suretiyle önemli ölçüde yerine getirmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kart hamillerinden talep edilecek ücret ve komisyon masrafları konusunda yasa, 24/4 maddesinde “Kart hamilinin yaptığı işlemler nedeniyle, sözleşmede yer almayan faiz, komisyon veya masraf gibi adlar altında hiçbir şekil ve surette ödeme talep edilemez ve kart hamilinin hesabından kesinti yapılamaz” şeklinde bir düzenleme yaparak, kart hizmeti sunan kuruluşların sözleşmelerde göstermedikleri sürece her hangi bir ücret tahsil edemeyeceklerini hükme bağlamıştır. Bu hükümle, müşterilerin, alacakları hizmete ilişkin olarak ne gibi yükümlülükler altına gireceği hususunda önceden bilgi sahibi olması, herhangi bir sürprizle karşı karşıya kalmaması amaçlanmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu durumda bankalarımızın yapması gereken, sözleşmelere bu konuda açık bir madde koymak, başka banka ATM’lerinin kullanılması halinde alacakları komisyonu sözleşme maddesinde açıkça göstermek, oransal bir ücret ise oranı, maktu bir ücret ise ücret tutarını göstermektir. Kapalı ve yuvarlak geçilmiş maddeler bankaları koruyamaz. Kart ücretleri konusundaki yargının yerleşik hale gelmiş kararları açıktır. Ücret sözleşmede açıkça yer almıyorsa tahsil edilememektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Beklenen</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bankaların ATM’leri tüm kart kullanıcılarına açmış olmaları son derece isabetli bir karardı ve beklentilere uygundu. Aksini kamuoyuna açıklamak mümkün olmuyordu. Yurtdışından gelen herhangi biri elindeki banka kartı ile istediği ATM’den para çekebilirken aynı karta sahip yurttaşımız sınırlamalar ve yasaklamalarla karşı karşıya idi.</p>
<p style="text-align: justify;">Ancak komisyon uygulaması konusunda yaşanan tutarsızlıklar ve keyfilik kamuoyunun bu olaya tepki göstermesi sonucunu doğurdu. Üstelik de bankalar bu komisyonu savunmak hususunda maalesef çok zayıf argümanlara sahip. Bu olay, çok daha haklı oldukları kart ücretleri konusunda bile ciddi şekilde hırpalanan bankacılık imajını daha derinden yaralayabilecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kimseye ek bir maliyet getirmeyecek olan, aksine bankalarda verimlilik artışı yaratacak olan bu paylaşım nedeniyle mevduat sahiplerinin, komisyon mükellefiyeti ile cezalandırılmasını anlamakta zorlanıyoruz. Kamu otoritelerini</p>
<p style="text-align: justify;">bu konuda göreve davet etmek, şüphesiz sistemin mantığına ters bir tutumdur, ancak banka yöneticilerinden de nalıncı keseri anlayışını terk ederek biraz daha sorumlu ve bir tutum içinde olmalarını beklemek kamuoyunun hakkıdır. Bu niteliklere sahip yöneticilere sahip olduğumuzu biliyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilhansungur.com/2009/11/atm%e2%80%99lerin-ortak-kullaniminda-komisyon-sorunu-2112009-dunya-gazetesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kredi Kartı Faizlerinde Sınırlamalar Nasıl Aşılır</title>
		<link>http://www.ilhansungur.com/2009/10/kredi-karti-faizlerinde-sinirlamalar-nasil-asilir/</link>
		<comments>http://www.ilhansungur.com/2009/10/kredi-karti-faizlerinde-sinirlamalar-nasil-asilir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Oct 2009 22:09:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isungur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Di-yorum]]></category>
		<category><![CDATA[5464]]></category>
		<category><![CDATA[banka]]></category>
		<category><![CDATA[Bankacılık]]></category>
		<category><![CDATA[kart]]></category>
		<category><![CDATA[komisyon]]></category>
		<category><![CDATA[ücret]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilhansungur.com/?p=356</guid>
