İlhan Sungur
Kartlı yaşam güzeldir, özellikle karta muhtaç değilsen…
Kartlı yaşam güzeldir, özellikle karta muhtaç değilsen…
Eyl 26th
Hâkimler ve savcılar adalet dağıtır. Üstelik çok zor şartlar altında. Davaların birden fazla tarafı vardır. Kararlar bir tarafı mutlu ederse diğer tarafları da doğal olarak mutsuz eder. Ancak yargıç kararı, teraziden geçmiş kabul edilir ve taraflar o karara saygı göstermek zorundadır. Kaldı ki, yerel mahkemenin kararları bir de Yargıtay süzgecinden geçer.
Peki her yargı kararı doğru mudur?
Elbette yanlış kararlar da vardır. Yargı mensubu kararını bağımsız ve vicdani kanaati ile almış olmalıdır. Arada bir yanlış karar olur ise ki mutlaka vardır, gölgeleyen bir olay olmaması halinde, o karar yanlış olsa da herkes yargının verdiği karara saygı duymak zorunda.
Yargıçlar eğitim seminerlerine katılmalı
Yargı mensupları, değişen kanunlara yönelik uygulamalarda ve bazı uzmanlık gerektiren konularda kendilerini yenilemek zorunda. O nedenle kısa süreli de olsa seminer, panel gibi eğitim çalışmalarına katılmaları gerekebilir. Ancak bunların ya üniversiteler ya da Adalet Bakanlığı’nca düzenlenmiş olması koşuluyla. Bakanlık, eğitim programlarını hafta sonlarında beş yıldızlı otellerde düzenlemeli, hâkim ve savcıların aileleri birlikte katılmalarını sağlamalıdır.
Hepimiz görüyoruz ve biliyoruz ki, mahkemelerde en önemli davaları bulunan bankalar, ya üst birlikleri olan Bankalar Birliği ya da kredi kartları konusunda BKM vasıtasıyla Abant’ta veya Antalya’da 5 yıldızlı otellerde, yargı mensuplarına yönelik hafta sonları eğitim semineri adı altında toplantılar düzenler. Bu toplantılara bazı mahkeme Başkanları, üyeler, cumhuriyet savcıları, Yargıtay üyeleri ve hatta Bakanlık mensupları davet edilir ve tüm masraflar; Bankalar Birliği ya da BKM tarafından karşılanır. Bu toplantılara bankaların çok çok önemli davalarına bakan hâkim ve savcıların yanında, o mahkemelerdeki davalarını yürüten banka hukuk müşavirleri ve de avukatları da katılır. Bu ne kadar doğru?
Yargıcın eğitim biçimini Anayasa belirlemiş
Bunda ne var denilebilir. Eminim ki katılan yargı mensupları son derece iyi niyetle davete icabet etmişlerdir ve karar alırken bunların etkisi altında kalmazlar. Diyelim ki davet eden ve bu yargıçların baktığı davalarda dosyaları bulunan bankalar da tamamen iyi niyetli. Yine de bu doğru değildir. Hâkimlik ve savcılık mesleği çok kutsal ve de özen gösterilmesi gereken bir meslektir. Nitekim Anayasamızda hiçbir kurum için öngörülmezken sadece hâkimlik ve savcılık mesleği için “meslek içi eğitim”in nasıl yapılacağı açıkça belirtilmiştir. T.C. Anayasası’nın 140. maddesinde; “Hâkim ve savcılık mesleğinin “meslek içi eğitimi” kanunla belirlenir” deniliyor. Demek ki, hâkim ve savcılarımızın meslek içi eğitiminin ne şekilde yapılacağını kanun belirleyecektir. Böyle bir kanunda da hâkim ve savcıların, baktıkları davaların tarafı olan kurumlar tarafından eğitilmesi öngörülmez. O kurumlar, Adalet Bakanlığı ve üniversitelerimiz olacaktır.
Davanın diğer tarafı da eğitim gezisi düzenlerse
Tamamen iyi niyetle eğitim seminerlerini düzenleyen bankalarımızı bir tarafa bırakıyor, tersinden bir örnek vermek istiyorum. Kamu bankaları dahil tüm bankalar TTK’ye göre kurulmuş birer anonim şirkettir. Diyelim ki, banka olmayan X şirketinin bir mahkemede çok önemli bir davası var. Bu X şirketi de Dubai’nin en güzel 7 yıldızlı otelinde hafta sonunda hâkim ve savcılara yönelik bir eğitim semineri düzenlemeye ve davasına bakan hâkim ve savcıyı da davet edip tüm masraflarını karşılamaya kalkarsa bu doğru olur mu? Elbette olmaz. Bu doğru değilse, mahkemelerde en büyük taraf olan bankaların da eğitim semineri adı altında bu tür davetler düzenlemesi ve davetlere yargı mensuplarının icabeti de doğru değildir.
