İlhan Sungur
Kartlı yaşam güzeldir, özellikle karta muhtaç değilsen…
Kartlı yaşam güzeldir, özellikle karta muhtaç değilsen…
Ağu 26th
Beklenen değişiklik geldi. BDDK, 12 Aralık 2010 tarihli Resmi Gazete ile Banka Kartları ve Kredi Kartları Hakkında Yönetmeliğin asgari ödeme oranlarına ilişkin maddelerini ciddi biçimde değiştirerek, kredi kartlarına bir kredi aracı olarak bakmadığını teyit etmiş oldu.
Yönetmelik yeni değişiklikle kredi kartlarını limit bazında üç kategoriye ayırıyor.
Düşük limitli kartlar : limitleri 15.000- liraya kadar olanlar,
Orta limitli kartlar : limitleri 15.000-20.000.- arasında olanlar,
Yüksek limitli kartlar : 20.000.- ve yukarısı.
Düşük limitli kart grubu diyeceğimiz ilk grubun asgari ödeme oranı %25’ten, orta limitli kart grubunun %30, yüksek limitli grubun ise %40’dan az olamayacak.
Ancak değişiklikler yönetmelik değişikliği yayınlanır yayınlanmaz uygulanmıyor. Düşük limitli grup dediğimiz ilk grup, uygulamanın başlatılması açısından kendi içinde tekrar ikiye ayrılıyor: limiti 5.000 liraya kadar olanlar ve 5.000 ile 15.000 arası olanlar diye. Asgari ödeme artışları genel olarak yönetmeliğin yayımı tarihinden itibaren 6 ay sonra başlarken limiti 5.000 liraya kadar olan kart grubunda değişiklikler 12. aydan itibaren başlatılıyor. Burada düşük limitli veya bir diğer deyişle daha düşük gelir seviyesindeki insanların kullandığı kartlara daha fazla tolerans gösterildiğini, bu grubun asgari ödeme oranının daha geç yükseltilerek kendilerini yeni duruma ayarlamaları için daha uzun süre tanındığını söyleyebiliriz. En düşük limitli bu grubun asgari ödeme oranları bir yıl süre ile %20 devam edecek, bu süre bittiğinde %22’ye yükseltilecek ve bir yıl da bu orandan devam edilecek, 24 ay bu şekilde tamamlandıktan sonra %25’e çıkılacak. En düşük limitli kart gruplarına %25’e çıkıncaya kadar iki yıllık bir süre tanınmış oluyor.
5000.-15.000 lira arası limitli kart gruplarında eski orandan ilk altı ay devam edilecek, sonra %22’ye, 12 ay tamamlandıktan sonra ise %25’e çıkılacak.
Kart limiti 15.000-20.000 arası olanlara da 24 aylık bir geçiş süresi tanınmış. İlk altı ay eski oran uygulanacak, takip eden 6 aylık süre için %22, bu süre dolduğunda %25’e ve altı ay bu orandan devam edildikten sonra %28’e çıkılacak. 6 ay süresince de %28 uygulandıktan sonra yeni oran %30’a çıkılacak.
Yüksek gelir gruplarınca kullanıldığı varsayılan 20.000 ve daha yüksek limitli kart gruplarının asgari ödeme oranları ise, ilk altı ay değiştirilmiyor, sonraki altı her altı ayda bir, 22, 25, 28,30, 35 ve 36. aydan itibaren %40’a çıkarılıyor.
Mevcut kart kullanıcılarının durumu bu şekilde ayarlanırken, ilk defa kart kullanıcısı olacakların durumu ise biraz karışık görünüyor.
Yeni, tahsis edilen kredi kartlarında asgari ödeme oranı bir yıl süre ile %40’tan aşağı olamayacak. Yönetmelikte konan bu kuralın “mefhumu muhalif”inden anlıyoruz ki, bir yıl dolduktan sonra bu kez kartın limitine bakılarak hangi grup limitte ise o grubun asgari ödeme oranına tabi tutulacak. Yani 2.000 lira limitli bir kart verilen kişi ilk sene kesinlikle %40 asgari ödeme oranına tabi tutulacak, bir yıl dolduktan sonra ise asgari ödeme oranı %25’e düşürülecek. Yeni kart hamillerine adeta bir staj dönemi yaşatılacak .
Limit değişiklikleri bunlarla da sınırlı değil maalesef.
