Sektörden

Asgari Ödeme Sorunları

Beklenen değişiklik geldi. BDDK, 12 Aralık 2010 tarihli Resmi Gazete ile Banka Kartları ve Kredi Kartları Hakkında Yönetmeliğin asgari ödeme oranlarına ilişkin maddelerini ciddi biçimde değiştirerek, kredi kartlarına bir kredi aracı olarak bakmadığını teyit etmiş oldu.

Yönetmelik yeni değişiklikle kredi kartlarını limit bazında üç kategoriye ayırıyor.

Düşük limitli kartlar   : limitleri 15.000- liraya  kadar olanlar,

Orta limitli kartlar       : limitleri 15.000-20.000.- arasında olanlar,

Yüksek limitli kartlar  : 20.000.- ve yukarısı.

Düşük limitli kart grubu diyeceğimiz ilk grubun asgari ödeme oranı %25’ten, orta limitli kart grubunun %30, yüksek limitli grubun ise %40’dan az olamayacak.

Ancak değişiklikler yönetmelik değişikliği yayınlanır yayınlanmaz uygulanmıyor. Düşük limitli grup dediğimiz ilk grup, uygulamanın başlatılması açısından kendi içinde tekrar ikiye ayrılıyor: limiti 5.000 liraya kadar olanlar ve 5.000 ile 15.000 arası olanlar diye. Asgari ödeme artışları genel olarak yönetmeliğin yayımı tarihinden itibaren 6 ay sonra başlarken limiti 5.000 liraya kadar olan kart grubunda değişiklikler 12. aydan itibaren başlatılıyor. Burada düşük limitli veya bir diğer deyişle daha düşük gelir seviyesindeki insanların kullandığı kartlara daha fazla tolerans gösterildiğini, bu grubun asgari ödeme oranının daha geç yükseltilerek kendilerini yeni duruma ayarlamaları için daha uzun süre tanındığını söyleyebiliriz. En düşük limitli bu grubun asgari ödeme oranları bir yıl süre ile %20 devam edecek, bu süre bittiğinde %22’ye yükseltilecek ve bir yıl da bu orandan devam edilecek, 24 ay bu şekilde tamamlandıktan sonra %25’e çıkılacak.  En düşük limitli kart gruplarına %25’e çıkıncaya kadar iki yıllık bir süre tanınmış oluyor.

5000.-15.000 lira arası limitli kart gruplarında eski orandan ilk altı ay devam edilecek, sonra %22’ye, 12 ay tamamlandıktan sonra ise %25’e çıkılacak.

Kart limiti 15.000-20.000 arası olanlara da 24 aylık bir geçiş süresi tanınmış. İlk altı ay eski oran uygulanacak, takip eden 6 aylık süre için %22, bu süre dolduğunda %25’e ve altı ay bu orandan devam edildikten sonra %28’e çıkılacak. 6 ay süresince de %28 uygulandıktan sonra yeni oran %30’a çıkılacak.

Yüksek gelir gruplarınca kullanıldığı varsayılan 20.000 ve daha yüksek limitli kart gruplarının asgari ödeme oranları ise, ilk altı ay değiştirilmiyor, sonraki altı her altı ayda bir, 22, 25, 28,30, 35 ve 36. aydan itibaren %40’a çıkarılıyor.

Mevcut kart kullanıcılarının durumu bu şekilde ayarlanırken, ilk defa kart kullanıcısı olacakların durumu ise biraz karışık görünüyor.

Yeni, tahsis edilen kredi kartlarında asgari ödeme oranı bir yıl süre ile %40’tan aşağı olamayacak. Yönetmelikte konan bu kuralın “mefhumu muhalif”inden anlıyoruz ki, bir yıl dolduktan sonra bu kez kartın limitine bakılarak hangi grup limitte ise o grubun asgari ödeme oranına tabi tutulacak. Yani 2.000 lira limitli bir kart verilen kişi ilk sene kesinlikle %40 asgari ödeme oranına tabi tutulacak, bir yıl dolduktan sonra ise asgari ödeme oranı %25’e düşürülecek. Yeni kart hamillerine adeta bir staj dönemi yaşatılacak .

Limit değişiklikleri bunlarla da sınırlı değil maalesef.