		<description><![CDATA[2001 yılında patlayan ekonomik krizle beraber ortaya çıkan kart mağdurları kitlesinin derdine bir ölçüde derman olmak ve sonrası için de kart hamilerini koruyucu önlemleri oluşturmak amacıyla 23.2.2006 tarihinde 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu kabul edilmiştir. Yasa çıkmadan önce ticaret odalarından tüketici derneklerine kadar herkesin en çok üzerinde durduğu konu faizlerin ne kadar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">2001 yılında patlayan ekonomik krizle beraber ortaya çıkan kart mağdurları kitlesinin derdine bir ölçüde derman olmak ve sonrası için de kart hamilerini koruyucu önlemleri oluşturmak amacıyla 23.2.2006 tarihinde 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu kabul edilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Yasa çıkmadan önce ticaret odalarından tüketici derneklerine kadar herkesin en çok üzerinde durduğu konu faizlerin ne kadar yüksek olduğu konusuydu.  Yasa koyucu bu konu hakkında kendini bir şeyler yapmaya mecbur hissettiği için, yasanın 26. maddesine “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, azami akdi ve gecikme faizi oranlarını tesbit etmeye yetkilidir ve belirlediği bu oranları 3 ayda bir açıklar” fıkrasını eklemiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">T.C.Merkez Bankası da bu hükmü uygulamaya ve üç ayda bir faiz oranlarını ilan etmeye başlamıştır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>01.04.2009 tarihinden itibaren T.C.Merkez Bankasının 2009/2 sayılı tebliği ile  bankalarca kredi kartı işlemlerinde  uygulanacak aylık azami akdi faiz oranı, YTL için yüzde 3.96, gecikme faiz oranı ise, 4.71 olarak uygulanmaktadır.</em></p>
<p style="text-align: justify;">Bir diğer koruyucu önlem de, yine yasanın 26. maddesinde yer alan kredi kartı borçlarına, temerrüt hali de dahil olmak üzere hiçbir şekilde bileşik faiz uygulanmayacağı hükmüdür.</p>
<p style="text-align: justify;">Görüldüğü gibi, yasa koyucu kart hamillerini korumaya dönük ciddi önlemler almıştır. En azından almaya çalışmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Peki, bu önlemler uygulamaya ne kadar yansımıştır?<span id="more-356"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Kredi kartı hesap özetlerinin arkasında şu tür açıklamalar yer alıyor:</p>
<p style="text-align: justify;"><em>“Nakit Avans Faiz Oranı: Kartınızla yaptığınız nakit çekim işlemleri için işlem tarihinden ödeme tarihine kadar işletilen aylık net faiz oranı.”</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Nakit Avans Ücreti: Kredi kartı ile yapılan her bir nakit çekim işlemine faizden ayrık olarak alınan ücrettir.”</em></p>
<p style="text-align: justify;">Nakit çekim ücretinin iki unsurdan oluştuğu görülüyor: Birincisi sabit bir miktar ücret, ikincisi ise çekilen miktar ile orantılı bir değer. %3 gibi.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu durumda bir nakit avans işlemine yüklenecek maliyetler şunlar oluyor:</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Faiz</li>
<li>Sabit Nakit Çekim Ücreti</li>
<li>Oransal Nakit Çekim Ücreti</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Piyasadaki koşullara uygun bir örnek ile konuyu açalım;</p>
<p style="text-align: justify;">Bankanızın nakit avans faiz oranı  %3,96, Nakit çekim ücreti ise sabit 3.- TL ve ayrıca çekilen miktarın %3’üdür.</p>
