<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İlhan Sungur &#187; Sevdiğim Şiirler</title>
	<atom:link href="http://www.ilhansungur.com/category/genel/siir/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ilhansungur.com</link>
	<description>Kartlı yaşam güzeldir, özellikle karta muhtaç değilsen...</description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Aug 2011 07:16:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Çanakkale</title>
		<link>http://www.ilhansungur.com/2011/03/canakkale/</link>
		<comments>http://www.ilhansungur.com/2011/03/canakkale/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Mar 2011 12:43:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isungur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sevdiğim Şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihten]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkale]]></category>
		<category><![CDATA[şehit]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilhansungur.com/?p=676</guid>
		<description><![CDATA[ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi? En kesif orduların yükleniyor dördü beşi. Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya. Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı! Nerde-gösterdiği vahşetle &#8216;bu: bir Avrupalı&#8217; Dedirir-Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi, Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi! Eski Dünyâ, yeni Dünyâ, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE</p>
<p>Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?<br />
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi.</p>
<p>Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya<br />
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.</p>
<p>Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!<br />
Nerde-gösterdiği vahşetle &#8216;bu: bir Avrupalı&#8217;</p>
<p>Dedirir-Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,<br />
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!</p>
<p>Eski Dünyâ, yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,<br />
Kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer.</p>
<p>Yedi iklimi cihânın duruyor karşında,<br />
Avusturalya&#8217;yla beraber bakıyorsun: Kanada!</p>
<p>Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk:<br />
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.</p>
<p>Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ&#8230;<br />
Hani, tâuna da züldür bu rezil istilâ!</p>
<p>Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asil,<br />
Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyle, sefil,</p>
<p>Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına;<br />
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.</p>
<p>Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz&#8230;<br />
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.</p>
<p>Sonra mel&#8217;undaki tahribe müvekkel esbâb,<br />
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.</p>
<p>Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;<br />
Beriden zelzeleler kaldırıyor a&#8217;mâkı;</p>
<p>Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;<br />
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.</p>
<p>Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,<br />
Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.</p>
<p>Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;<br />
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer&#8230;</p>
<p>Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,<br />
Boşanır sırtlara vâdilere, sağnak sağnak.</p>
<p>Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,<br />
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.</p>
<p>Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,<br />
Sürü halinde gezerken sayısız teyyâre.</p>
<p>Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler&#8230;<br />
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!</p>
<p>Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;<br />
Alınır kal&#8217;â mı göğsündeki kat kat iman?</p>
<p>Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?<br />
Çünkü te&#8217;sis-i İlahi o metin istihkâm.</p>
<p>Sarılır, indirilir mevki-i müstahkemler,<br />