Bir de çok önemli bir değerlendirme maddesi getirilmiş durumda. En az ödeme oranları bu şekilde olmakla birlikte siz iyi bir kredi kartı kullanıcısı olmak istiyorsanız, her dönem boırcunuzun en az yarısını ödeyin. Eğer bir yılda, ki takvim yılı kastediliyor, ödemeleriniz üç kez %50’nin altında kaldı ise, tüm kart borcunuzu kapatana kadar size limit artışı yapılmayacak ve nakit avans da kullandırılmayacak. Kural 6 ay sonra yürürlüğe giriyor…

Daha önce kart hamilleri üç sınıfa ayrılır demiştik ya, şimdi daha önemli iki sınıfa daha ayrıldılar. Düzenli olarak borcunun %50’si ve daha fazlasını ödeyen makbul kart kullanıcıları ve diğerleri…

Diğerlerinin durumu kötü. Mahcur muamelesi görecekler. Kart limitleri artırılmayacak, sıkıştıklarında nakit avans kullanamayacaklar.

Bu uygulama kart hamillerinin olduğu kadar Bankaların da canını sıkacak. Büyük bir gruba nakit avans kullandıramaz duruma düşecekler. Kredi kartı kullanıcılarının yaklaşık yarısı kartını kredili kullanır ve büyük kısmı da asgari ödeme veya asgari ödemenin biraz üzerinde ödemelerle kart kredilerini devam ettirip giderler. Zaten %50 ve daha fazlasını düzenli ödeyebilen kişilerin nakit avansa da pek ihtiyaçları olmadığı ortadadır. Nakit avansa gerçekten ihtiyaç duyacak kişiler ise, kredi kartı yerine bireysel kredilere yönlendirilmiş olacak.

Devlet, kendini korumayı bilmeyen borçluları biz, kendi iyilikleri için böyle koruma altına alırız diyor. Biraz da ekonomiyi soğutma adına olsa gerek. Hayırlı olsun kart sektörüne.

Bakalım tüketici dernekleri bundan sonra neden şikayet edecekler. Bu kez de asgari ödeme oranlarının yüksekliğinin kart hamillerini ne kadar zorladığı, gereksiz yere temerrüt faizleri ödemelerine yol açtığı şikâyetlerini duyar gibiyim.

İlhan Sungur

İstanbul, 24.12.2010

İsungur1@gmail.com

www.ilhansungur.com

(Payment Systems Magazine Ocak 2011 sayısında yayınlanmıştır)

Zaytung Haberi

Kredi kartı sözleşmesini imzalamadan önce sözleşmeyi sonuna kadar dikkatlice okuyan üniversiteli genç, Devlet Denetleme Kurulu’na musteşar olarak atandı…

Kanadalılar Kart Yasası Gerekliliğini Tartışıyor!

Kanada’nın büyük kredi kartı şirketleri, siyasileri işlerine karışmamaları konusunda uyardılar ve ödemelerde yapılacak bir düzenlemenin müşterilere zarar vereceğini belirttiler.

MasterCard Kanada’nın başkanı Betty De Vita, Avustralya’yı örnek gösterdi, ülkenin ödemeleri düzenlemesinin sonuçlarının  “beklenmeyen sonuçlara dair bir ders” olduğunu belirtti.

Perşembe günü yapılan Senato kuruluna “Düzenlemenin, tüketici fiyatlarını indirmelerini bekliyorlardı. Ne oldu? Fiyatlar aşağı inmedi.” dedi.

“Eğer  takas komisyonları  yapay yollarla azaltılırsa, bankalar bu azalışa karşı önlem almak durumunda kalırlar. Avustralya tüketicileri  kart ücretlerinin ve  faizlerin  arttığını,  bonus gibi ek  hizmetlerin  ile azaldığını gördüler.”

Kredi kartlarını denetleyecek bir kurum oluşturulmasını isteyen liberal görüşlü senatörler, bu açıklamayı inandırıcı ve ikna edici bulmadılar.

Liberal senatör Pierrette Ringuette, kredi kartı endüstrisinin kontrol altında tutulması gerektiğini, yılın başında Finans Bakanı Jim Flaherty’nin belirttiği gönüllü iyi niyet yaklaşımının yeterli olmadığını söyledi.

Açıklamasında kredi kartı şirketlerinin, bankaların ve sektörün diğer oyuncularının, yüksek işyeri komisyonlarından  ve  kredilendirilen kredi kartı borçlarına uyguladıkları yüksek faizlerden senede 7 milyar dolar gibi bir para kazandıklarını belirtti.