<p style="text-align: justify;">100 liralık nakit avans çektiniz ve bir ay sonra size hesap ekstresi gönderildi. Bu nakit avans işlemi için hesabınıza borç yazılan masraflar şunlar olacaktır:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Faiz                                                     3,96 TL</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Ücret/maktu                                     3.- TL</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Ücret/oransal                                               3 TL</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Banka Gelirleri Toplamı                   9,96 TL</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>KKDF                                                  0,59 TL</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>BSMV                                                 0,50 TL</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;">Yasal Mükellefiyetler                                   1,09 TL</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Toplam Tahakkuk                             11,05 TL</strong></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;">Bankanın 100 TL tutarındaki kredi işleminden bir ayda elde ettiği gelir 10,09 TL’dir. Aylık faiz oranı  %10,09’demektir. Bir ay için kredi kartı ile nakit avans alıp bir ayın sonunda ödeyen bir kart hamili %10,09 oranında net reel faiz ödemiş olacaktır. 6 liralık kısmın ücret adı altında alınmış olması, onların kredinin faizi olduğu gerçeğini ortadan kaldırmayacaktır. Aslında yasal mükellefiyetleri de müşteri yönünden faiz giderlerine eklemek gerekir ki, bu durumda müşteriye toplam maliyeti 11,05 TL veya aylık %11,05 faiz yükü demektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu durumda bu banka, yasanın 26 maddesine göre belirlenmiş azami faiz hadlerine uyduğunu ileri sürebilecek midir? Bu maddenin gereğini yerine getirmek, ücret ve komisyonların toplamının %3,96 oranı içerisinde kalması demektir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Ekonomik anlamda, ödünç verilen bir para mukabilinde anapara haricinde tahsil edilen her türlü menfaat o paranın faizi kabul edilir.</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Aylık %10,09 oranında bir faiz oranı yıllık %121,08 basit faiz oranıdır. Ancak 12 aylık periodda nakit avans işlemi tekrarlanacak olursa, bu oran %216,94’e tekabül eder.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu basit hesapla gördüğümüz üzere her ay 100 TL nakit avans alan ve ertesi ay eskisini kapatıp tekrar alan bir kişi yıllık %216,94 oranında faiz ödemektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Yıllık faiz oranlarının %10 civarında gezindiği bir ortamda, %216 gibi bir orandan kredi kullandırabilmek herhalde inanılmaz cazip bir bankacılık işlemidir. Bu şartlar altında bankaların risk alması tabii ki teşvik görecektir. Müşteri yönünden diğer giderler de birlikte dikkate alınacak olursa bileşik faiz maliyeti %251,74 olmaktadır. Kamuoyu bu faiz oranlarının çoktan bittiğini zannededursun!</p>
<p style="text-align: justify;">Bankanın nakit faiz oranını ilan etmesinin bu şartlar altında bir anlamı kalmamaktadır. Kart hamili borcunu erken ödediğinde en yüksek faiz oranı ile muhatap olmaktadır. Ve her halde ilan edilen faiz oranı aşılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Sorun 5464 sayılı yasa ile tüketiciyi korumaya çalışan yasa koyucunun bu amacını sağlayıp sağlayamadığı noktasındadır.</p>