Beşerin azmini tevkif edemez sun&#8217;-i beşer;</p>
<p>Bu göğüslerse Hudâ&#8217;nın ebedi serhaddi;<br />
&#8216;O benim sun&#8217;-i bedi&#8217;im, onu çiğnetme&#8217; dedi.</p>
<p>Asım&#8217;ın nesli&#8230;diyordum ya&#8230;nesilmiş gerçek:<br />
İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmiyecek.</p>
<p>Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar&#8230;<br />
O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,</p>
<p>Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,<br />
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!</p>
<p>Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!<br />
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.</p>
<p>Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi&#8230;<br />
Bedr&#8217;in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.</p>
<p>Sana dar gelmiyecek makberi kimler kazsın?<br />
&#8216;Gömelim gel seni tarihe&#8217; desem, sığmazsın.</p>
<p>Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb&#8230;<br />
Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.</p>
<p>&#8216;Bu, taşındır&#8217; diyerek Kâ&#8217;be&#8217;yi diksem başına;<br />
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;</p>
<p>Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle,<br />
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;</p>
<p>Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,<br />
Yedi kandilli Süreyyâ&#8217;yı uzatsam oradan;</p>
<p>Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına,<br />
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,</p>
<p>Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;<br />
Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;</p>
<p>Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana&#8230;<br />
Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.</p>
<p>Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,<br />
Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin&#8217;i,</p>
<p>Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran&#8230;<br />
Sen ki, İslam&#8217;ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,</p>
<p>O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;<br />
Sen ki, rûhunla beraber gezer ecrâmı adın;</p>
<p>Sen ki, a&#8217;sâra gömülsen taşacaksın&#8230;Heyhât,<br />
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât&#8230;</p>
<p>Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,<br />
Sana âğûşunu açmış duruyor Peygamber.</p>
<p>MEHMET AKİF ERSOY</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilhansungur.com/2011/03/canakkale/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Salkımsöğüt</title>
		<link>http://www.ilhansungur.com/2010/12/salkimsogut/</link>
		<comments>http://www.ilhansungur.com/2010/12/salkimsogut/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Dec 2010 23:14:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isungur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okuduklarım]]></category>
		<category><![CDATA[Sevdiğim Şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[atlılar]]></category>
		<category><![CDATA[nazım]]></category>
		<category><![CDATA[salkımsöğüt]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilhansungur.com/?p=651</guid>
		<description><![CDATA[Akıyordu su gösterip aynasında söğüt ağaçlarını. Salkımsöğütler yıkıyordu suda saçlarını! Yanan yalın kılıçları çarparak söğütlere koşuyordu kızıl atlılar güneşin battığı yere! Birden bire kuş gibi vurulmuş gibi kanadından yaralı bir atlı yuvarlandı atından! Bağırmadı, gidenleri geri çağırmadı, baktı yalnız dolu gözlerle uzaklaşan atlıların parıldayan nallarına! Ah ne yazık! Ne yazık ki ona dörtnal giden atların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: medium;">Akıyordu su<br />
gösterip aynasında söğüt ağaçlarını.<br />
Salkımsöğütler yıkıyordu suda saçlarını!<br />
Yanan yalın kılıçları çarparak söğütlere<br />
koşuyordu kızıl atlılar güneşin battığı yere!<br />
Birden<br />
bire kuş gibi<br />
vurulmuş gibi<br />
kanadından<br />
yaralı bir atlı yuvarlandı atından!<br />
Bağırmadı,<br />
gidenleri geri çağırmadı,<br />
baktı yalnız dolu gözlerle<br />
uzaklaşan atlıların parıldayan nallarına!</span></p>
<p><span style="font-size: medium;">Ah ne yazık!<br />