By Julian Beltrame | Thu Nov 25 2010 OTTAWA

Kardashian Kartı

Introducing the Kardashian MasterCard!

by Celebuzz on Oct. 28, 2010 11:02 AM / Leave a Comment

Introducing the Kardashian MasterCard!

You’ve been keeping up with the Kardashians, and very soon you’ll be able to swipe with the Kardashians — the Kardashian prepaid MasterCard, that is!

Yes, you can have your very own card — complete with photo of Kim, Kourteney and Khloe — thanks to a partnership between the Kardashians and Mobile Resource Card, where they created their very own Kardashian Prepaid Mastercard. In a statement on her blog, Kim said the following of the endeavor:

To me, the coolest thing about this prepaid card is that when you get the card you also get a Mobile Mone account for free and you can transfer your money between your accounts when you need it, using your phone. It’s like having an ATM in your phone, LOL. No one likes going to banks and ATMs and we’re constantly on our phones, so why not make it easy to manage your money from your mobile!?

The cards will be available in November, and the Kardashian gals will be hosting a launch party on November 9 at the uber-hip PASHA NYC.

Can you imagine whipping out a Kardashian card and charging things with it? What’s the first thing you’d buy with it??? Comment it up!

Kredi kartı ile istihdama destek

Sabah 19 ekim 2010

Kredi kartı işsizliği azaltıyor

  • 19.10.2010

Bankalararası Kart Merkezi ile Gazi Üniversitesi’nin araştırmasına göre kredi kartı harcamalarındaki bir puanlık artış, bin 800 kişilik istihdam yaratıyor

Alışverişlerde nakit yerine kredi kartı kullanmak ekonomiye istihdam artışı olarak yansıyor. Bankalararası Kart Merkezi (BKM) ile Gazi Üniversitesi Maliye Bölüm Başkanı Prof. Dr Şükrü Kızılot öncülüğünde hazırlanan ve kredi kartlarının enflasyon, istihdam ve üretim ile olan ilişkisinin ”ilk kez” ortaya konulduğu raporda ilginç veriler yer aldı. Kredi kartı harcamalarındaki 1 TL’lik artışın Gayri Safi Yıllık Hasıla’yı ( GSYH) 1.42 TL artırdığı bildirilen raporda, “Kredi kartı harcamaları yüzde 10 arttığında GSYH ortalama 5 milyar 200 milyon TL artıyor” denildi. Raporda kredi kartı harcamalarındaki her yüzde 1′lik artışın istihdamda ilk yıl bin 800 kişilik, ikinci yılda ise 9 bin kişilik yeni istihdam yarattığı belirtildi. 2008-2009 arasında krize rağmen istihdamdaki 101 bin kişilik artışın 8 bin 500 kişilik kısmının nakit yerine kredi kartı kullanımı sonucu oluştuğu ifade edildi. Alışverişlerde nakit yerine kredi kartı kullanımının enflasyonu düşürücü etki yaptığı belirtilen raporda, şunlar kaydedildi: “Para arzındaki bir artış aynı dönemde enflasyonu 0.17 oranında artırırken, kredi kartı harcamaları aynı dönem enflasyonu 0.017 oranında düşürüyor. Kredi kartı harcaması artışının enflasyonu artırıcı etkisi yaklaşık 6 ay sonra ortaya çıkıyor. İlk 6 ay içerisinde de harcamaların nakit para yerine kredi kartı ile yapılması enflasyonu düşürüyor.” Kredi kartı harcamalarındaki yüzde 1′lik artışın vergi gelirlerini yüzde 0.85 artırdığı, 1 liralık nakit kullanımı yerine bin liralık kredi kartı kullanımının vergi gelirlerini 20 lira yükselttiği

YABANCILAR 5 MİLYAR $ BIRAKTI
2010′daki ilk 9 ay, geçen yılın aynı dönemi ile karşılaştırıldığında banka kartlarının işlem adedinde yüzde 15 ve ciroda da yüzde 17.5 oranında artış kaydettiği bildirildi. Yabancılara ait kredi ve banka kartlarıyla yapılan harcamalar ile Türkiye’ye toplam 5 milyar 108 milyon dolar döviz girdisi sağlandı. Bu rakamın 3 milyar 66 milyon dolarını yabancıların Türkiye’de yaptığı alışverişler, 2 milyar 42 milyon dolarını ise nakit avans çekimi oluşturdu.