<p style="text-align: justify;">T.C.Merkez Bankası görevini yapmış, azami faiz oranlarını ilan etmiştir. Bu faiz oranlarının uygulanıp uygulanmadığı hususu ise BDDK’nın görev alanına girmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu kurala uymamanın müeyyidesi nedir acaba diye yasaya baktığımızda, idari ve adli cezaları düzenleyen yasanın 35. maddesi, 24,25 ve 27. maddelere uymama hallerinin cezalarını belirtirken, 26. maddeye uymama halini düzenlemediğini görüyoruz.. Bu durumda faizlerle ilgili üst sınırlara uymamanın bir yaptırımı olmadığı ortaya çıkmaktadır. Bunun bilinçli mi bilinçsiz mi olduğu hususunda ise bir yorum yapamıyoruz. Yasanın gerekçesinde de bu konuda bir açıklamaya rastlanmıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Sonuç, ülkemiz halen bir faiz cennetidir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İlhan Sungur</strong><strong></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İstanbul, 7.6.2009</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilhansungur.com/2009/10/kredi-karti-faizlerinde-sinirlamalar-nasil-asilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hoş Gelişler Ola 5915 Sayılı Yasa</title>
		<link>http://www.ilhansungur.com/2009/07/hos-gelisler-ola-5915-sayili-yasa/</link>
		<comments>http://www.ilhansungur.com/2009/07/hos-gelisler-ola-5915-sayili-yasa/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Jul 2009 13:16:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isungur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Di-yorum]]></category>
		<category><![CDATA[Yasalar]]></category>
		<category><![CDATA[5464]]></category>
		<category><![CDATA[5915]]></category>
		<category><![CDATA[Bankacılık]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[kanun]]></category>
		<category><![CDATA[kart]]></category>
		<category><![CDATA[kart hamili]]></category>
		<category><![CDATA[kredi kartı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilhansungur.com/?p=259</guid>
		<description><![CDATA[5915 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunununda değişiklik yapan kanun hakkında.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong> </strong></p>
<p>TBMM tarafından 24.6.2009 tarihinde kabul edilen 5915 sayılı “Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” iki maddelik bir kanundur. Bir maddenin geçici madde olduğu düşünülürse tek Maddelik bir kanun olduğu dahi söylenebilir. Birinci madde 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununun 24.maddesini değiştirirken, ikinci madde temerrüde düşmüş kredi kartı borçlularının borçlarını yeniden yapılandırma imkanı veren geçici bir maddedir.<span id="more-259"></span></p>
<p>Birinci maddede, 5464 sayılı yasanın 24/3 fıkrasındaki “Sözleşmede belirtilen asgari tutar, dönem borcunun yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Hesap özetinde yer alan asgari ödeme tutarı son ödeme tarihinde ödenmediği taktirde, kart hamili ödenmeyen tutar için sözleşmede öngörülen gecikme faizi dışında bir yükümlülük altına sokulamaz” hükmünü genişleterek, “Sözleşmede belirtilen asgari tutar dönem borcunun yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Kurul Hazine Müsteşarlığı ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının olumlu görüşünü alarak, bu oranı yüzde kırka kadar artırmaya, artırdığı oranı yüzde yirmiye kadar düşürmeye veya belirtilen sınırlar dahilinde söz konusu oranı kart hamili grupları itibariyle farklılaştırmaya yetkilidir. Hesap özetinde yer alan asgari ödeme tutarı son ödeme tarihinde ödenmediği takdirde kart hamili ödenmeyen tutar için sözleşmede öngörülen gecikme faizi dışında bir yükümlülük altına sokulamaz” şeklinde iki ana unsuru maddeye eklemiştir.</p>
<p>Birincisi %20 asgari ödeme oranını sabit oran olmaktan çıkarıp bu oranı iki katına kadar artırmaya veya eski haline kadar düşürmeye BDDK’ya yetki tanınmıştır. Ancak bu konuda BDDK tek başına yetkili kılınmamış, Hazine Müsteşarlığı ile T.C.Merkez Bankasının da olumlu görüş bildirmeleri şartına bağlamıştır.</p>