Bakanlık bu olaya el atmalı
Büyük görev, Adalet Bakanlığı ile Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na düşüyor. Bakanlık, bütçesine ödenek koyar; ister yurt içinde, ister yurt dışında, hangi hâkim ve savcının eğitim seminerine katılma ihtiyacı varsa 5 yıldızlı otel ödeneğini, yolluk ve yevmiyesini karşılar, o hâkim ve savcı da aslanlar gibi gider eğitimini alır, cebinden çıkardığı para ile otel ve yemek masrafını öder ve döner. Böylece de hiç kimseye karşı mahcup olur muyum diye bir endişe taşımadan bağımsız olarak kararını alır. Kimse de tek bir laf edemez
Aydın Ayaydın
Vatan 2/11/2009
Haz 22nd
Muğla’nın Bodrum İlçesi’nde avukatlık yapan C. Ç, şifresini ele geçiren bilgisayar korsanlarının (hacker) iki yıl önce bir bankanın internet şubesinden 50 bin TL parasını çekmesi üzerine başlattığı hukuk mücadelesini kazandı.
Ç’in, bir bankanın Halikarnas Şubesi’ndeki hesabından 2007’nin nisan ayında, bilgisi dışında internet şubesinden 50 bin TL’sinin başka hesaplara aktarıldığı ortaya çıktı. Araştırma sonucunda, Ç’in internet şifresini ele geçiren hackerların hesabını boşalttığı belirlendi. C. Ç, hesabından bilgisi dışında havale yapılarak çekilen paranın tarafına ödenmesi için banka yetkilileriyle görüştü. Ancak, sonuç alamadı. Mahkeme geçen yıl, Ç. lehine karar verdi. Bankanın avukatları kararı temyiz etti. Yargıtay 19’uncu Hukuk Dairesi de, bu hafta başında objektif yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle bankanın kusurlu olduğunu belirterek, yerel mahkemenin verdiği kararı onadı. Ç, hesabından çekilen 50 bin TL’yi yasal faizleriyle birlikte 90 bin TL olarak geri aldı.
2 bin TL sınırı
Davayı kazandığı için sevinçli olduğunu belirten Ç, “Bankaya hesap açtırdığımda internet aracılığı ile yapacağım işlemlerde, para aktarımı ve havaleleri 2 bin TL ile sınırlandırmıştım. Buna rağmen banka, bilgim dışında ele geçirilen şifrelerim kullanılarak hesabımdan 50 bin TL çekilmesine engel olamadığı gibi, kendi kusurundan dolayı beni cezalandırmak istedi. Bu dava, benzer durumdaki kişiler için de örnek teşkil edecek” dedi
Haz 19th
Yargıtay, internet bankacılığı suçlarında bankaların canını yakacak bir karara imza attı. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, hesabındaki 20 bin YTL internet korsanı tarafından çekilen kişiye, bankanın, çekilen miktar kadar tazminat ödemesine karar verdi.
YARGITAY 11. Hukuk Dairesi, hesabındaki 20 bin YTL internet korsanı tarafından çekilen kişiye, bankanın, çekilen miktar kadar tazminat ödemesine karar verdi. Bir bankaya ait internet bankacılığı şifresi ele geçirilen ve 2 ayrı hesabındaki 20 bin 146 YTL’si çekilen hesap sahibi, gerekli güvenliği sağlamadığı iddiasıyla zararının tahsili için banka aleyhinde dava açtı.
BANKANIN SAVUNMASI:
Davayı görüşen Kadıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne dilekçe sunan bankanın avukatı, hesap sahibinin kişisel bilgisayarının güvenliğini sağlamadığını, şifrenin girilmesinde sanal klavye kullanmadığını, havale işlemlerini sınırlayan parola kullanımını aktif hale getirmediğini öne sürerek, şifresini başkalarının ele geçirmesinde kusurlu olduğu yönünde savunma verdi. Mahkeme tarafından banka merkezinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda, davacının hesabındaki 20 bin 146 YTL’nin, üçüncü bir kişi tarafından internet şubesi aracılığıyla İzmir’deki hesabına aktarıldığı belirlendi. Devamını Okumak için »