Plastik kart sayısı 113 milyonu aştı

BKM verilerine göre 2010 yılı eylül sonu itibariyle Türkiye’deki kredi kartı sayısı 46 milyon 221 bin 53 adede ulaştı. Banka kartı sayısı 67 milyon 391 bin 63, otomatik vezne makinesi (ATM) sayısı 26 bin 607, satış noktası terminali (POS) sayısı ise 1 milyon 817 bin 177 adede yükseldi. 2010 Eylül ayı itibariyle yerli ve yabancı kredi kartları ile yurt içinde yapılan işlemlerin adedi 1 milyar 518 milyon, toplam kredi kartı işlemleri cirosu ise 173 milyar 676 milyon liraya ulaştı.

Sn. Aydın Ayaydın’ın uyarısı ciddiye alınmalıdır

Yargıçlar, baktıkları davada taraf olan kurumların seminerlerine katılmalı mı?

Hâkimler ve savcılar adalet dağıtır. Üstelik çok zor şartlar altında. Davaların birden fazla tarafı vardır. Kararlar bir tarafı mutlu ederse diğer tarafları da doğal olarak mutsuz eder. Ancak yargıç kararı, teraziden geçmiş kabul edilir ve taraflar o karara saygı göstermek zorundadır. Kaldı ki, yerel mahkemenin kararları bir de Yargıtay süzgecinden geçer.

Peki her yargı kararı doğru mudur?

Elbette yanlış kararlar da vardır. Yargı mensubu kararını bağımsız ve vicdani kanaati ile almış olmalıdır. Arada bir yanlış karar olur ise ki mutlaka vardır, gölgeleyen bir olay olmaması halinde, o karar yanlış olsa da herkes yargının verdiği karara saygı duymak zorunda.

Yargıçlar eğitim seminerlerine katılmalı

Yargı mensupları, değişen kanunlara yönelik uygulamalarda ve bazı uzmanlık gerektiren konularda kendilerini yenilemek zorunda. O nedenle kısa süreli de olsa seminer, panel gibi eğitim çalışmalarına katılmaları gerekebilir. Ancak bunların ya üniversiteler ya da Adalet Bakanlığı’nca düzenlenmiş olması koşuluyla. Bakanlık, eğitim programlarını hafta sonlarında beş yıldızlı otellerde düzenlemeli, hâkim ve savcıların aileleri birlikte katılmalarını sağlamalıdır.

Hepimiz görüyoruz ve biliyoruz ki, mahkemelerde en önemli davaları bulunan bankalar, ya üst birlikleri olan Bankalar Birliği ya da kredi kartları konusunda BKM vasıtasıyla Abant’ta veya Antalya’da 5 yıldızlı otellerde, yargı mensuplarına yönelik hafta sonları eğitim semineri adı altında toplantılar düzenler. Bu toplantılara bazı mahkeme Başkanları, üyeler, cumhuriyet savcıları, Yargıtay üyeleri ve hatta Bakanlık mensupları davet edilir ve tüm masraflar; Bankalar Birliği ya da BKM tarafından karşılanır. Bu toplantılara bankaların çok çok önemli davalarına bakan hâkim ve savcıların yanında, o mahkemelerdeki davalarını yürüten banka hukuk müşavirleri ve de avukatları da katılır. Bu ne kadar doğru?

Yargıcın eğitim biçimini Anayasa belirlemiş

Bunda ne var denilebilir. Eminim ki katılan yargı mensupları son derece iyi niyetle davete icabet etmişlerdir ve karar alırken bunların etkisi altında kalmazlar. Diyelim ki davet eden ve bu yargıçların baktığı davalarda dosyaları bulunan bankalar da tamamen iyi niyetli. Yine de bu doğru değildir. Hâkimlik ve savcılık mesleği çok kutsal ve de özen gösterilmesi gereken bir meslektir. Nitekim Anayasamızda hiçbir kurum için öngörülmezken sadece hâkimlik ve savcılık mesleği için “meslek içi eğitim”in nasıl yapılacağı açıkça belirtilmiştir. T.C. Anayasası’nın 140. maddesinde; “Hâkim ve savcılık mesleğinin “meslek içi eğitimi” kanunla belirlenir” deniliyor. Demek ki, hâkim ve savcılarımızın meslek içi eğitiminin ne şekilde yapılacağını kanun belirleyecektir. Böyle bir kanunda da hâkim ve savcıların, baktıkları davaların tarafı olan kurumlar tarafından eğitilmesi öngörülmez. O kurumlar, Adalet Bakanlığı ve üniversitelerimiz olacaktır.