Ne yazık ki ona<br />
dörtnal giden atların köpüklü boynuna bir daha yatmayacak,<br />
beyaz orduların ardında kılıç oynatmayacak!<br />
</span></p>
<p><span style="font-size: medium;">Nal sesleri sönüyor perde perde,<br />
atlılar kayboluyor güneşin battığı yerde!<br />
</span></p>
<p><span style="color: #660000; font-size: medium;">Atlılar atlılar kızıl atlılar,</span><span style="font-size: medium;"><br />
<span style="color: #660000;">atları rüzgâr kanatlılar!</span><br />
<span style="color: #660000;">Atları rüzgâr kanat&#8230;</span><br />
<span style="color: #660000;">Atları rüzgâr&#8230;</span><br />
<span style="color: #660000;">Atları&#8230;</span><br />
<span style="color: #660000;">At&#8230;</span></span></p>
<p><span style="font-size: medium;">Rüzgâr kanatlı atlılar gibi geçti hayat!</span></p>
<p><span style="font-size: medium;">Akar suyun sesi dindi.<br />
Gölgeler gölgelendi<br />
renkler silindi.<br />
Siyah örtüler indi<br />
mavi gözlerine,<br />
sarktı salkımsöğütler<br />
sarı saçlarının<br />
üzerine!</span></p>
<p><span style="font-size: medium;">Ağlama salkımsöğüt,<br />
ağlama,<br />
Kara suyun aynasında el bağlama!<br />
el bağlama!<br />
ağlama</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilhansungur.com/2010/12/salkimsogut/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kuvay ı milliye destanı</title>
		<link>http://www.ilhansungur.com/2009/10/kuvay-i-milliye-destani/</link>
		<comments>http://www.ilhansungur.com/2009/10/kuvay-i-milliye-destani/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Oct 2009 15:39:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isungur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Okuduklarım]]></category>
		<category><![CDATA[Sevdiğim Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilhansungur.com/?p=375</guid>
		<description><![CDATA[başlangıç onlar onlar ki toprakta karınca, suda balık, havada kuş kadar çokturlar; korkak, cesur, câhil, hakîm ve çocukturlar ve kahreden yaratan ki onlardır, destânımızda yalnız onların mâceraları vardır. onlar ki uyup hainin iğvâsına sancaklarını elden yere düşürürler ve düşmanı meydanda koyup kaçarlar evlerine ve onlar ki bir nice murtada hançer üşürürler ve yeşil bir ağaç [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'; COLOR: #2c2c2c">başlangıç</span></p>
<p>onlar</p>
<p>onlar ki toprakta karınca,<br />
suda balık,<br />
havada kuş kadar<br />
çokturlar;<br />
korkak,<br />
cesur,<br />
<span>câhil</span>,<br />
hakîm<br />
ve çocukturlar<br />
ve kahreden<br />
yaratan ki onlardır,<br />
destânımızda yalnız onların mâceraları vardır.</p>
<p><span>onlar</span> ki uyup hainin <span>iğvâsına</span><br />
sancaklarını elden yere düşürürler<br />
ve düşmanı meydanda koyup<br />
kaçarlar evlerine<br />
ve onlar ki bir nice <span>murtada</span> hançer üşürürler<br />
ve yeşil bir ağaç gibi gülen<br />
ve merasimsiz ağlayan<br />
ve ana avrat küfreden ki onlardır,<br />
destânımızda yalnız onların mâceraları vardır.</p>
<p><span>demir</span>,<br />
kömür<br />
ve şeker<br />
ve kırmızı bakır<br />
ve mensucat<br />
ve sevda ve zulüm ve hayat<br />
ve bilcümle sanayi kollarının<br />
ve gökyüzü<br />
ve sahra<br />
ve mavi okyanus<br />
ve kederli nehir yollarının,<br />
sürülmüş toprağın ve şehirlerin bahtı<br />
bir şafak vakti değişmiş olur,<br />
bir şafak vakti karanlığın kenarından<br />
onlar ağır ellerini toprağa basıp<br />
doğruldukları zaman.</p>
<p><span>en</span> bilgin aynalara<br />
en renkli şekilleri aksettiren onlardır.<br />
<span>asırda</span> onlar yendi, onlar yenildi.<br />
<span>çok</span> sözler edildi onlara dair<br />
ve onlar için :<br />
zincirlerinden başka kaybedecek şeyleri yoktur,<br />
denildi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilhansungur.com/2009/10/kuvay-i-milliye-destani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Başka yerde olmak</title>
		<link>http://www.ilhansungur.com/2009/10/baska-yerde-olmak/</link>
		<comments>http://www.ilhansungur.com/2009/10/baska-yerde-olmak/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Oct 2009 21:28:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isungur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Okuduklarım]]></category>