<p>Bu değişikliğin ilgi çekici yönü, oranın yalnızca artırım yönünde değiştirilebilmesi, düşürme yönünde yetki tanınmamasıdır. Asgari ödeme oranı konusunda yasama organının bir saplantısı olduğunu görüyoruz. 5464 sayılı yasanın taslağında asgari ödeme oranı %10 olarak öngörülmüştü. Ancak mecliste %20’ye çıkarıldı. BU kez 5915 sayılı yasa taslağında BDDK’ya asgari ödeme oranını değiştirebilme yetkisi veren madde, asgari ödeme oranını %10 ile %30 arasında belirleyebilme yetkisini öngörüyordu, fakat meclis yine taban oranı %20’ye yükseltti.</p>
<p>Asgari ödeme oranının yüksek tutulma gerekçelerini, meclis tutanaklarından okuduğumuzda görüyoruz ki, tüm kaygı kredi kartları ile kredi kullanılmasını önlemek, kredi kartlarının kredileme kolaylığının kolay borçlanmaya teşvik etmesini önlemek, kartları ödeme aracına indirgemek, sektör jargonunda kullanıldığı haliyle “chargecard”a indirgemek. Bütün bu söylemlerin arkasında hep halkı korumak kollamak, koruyucu devlet olmak düşüncelerinin yattığı apaçık.</p>
<p>İyi niyet çok saygı değer bir nitelik şüphesiz.</p>
<p>Ancak madalyonun bir de ters tarafına bakalım.</p>
<p>BDDK raporlarına göre Mart 2009 itibariyle ülkemizde 43,5 milyon tedavülde kredi kartı vardır. Bu kartların toplam borç bakiyesi ise, 33,1 milyar TL’dir. Tüketici kredileri toplamı ise 80,55 milyar TL’dir. Takipteki alacaklar ise kredi kartlarında 3 milyar, tüketici kredilerinde 2,7 milyar TL’dir. Orantılarsak, tüketici kredilerinin %3,3’ü, kredi kartlarının %10’u vadesinde ödenememiş, icraya intikal etmiştir. Risk yönünden kredi kartlarının önde olduğu apaçık görülüyor. Kaldı ki, kredi kartı alacaklarının yasal takibe aktarılmasında da her zaman gecikme vardır, aktarılan kısım kadar normal hesaplarda kalmış temerrüde düşmüş müşterilerin de olduğu bilinir. Takipteki alacakların yüksek görünmesi hoş karşılanmaz. O nedenle bazı alacaklar idari takip safhasında uzun kalır, hemen yasal takip hesaplarına aktarılmaz. Aktarıldığında karşılık ayrılması gerekecek ve karlılık olumsuz yönde etkilenecektir.</p>
<p>Kredi kartı alacaklarının 11 milyar liralık kısmı taksitli olarak ödenmektedir. Bu rakamlardan anladığımıza göre, asgari ödeme oranı 11 milyar liralık borcu oluşturan kart hamillerini yakından ilgilendiriyor.</p>
<p>Asgari ödeme oranı artırıldığında, kart hamillerinin de hemen aynı oranda ödemelerini artırmaları beklenmemeli. BU kesim zaten mümkün olan en yüksek ödemeyi yapmaktadır. Asgari ödeme oranı artırıldığında borçluların muhtemelen büyük kısmı asgari ödeme tutarlarını ödeyemeyecek, ödeyemedikleri asgari ödeme tutarları için bu kez temerrüt faizi ödemek zorunda kalacaklardır. Daha da ötesi, asgari ödeme tutarını üç dönem yatıramayan borçlu, bu kez icra tehdidi altında kalacaktır. Düşük asgari ödeme oranı ile daha az oranda faiz ödeyerek borçluluğunu itibarlı bir şekilde sürdüren kart hamili, artan asgari ödeme oranı ile birlikte, hem daha yüksek maliyete katlanmak zorunda kalacak hem de icraya düşerek itibarını ve sosyal statüsünü yitirecektir. Düşük asgari ödeme oranları bu ihtimalleri ötelemişken, oranın yükselmesi ile kişi doğrudan batırılmıştır. Asgari ödeme oranını yükseltmekle kim korunmuş oluyor, sorusu ortadadır. Son günlerde iş âleminde çok tartışılan “kredilerin geri çağrılması” olayı, asgari ödeme oranının yükseltilmesi halinde bireylere uygulanmış olacaktır. Kaldı ki, ticari kesimde dahi geri çağırma gerçekte uygulanmadı.</p>
<p>Yasa koyucunun iyi niyeti açıkça ortada. Ancak, “cehenneme giden yolun iyi niyet taşları ile döşendiği” gerçeğini de unutmamak gerekiyor.</p>