Davanın diğer tarafı da eğitim gezisi düzenlerse

Tamamen iyi niyetle eğitim seminerlerini düzenleyen bankalarımızı bir tarafa bırakıyor, tersinden bir örnek vermek istiyorum. Kamu bankaları dahil tüm bankalar TTK’ye göre kurulmuş birer anonim şirkettir. Diyelim ki, banka olmayan X şirketinin bir mahkemede çok önemli bir davası var. Bu X şirketi de Dubai’nin en güzel 7 yıldızlı otelinde hafta sonunda hâkim ve savcılara yönelik bir eğitim semineri düzenlemeye ve davasına bakan hâkim ve savcıyı da davet edip tüm masraflarını karşılamaya kalkarsa bu doğru olur mu? Elbette olmaz. Bu doğru değilse, mahkemelerde en büyük taraf olan bankaların da eğitim semineri adı altında bu tür davetler düzenlemesi ve davetlere yargı mensuplarının icabeti de doğru değildir.

Bakanlık bu olaya el atmalı

Büyük görev, Adalet Bakanlığı ile Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na düşüyor. Bakanlık, bütçesine ödenek koyar; ister yurt içinde, ister yurt dışında, hangi hâkim ve savcının eğitim seminerine katılma ihtiyacı varsa 5 yıldızlı otel ödeneğini, yolluk ve yevmiyesini karşılar, o hâkim ve savcı da aslanlar gibi gider eğitimini alır, cebinden çıkardığı para ile otel ve yemek masrafını öder ve döner. Böylece de hiç kimseye karşı mahcup olur muyum diye bir endişe taşımadan bağımsız olarak kararını alır. Kimse de tek bir laf edemez

Aydın Ayaydın

Vatan 2/11/2009

Havale Masrafları ve Mevduat Vadesi

TBB Başkanı Ersin Özince, yönetim kurulu üyeleriyle birlikte Denizli Sanayi Odası’nı (DSO) ziyaret etti. DSO Başkanı Müjdat Keçeci, Denizli ekonomisinin yapısı hakkında bilgi verdi. Türk bankacılığı ve sermaye piyasasının gelişmekte olan ülkelerin ortalamasına dahi henüz ulaşamadığını vurgulayan Ersin Özince ise, “Bunun için bu sektörlerimizin büyütülmesi lazım ki, Türk müteşebbisinin ihtiyaçlarını karşılayabilsin. Türkiye’nin buna ihtiyacı var. Türkiye’nin refahını karşılayabilsin. Sektörümüzün çok daha gelişmeye ihtiyacı olduğunu devletimizin yönetimine sürekli iletiyoruz. Bunun için çareleri de gösteriyoruz” dedi.
Halen bankacılık sektöründe uzun vadeli kaynakları olmadığını belirten Özince, “Her şey çok iyi diyoruz ama bankacılık sektörüne 3 aydan fazla mevduat gelmiyor. Bankacılık sektörü ülkesinde tahvil veya başka bir surette uzun vadeli Türk Lirası finansmanını sağlayamıyor. Sınai ve altyapı yatırımlarını yaptığımız yıllardaki gibi devletin ön ayak olduğu reeskont kredileri, uzun vadeli teşvik kaynaklar artık yok. Rakibimiz olan Çin ve Güney Kore gibi ülkelerde var. Kısacası biz bankalar, bize ne gelirse onu aktarıyoruz” diye konuştu.

Özince, “Türk bankacılık sektörü, 2007 krizinde dahi 20 milyar doların üzerinde bir yapılandırma yapmıştır. Sorunlu kredi oranı çok büyümüştür. Bankacılık sektörü bunu bir şekilde çözmüştür, çözmeye çalışmıştır. Yanlış veya hoşa gitmeyen, sıkıntılı konular da ortaya çıkmıştır. Bunların çoğu maalesef bankacılık sektörünün de idari inisiyatif kullanamadığını, yani kuralların, mevzuatın gereği ortaya çıkmıştır. Yoksa, biz bu ülkenin bankacıları, bu ülkenin işadamlarının bankacısıyız. Bizim başka bir niyetimiz yok” dedi.

Türkiye’nin daha vadeli bir finansman yapısına kayması gerektiğini vurgulayan Özince, “Biz sıcak para diyoruz, yabancı sıcak para gelsin diyoruz ama aslında bizim yerli paramız da sıcak. Bunu, TOBB’la mutabakat içinde uzun yıllardır söylüyoruz. Yani kimi zaman dışarıya yansıyanların tersine, Türk bankacıları Türk işadamları ile tam bir mutabakat içindedir. Ufak tefek güncel anlaşmazlıklar, sıkıntılar hariç” diye konuştu.