		<category><![CDATA[Sevdiğim Şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[atilla ilhan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilhansungur.com/?p=371</guid>
		<description><![CDATA[Başka Yerde Olmak on iki sıfır beş’te izmir’de bir yıldız kaydı imbat durmuştu kan ter içindeydim akdeniz’in elindeydim söz temsili ışıklı bir tesbih karşıyaka’ydı istanbul deyip mendebur sisli bir deniz kahvesinde içiyordum istanbul soluk yeşil bir tramvaydı sultanahmet demişti inliyordu on iki sıfır beş’te izmir’deydim allahım şiir deniz gibi kımıldıyordu on iki on beş’te istanbul’a [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><strong>Başka Yerde Olmak</strong></p>
<p style="text-align: left;">on iki sıfır beş’te izmir’de bir yıldız kaydı<br />
imbat durmuştu kan ter içindeydim<br />
akdeniz’in elindeydim söz temsili<br />
ışıklı bir tesbih karşıyaka’ydı<br />
istanbul deyip mendebur sisli<br />
bir deniz kahvesinde içiyordum<br />
istanbul soluk yeşil bir tramvaydı<br />
sultanahmet demişti inliyordu<br />
on iki sıfır beş’te izmir’deydim allahım<br />
şiir deniz gibi kımıldıyordu</p>
<p style="text-align: left;">on iki on beş’te istanbul’a dağılmıştım<br />
hilâl gibi bir kızcağız beşiktaş’ta<br />
rüyasını dokuyordu ondan bıkmıştım<br />
çiğ mürekkep ve aseton kokuyordu<br />
sarıyer’de balıkçılar denizi çekiyordu<br />
deniz büyük büyük içini çekiyordu<br />
on iki on beş’te bir kadeh cin parlatmıştım<br />
kadehimi kırmıştım elim ayağım telaşta<br />
vezüv içime çökmüştü şaşırmıştım<br />
napoli’de gözlerim güneş diye doğmuştu<br />
on iki on beş’te istanbul’da allahım<br />
gökyüzü birdenbire buz gibi soğumuştu</p>
<p style="text-align: left;">on iki otuz beş’te napoli garında bir tren<br />
çırpınıyordu aşağılık bir gemici barında<br />
ben burnumu şaraba sokmuştum<br />
katiyyen sarhoştum kirpiklerim yanıyordu<br />
santa-lucia civarinda bir karanlık<br />
bir iştahsız orospu bulmuştum bilmem neden<br />
uyuyup uyuyup uyanıyordu<br />
on iki otuz beş’te napoli garı’nda ben<br />
utanmasam bilet parası dilenecektim<br />
paris diye ölecektim uzaktan<br />
notre-dame’ın çığlıklarını dinliyordum<br />
kalbim köpürmüştü anlıyordum<br />
on iki otuz beş’te napoli’de allahım<br />
uyuyamıyordum uyuyamıyordum</p>
<p style="text-align: left;">on iki elli beş’te paris’te kan çıktı<br />
içimdeki bozgun büyüyordu herkeste<br />
bir telâş vardı herkes acıkmıştı<br />
önüne gelen bir sual soruyordu<br />
ben daima bir sual soruyordum<br />
afrika bulut gibi üstüme yürüyordu<br />
on iki elli beş’te sen uyandığın zaman<br />
ben paris’teydim gare du l’est’de<br />
yoksul bir oteldeydim kahrımdan<br />
seni terketmiştim hırsımdan<br />
kendimi içkiye vermiştim mektuplarını<br />
yakıp yırtmıştım bütün mektuplarını<br />
bana yazdıklarını, yazmadıklarını<br />
on iki elli beş’te içimde isyan çıktı<br />
paris çıldırmıştı ben çıldırmıştım<br />
artık öteki ömrümü yaşayacaktım</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilhansungur.com/2009/10/baska-yerde-olmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Emperyal Oteli</title>
		<link>http://www.ilhansungur.com/2009/10/emperyal-oteli/</link>
		<comments>http://www.ilhansungur.com/2009/10/emperyal-oteli/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Oct 2009 21:15:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isungur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Okuduklarım]]></category>
		<category><![CDATA[Sevdiğim Şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[atilla ilhan]]></category>
		<category><![CDATA[emperyal oteli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilhansungur.com/?p=367</guid>
		<description><![CDATA[EMPERYAL OTELİ ben hiç böylesini görmemiştim vurdun kanıma girdin itirazım var sımsıcak bir merhaba diyecektim başımı usulca dizine koyacaktım dört gün dört gece susacaktım yağmur sönecekti yanacaktı sameland seferden dönecekti duvardaki saat duracaktı kalbim kendiliğinden duracaktı ben hiç böylesini görmemiştim vurdun kanıma girdin itirazım var emperyal otelinde bu sonbahar bu camların nokta nokta hüznü bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-family: Verdana; font-size: medium;">EMPERYAL OTELİ</span></strong></p>