<p>11 milyar TL tutarındaki kredi kartı alacağının taksitlendirilerek/kredilendirilerek ödendiğini görmüştük. BU kesim şu anda asgari ödem oranı ile durumunu idare etmeye çalışıyor. Yani borç bakiyelerinin %20’sini, ki toplam borcun 2,2 milyarı ediyor, ödeyerek borçluluklarını sorunsuz sürdürmeye uğraşıyorlar. Ödeme oranı %30’a çıkarılacak olursa, bu kesimin ödemesi gereken miktar 3,3 milyara çıkacaktır. Bunu ödeme imkanları çok şüphelidir. Yine en fazla 2,2 milyar ödeyebilecekler, ödeyemedikleri 1,1 milyar için temerrüt faizi ödemek zorunda kalacaklardır. Bu da kart hamillerinin 8,25 milyon TL fazla aylık ödeme yapmaları demektir. Yıllık 100 milyon TL’ye tekabül edecektir.</p>
<p>Kart hamillerini koruyalım derken, kart hamillerinin cebinden, hem de ödeme gücü en düşük kesimin cebinden, yıllık 100 milyon TL daha alınıp bankalara aktarılacaktır! İyi niyet…</p>
<p>Asgari ödeme oranı ile oynamanın yaratacağı diğer bir sorun da, bankaların bu oranı tek taraflı olarak artırma konusunda ne kadar yetkili oldukları hususudur. BDDK bu oranı %40’a çıkaracak olsa, %20 üzerinden düzenlenmiş eski sözleşmeler ne olacaktır. Kişiler arasında özel hukuk hükümlerine göre yapılmış bir sözleşme, sözleşmeye taraf olmayan kamu otoriteleri tarafından değiştirilmeye zorlanıyor. BU değişiklik kart hamillerine 5464 sayılı yasanın 25. maddesinde açıklandığı şekilde son hesap özetine konulacak bir not ile yapılacaktır. Kart hamili bu hesap özetini aldıktan sonra kartını kullanmaya devam ederse değişikliği kabul etmiş sayılacaktır.  Sözleşme değişikliğine ilişkin madde:</p>
<h1><em>Sözleşme değişiklikleri</em></h1>
<p><strong><em>MADDE 25 -</em></strong><em> Sözleşmede yapılacak değişiklikler kart hamiline bildirilir. Bu değişiklikler bildirimin yapıldığı döneme ilişkin son ödeme tarihinden itibaren hüküm ifade eder. Bildirimin ait olduğu döneme ilişkin son ödeme tarihinden sonra kartın kullanılmaya devam olunması halinde, sözleşmede meydana gelen değişikliklerin kabul edildiği addolunur. Faiz oranının artırılması durumunda ise bu değişikliğin hüküm ifa de edebilmesi için otuz gün önceden kart hamiline bildirilmesi zorunludur. Kart hamili faiz artırımına ilişkin bildirim tarihinden itibaren en geç altmış gün içinde tüm borcunu ödeyip kredi kartını kullanmaya son verdiği takdirde faiz artışından etkilenmez</em></p>
<p>Bu madde hükmüne göre, kart hamili, asgari ödeme oranının artırıldığını bildiren hesap özetini aldıktan sonra kartını kullanmaya devam ederse yeni ödeme oranını kabul etmiş sayılacak. BU hükmü tersinden okuyacak olursak, kartını kullanmayan kart hamili, asgari ödeme oranı değişikliğini kabul etmemiş sayılacak ve ona eski oran üzerinden hesap özeti gönderilmeye devam edilecektir.</p>
<p>5915 sayılı yasanın 1. maddesi, kamu hukukuna “müşteri segmentasyonu” kavramını da sokmuş bulunuyor! Yasa BDDK’ya, asgari ödeme oranını, belirtilen sınırlar içinde kalmak kaydıyla, “kart hamili gruplarına göre” farklı uygulama olanağı da getiriyor.  Bu yetki kapsamında BDDK; “Yaşı ellinin üzerinde olan müşterilerinize asgari ödeme oranını %40 uygulayın” diyebileceği gibi, “İstanbul’da oturanlar %35, Ankara’da oturanlar %20 ödesin” de diyebilir. Kart hamili gruplamalarının sınırı yoktur. Seçilen kriter ne ise gruplar o şekilde oluşur.</p>
<p>Sorun, bankaların veri tabanında olmayan bir kritere göre BDDK gruplama yapacak olursa, bankaların ne yapacağıdır.</p>
<p>Ya bankalar bu kurallara uymazsa ne olacak? 5464 sayılı yasanın 35. maddesi bunun yanıtını da vermiştir:</p>
<p><em>“</em><em>f) 24 üncü ve 25 inci maddelerine aykırılık halinde ikibin Yeni Türk Lirasından onbin Yeni Türk Lirasına kadar&#8230;”</em></p>
<p>Herkese iyi çalışmalar…</p>
<p>İlhan  Sungur</p>
<p>İstanbul, 01.07.2009</p>
<p style="text-align: justify;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilhansungur.com/2009/07/hos-gelisler-ola-5915-sayili-yasa/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