HAVALE ÜCRETLERİNİN YÜKSEKLİĞİ

Ersin Özince ve bankaların genel müdürleri daha sonra Denizli Valisi Yavuz Erkmen’i de makamında ziyaret etti. Özince burada basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Özince, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan‘ın, bankalararası havale ücretlerinin yüksek olmasından yakınıp taksiyle kendi götürse daha ucuza geleceği yönündeki açıklamasının anımsatılması üzerine şunları söyledi:

“Denizli ziyaretimizde işadamlarıyla görüşmelerimizde, havale komisyonundan çok daha önemli görüşmelerimiz olacak. Öncelikli konularımız Türkiye’de üretimin, istihdamın, dış ticaretin dolayısıyla Türk insanının refahını geliştirilmesini sağlamak. Konularımızı bu kadar kısıtlı alanlara sokmuyoruz. Havale ücretleri hususu BDDK ’nın 10.kuruluş yıldönümünde Başbakan Yardımcımızın dikkatini çekecek kadar önemli bir husus haline gelmişse, buna da serbest piyasa ekonomisi, rekabet koşulları içerisinde çare bulunacaktır. Bizim konumumuz bugün ümit ediyorum ki, işadamlarımızla Türkiye’nin yarınlardaki rekabet gücü için nasıl yatırımları yönlendirebiliriz, nasıl istihdamı arttırabiliriz bu olacak.”

Diyor, sektörün duayyeni, ve çok değerli,  açık sözlü kişiliğiyle Ersin Özince. Açık sözlülüğünü takdir etmemek elde değil.

Lakin, yine de iki konu aklımıza takılıyor.

Birincisi sektöre hala üç aydan fazla vadeli mevduatın gelmediğinden şikayet ediyor. Ama bir yıllık mevduta verilen faizin üç aylığa verilenden yarın puan bile farkı yok. Bu zaten bankanın üç aydan uzun vadeli mevduatı istemediğini gösteriyor. Kim kime şikayet ediliyor, bu belli değil.

İkincisi ise havale ücretlerinin yüksekliği konusunu es geçiyor, önemsemiyor. Konunun piyasa serbestisi prensibine uygun olduğunu, liberal ekonominin piyasaları düzenleyen görünmez elinin bu konuyu da düzenleyeceğini belirtiyor.  Ancak herkesin bildiği bir şey varsa o da serbest piyasa kurallarının en az işlediği alanının bankacılık olduğudur. Çünkü piyasaya giriş ve çıkış çok sıkı kontrola ve izne bağlıdır. Bu şartlarda serbest piyasaların görünmez elinin bankacılık sektörüne uğramayacağı da açıktır. Kendimizi kandırmasak diyorum.

KMH Sorunu

casioUFUK ŞANLI / Sabah
Bankaların aylık yüzde 4.5 ila 5.5 arasında değişen faizlerle kullandırdığı ek hesaplara çeki düzen geliyor. Bankalar alarma geçti.
Sabah’ın gündeme getirdiği ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Tevfik Bilgin’in de “Ya bankalar düzeltir, ya da biz düzeltiriz” diyerek sert mesajlar verdiği ek hesaplar konusunda bankalar da harekete geçti. Türkiye Bankalar Birliği (TBB) çatısı altında toplanan 20 bankanın yöneticisi kamuoyundan gelen eleştirilere cevap vermek ve BDDK’ya karşı izlenecek stratejileri belirlemek için biraraya geldi. Görüşmede TBB’ye son dönemde Kredili Mevduat Hesapları (KMH) veya halk arasında bilinen ismiyle ‘ek hesaplar’ konusunda çok sayıda şikâyet geldiği ortaya çıkarken, şikayetlerin önemli bir bölümünün yüksek faiz oranlarından kaynaklandığı anlaşıldı. Toplantıda aylık faizi yüzde 4.5 ila 5.5 arasında değişen ve yıllık bileşik faizi yüzde 90′ları bulan ek hesaplar konusunda bankaların farklı stratejiler izlediği ortaya çıktı. Bazı bankaların faiz indirimini gündeme getirdiği öğrenilirken, bazıları da faiz indirmeden tüketiciyi ve BDDK’yı ikna etmek amacıyla çeşitli formüller üzerinde durduğu belirtildi. Yüksek miktarda ek hesap kullandıran ve buradaki faiz gelirinden vazgeçmek istemeyen bankaların, BDDK’ya, “Sen faize karışma, biz de uygulamaya çeki düzen verelim. Olay tatlıya bağlansın” şeklinde bir mesaj vermeye hazırlandığı ifade edildi. BDDK’ya yakın kaynaklar ise bankacıların böyle bir öneriyle gelmesi halinde çok sert bir cevap alabileceğini düşünüyor. Aynı kaynaklar, Kurul’un bu konudaki görüşünün ek hesap faizinin kredi kartı faiz oranlarına eşitlenmesi yönünde ağırlık kazandığını belirtiyor. Bu kaynaklar göre, bankalar açısından ek hesapların taşıdığı riskin kredi kartlarından daha fazla değil. Bu yüzde ek hesap faizinin kredi kartından yüksek olması haksız uygulamaya neden oluyor. Öte yandan TBB’deki toplantıda bazı bankaların telefon ve internet üzerinden ek hesap kullanımını teşvik etmesi de tartışma konusu oldu.