<p>ben hiç böylesini görmemiştim<br />
vurdun kanıma girdin itirazım var<br />
sımsıcak bir merhaba diyecektim<br />
başımı usulca dizine koyacaktım<br />
dört gün dört gece susacaktım<br />
yağmur sönecekti yanacaktı<br />
sameland seferden dönecekti<br />
duvardaki saat duracaktı<br />
kalbim kendiliğinden duracaktı<br />
ben hiç böylesini görmemiştim<br />
vurdun kanıma girdin itirazım var<br />
emperyal otelinde bu sonbahar<br />
bu camların nokta nokta hüznü<br />
bu bizim berheva olmuşluğumuz<br />
bir nokta bir hat kalmışlığımız<br />
bu rezil bu çarşamba günü<br />
intihar etmiş kötümser yapraklar<br />
öksürüklü aksırıklı bu takvim<br />
ben hiç böylesini görmemiştim<br />
vurdun kanıma girdin itirazım var<br />
sesleri liman sislerinde boğulur<br />
gemiler yorgun ve uykuludur<br />
sabahtır saat beş buçuktur<br />
sen kollarımın arasındasın<br />
onlar gibi değilsin sen başkasın<br />
bu senin gözlerin gibisi yoktur<br />
adamın rüyasına rüyasına sokulur<br />
aklının içinde siyah bir vapur<br />
kıvranır insaf nedir bilmez<br />
otelin penceresinde duracaktın<br />
şehri karanlıkta görecektin<br />
karanlıkta yağmuru görecektin<br />
saçların ıslanacak ıslanacaktı<br />
kış geceleri gibi uzun uzun<br />
tek damla gözyaşı dökmeksizin<br />
maria dolores ağlayacaktı<br />
istanbul&#8217;u yağmur tutacaktı<br />
bütün bir gün iş arayacaktım<br />
sana bir türkü getirecektim<br />
kulaklarımız çınlayacaktı<br />
emperyal oteli&#8217;nin resmini çektim<br />
akşam saçaklarından damlıyordu<br />
kapısında durmanı söylemiştim<br />
yüzün zambaklara benziyordu<br />
cumhuriyet bahçesi&#8217;nde insanlar geziyordu<br />
tepebaşı&#8217;ndaki küçük yahudiler<br />
asmalımesçit&#8217;teki rum kemancı<br />
böyle rüzgarsız kalmışlığımız<br />
bu bizim çektiğimiz sancı<br />
el ele tutuşmuş geziyordu<br />
gazeteler cinayeti yazıyordu<br />
haliç&#8217;e bir avuç kan dökülmüştü<br />
emperyal oteli&#8217;nde üç gece kaldık<br />
fazlasına paramız yetmiyordu<br />
gözlerin gözlerimden gitmiyordu<br />
dördüncü gece sokakta kaldık<br />
karanlık bir türlü bitmiyordu<br />
sirkeci garı&#8217;nda sabahladık<br />
bilen bilmeyen bizi ayıpladı<br />
halbuki kimlere kimlere başvurmadık<br />
hiçbiri yüzümüze bakmıyordu<br />
hiç kimse elimizden tutmuyordu<br />
ben hiç böylesini görmemiştim<br />
vurdun &#8230;. kanıma girdin &#8230;.. kabulümsün.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilhansungur.com/2009/10/emperyal-oteli/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Benim Doğduğum Köyler</title>
		<link>http://www.ilhansungur.com/2009/07/272/</link>
		<comments>http://www.ilhansungur.com/2009/07/272/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Jul 2009 11:57:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isungur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sevdiğim Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilhansungur.com/?p=272</guid>
		<description><![CDATA[senin dudakların pembe ellerin beyaz, al tut ellerimi bebek tut biraz! benim doğduğum köylerde ceviz ağaçları yoktu, ben bu yüzden serinliğe hasretim okşa biraz! benim doğduğum köylerde buğday tarlaları yoktu, dağıt saçlarını bebek savur biraz! benim doğduğum köyleri akşamları eşkıyalar basardı. ben bu yüzden yalnızlığı hiç sevmem konuş biraz! benim doğduğum köylerde kuzey rüzgârları eserdi, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>senin dudakların pembe<br />
ellerin beyaz,<br />
al tut ellerimi bebek<br />
tut biraz!</p>
<p>benim doğduğum köylerde<br />
ceviz ağaçları yoktu,<br />
ben bu yüzden serinliğe hasretim<br />
okşa biraz!</p>
<p>benim doğduğum köylerde<br />
buğday tarlaları yoktu,<br />
dağıt saçlarını bebek<br />
savur biraz!</p>
<p>benim doğduğum köyleri<br />
akşamları eşkıyalar basardı.<br />
ben bu yüzden yalnızlığı hiç sevmem<br />
konuş biraz!</p>
<p>benim doğduğum köylerde<br />
kuzey rüzgârları eserdi,<br />
ve bu yüzden dudaklarım çatlaktır<br />
öp biraz!</p>
<p>sen Türkiye gibi aydınlık ve güzelsin!<br />
benim doğduğum köyler de güzeldi,<br />
sen de anlat doğduğun yerleri,<br />
anlat biraz</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilhansungur.com/2009/07/272/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