ANAPARAYA DOKUNMADAN FAİZ ALMAYA DEVAM EDİLİYOR
KMH hesaplarının toplam tutarı 30 Mart itibariyle 2.7 milyara ulaşırken, konuyla ilgili net bir düzenleme olmaması nedeniyle bankalar farklı yöntemler uyguluyor. Bazı bankalar, ay sonunda müşterisinin maaşı yatınca ek hesaptan çekilen borcun tamamını kapatırken, bazıları sadece kendi belirlediği asgari tutarı tahsil ediyor. Böylece yüksek faiz gelirinin devam etmesi sağlanıyor. Bir kısım bankanın ise tıpkı kredi kartında olduğu gibi, faizi tahsil ederek, anapara borcuna dokunmadığı belirlendi. Bu bankalar anaparaya dokunmadığı için müşterisine yüksek faiz işletmeye devam ediyor.

Kredili Hesap Faizleri ile Yemek Çekleri Komisyonuna BDDK El Atıyor

Yemek çeklerinde %11′lik komisyon Rekabet Kurulu gündeminde. BDDK da faizi kredi kartını katlayan ek hesapları mercek altına aldı. Milyonlarca çalışan ve onbinlerce lokanta esnafını zora sokan iki kara deliğe inceleme geliyor. Sabah’ın gündeme getirdiği yemek çeklerindeki yüzde 11′lik rekor komisyon oranıyla ilgili şikayetlerin Rekabet Kurulu gündemine alındığı belirtilirken, faiz oranları yüzde 5.5′le kredi kartının iki katına ulaşan ek hesapların ise Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) tarafından mercek altına alındığı öğrenildi. Hem şirketlerin çalışanlarına verdiği yemek çeklerindeki yüksek komisyon oranı, hem de destek hesaplardaki aşırı faizler uzun süredir büyük tüketici ve esnaf arasında yoğun şikayetlere neden oluyordu. Çalışmaların önümüzdeki günlerde tamamlanıp her iki alanda da yeni düzenlemelerin hayata geçirilmesi bekleniyor. Özellikle düzenli maaşı olan çalışanların kredi kartına alternatif olarak kullandığı destek hesap faizlerinin yüksekliği geçtiğimiz haftalarda Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz tarafından da bir şikayet olarak dile getirilmişti. BDDK’nın konuyla ilgili çalışma başlattığı öğrenildi. Bankacılık sisteminin Kredili Mevduat Hesabı (KMH) olarak adlandırdığı ek hesaplardaki faizin oranına ilişkin sınırlama getirecek modelin ayrıntıları ise henüz netleşmiş değil. Kulislerde BDDK’nın, Merkez Bankası’nın kredi kartlarında uyguladığına benzer şekilde bir üst faiz limiti uygulayabileceği konuşuluyor. Ek hesaplara piyasadaki en yüksek oran olarak kabul edilen temerrüt faizi oranına benzer bir seviyede (aylık yüzde 4.2) limit getirilebileceği kaydediliyor. Bankaların ek hesap faizlerine uyguladıkları aylık faiz oranı halen yüzde 4.5 ile 5.5 arasında değişiyor. Bu oranlar, ek hesaplardaki faizin Merkez Bankası’nın kredi kartları için belirlediği aylık yüzde 2.80′lik üst limitin iki katına ulaştığını gösteriyor. Tüketici kredi kartında nakit çekim yaptığında ödediği yıllık bileşik faiz oranı yüzde 39.2 olarak gerçekleşirken, ek hesaplardaki yıllık bileşik faiz yüzde 90′a ulaşıyor

Finansgündem

Kredi kartı tartışması yeniden alevleniyor

New York Times Kongre’nin kredi kartı kullanıcılarını mağdur eden uygulamaları yasaklayan bir düzenlemeyi kabul ettiğini hatırlatıyor. Ancak gazete, Merkez Bankası’nın yasanın gerektirdiği kuralları hala belirlememesini eleştiriyor
17 Mart 2010 Çarşamba Saat: 08:54

Kredi kartı tartışması yeniden alevleniyor

“FED, uzun yıllar boyunca kredi kartı sektörünün çıkarlarını tüketicilerin çıkarlarından daha fazla önemsedi. Bu ay açıklanan taslak kurallar da rahatsız edici ölçüde yetersiz kalıyor. Oysa kredi kartlarıyla ilgili kuralları belirleme yetkisine sahip olan Merkez Bankası’nın tüketicilerden yana tavır alması gerekir. Mevzuat, bütün gecikme faizlerinin ve diğer cezaların bir tefeci mantığıyla değil, makul ve ölçülü biçimde belirlenmesini gerektiriyor. Genel olarak bakıldığında, kredi kartı şirketlerinin bu kurala saygı duymadığını görüyoruz. Dolayısıyla, bu cezaların nasıl uygulanacağı konusunda Merkez Bankası çok net kurallar belirlemelidir.”

USA Today Bank of America’nın vereceği kredilerin limitini müşterilerinin kazançlarıyla sınırlama kararını destekliyor. Gazete, bunun hem tüketicilerin, hem iş dünyasının hem de hükümetin çıkarına olduğunu savunuyor.

“Bankalar, geçen yıl kredi limitini aşan müşterilerine verdikleri kredilerden 38,5 milyar dolar kazandılar. Finans sektörü, yıllarca bu uygulamayı müşterilerin talebi doğrultusunda sürdürdüğünü ısrarla vurguladı. Şimdi, büyük bir bankanın müşterilerini sağılacak inek gibi görmekten vazgeçmesi, sevindirici bir karardır. Belki bundan sonra bir Wall Street firması da yatırımcıları kırpılacak koyun gibi görmekten vazgeçer. On yılı aşkın bir süredir, tüketiciler gelirlerinin üstünde harcamalar yaptılar ve bankacılık sektörü de bunu teşvik etti. Mali sorunlardan kurtulmak için herkesin geliri kadar harcama yapması, bunun üstünde harcama yapmak istediğinde “hayır” cevabı alması hem tüketiciler hem de bütün ülke açısından olumlu bir gelişmedir.”

Finansgündem’den

ATM’lerin ortak kullanımında komisyon sorunu (2/11/2009 Dünya Gazetesi)

Bu aralar, banka yöneticilerinin, Murphy yasalarından “hayatta hiçbir iyilik cezasız kalmaz” kuralını andıklarını düşünüyorum. Yaptıkları iyi bir girişimin kamuoyunda bu kadar kötü algılandığı başka bir örnek oldu mu hatırlamıyorum doğrusu. En az 10 yıldır zaman zaman dile getirilen, ülkemizdeki tüm ATM’lerin bütün kartlara açık olması hayali nihayet gerçekleştirildi ve kamuoyuna gururla duyuruldu. Banka kartları sektörü için gerçekten önemli bir aşama gerçekleştirildi. Fakat alınan işlem komisyonlarının ön plana çıkmasıyla, bankaların kendilerine yeni gelir kaynakları yaratma çabasından ibaret bir girişim değerlendirmesiyle yüz yüze geliverdi. Kart hamillerine getirilen geniş ATM ağına sahip oluverme avantajı bir kenara bırakılıverdi. Tüketici dernekleri, emekçi haklarını koruyan sendikalardan çok daha cevval bir şekilde bu konuda savaşıyor. Takdir etmek lazım. Bankacılar ise “Bedava hizmet verilemez, elbette her hizmetin bir bedeli olacak!” diye uygulamalarını savunuyorlar. Kimin ne kadar haklı olduğunu anlamak için bu uygulamayı biraz daha detaylı analiz etmek gerekiyor. Devamını Okumak için »