Bir de çok önemli bir değerlendirme maddesi getirilmiş durumda. En az ödeme oranları bu şekilde olmakla birlikte siz iyi bir kredi kartı kullanıcısı olmak istiyorsanız, her dönem boırcunuzun en az yarısını ödeyin. Eğer bir yılda, ki takvim yılı kastediliyor, ödemeleriniz üç kez %50’nin altında kaldı ise, tüm kart borcunuzu kapatana kadar size limit artışı yapılmayacak ve nakit avans da kullandırılmayacak. Kural 6 ay sonra yürürlüğe giriyor…
Daha önce kart hamilleri üç sınıfa ayrılır demiştik ya, şimdi daha önemli iki sınıfa daha ayrıldılar. Düzenli olarak borcunun %50’si ve daha fazlasını ödeyen makbul kart kullanıcıları ve diğerleri…
Diğerlerinin durumu kötü. Mahcur muamelesi görecekler. Kart limitleri artırılmayacak, sıkıştıklarında nakit avans kullanamayacaklar.
Bu uygulama kart hamillerinin olduğu kadar Bankaların da canını sıkacak. Büyük bir gruba nakit avans kullandıramaz duruma düşecekler. Kredi kartı kullanıcılarının yaklaşık yarısı kartını kredili kullanır ve büyük kısmı da asgari ödeme veya asgari ödemenin biraz üzerinde ödemelerle kart kredilerini devam ettirip giderler. Zaten %50 ve daha fazlasını düzenli ödeyebilen kişilerin nakit avansa da pek ihtiyaçları olmadığı ortadadır. Nakit avansa gerçekten ihtiyaç duyacak kişiler ise, kredi kartı yerine bireysel kredilere yönlendirilmiş olacak.
Devlet, kendini korumayı bilmeyen borçluları biz, kendi iyilikleri için böyle koruma altına alırız diyor. Biraz da ekonomiyi soğutma adına olsa gerek. Hayırlı olsun kart sektörüne.
Bakalım tüketici dernekleri bundan sonra neden şikayet edecekler. Bu kez de asgari ödeme oranlarının yüksekliğinin kart hamillerini ne kadar zorladığı, gereksiz yere temerrüt faizleri ödemelerine yol açtığı şikâyetlerini duyar gibiyim.
İlhan Sungur
İstanbul, 24.12.2010
www.ilhansungur.com
(Payment Systems Magazine Ocak 2011 sayısında yayınlanmıştır)
Ağu 10th
“Bugünkü bankalar riba esasına göre işlememektedir; tam tersine, tasarruf sahiplerine kar payı (ribh) vermekte, borçlusundans getiri (faide) almaktadır. Dolayısıyla modern bankacılık sistemleriyle Kur’anın haram kıldığı ve alanlar için şiddetli azap vaadettiği riba arasında en küçük bir ilişki söz konusu değildir” (Ebu Zeyd)
Tem 27th
Küçük bir Karınca her sabah erkenden işine gelir ve neşe içinde çalışmaya başlardı…..
Çok çalışır… Çok üretir… Ve bunları keyif içinde yapardı.
Patronu Aslan, Karınca’nın başında yöneticisi olmadan kendiliğinden bu kadar hevesle çalışmasına çok şaşırırdı. Bir gün karı ve verimliliği arttırmak için aklına parlak bir fikir geldi. Eğer Karınca, başında bir yönetici bile olmadan bu kadar üretken olabiliyorsa, bir de başarılı bir yöneticisi olsa neler yapardı.
Bunun üzerine, müthiş bir yöneticilik kariyeri olan ve yazdığı raporlarla ünlü Hamamböceği’ni işe aldı. Hamamböceği işe öncelikle bir saat alarak başladı. Böylece Karınca’nın çalıştığı saatleri tam olarak ölçebilecekti. İş saatlerinde gevşekliğe müsaade etmeyecekti. Elbette raporlarını düzenleyecek bir sekretere de ihtiyacı olacaktı. Bu nedenle hem telefon trafiğini yönetmek ve hem de arşiv işleri için Örümcek’i işe aldı.
Aslan, gelişmelerden çok memnundu. Hamamböceği’nin hazırladığı raporlar gerçekten harikaydı. Hatta ondan üretim hızını ölçen ve karlılığı analiz eden renkli grafikler de hazırlamasını istedi. Böylece bu raporları ortaklarına sunum yaparken kullanabilecekti.
Hamamböceği, bu raporları üretebilmek için yeni bir bilgisayara ve donanıma ihtiyaç duydu. Artık artan ekipmanlar için de artık bir bilgi işlem departmanı oluşturmanın zamanı gelmişti. Bu işleri idare etmek için Sinek’i işe aldı.
Bir zamanlar mutlu, üretken ve rahat olan Karınca bu yeni toplantı düzeninden ve evrak işlerinden yılmıştı. Zamanın büyük bir kısmını sorulan soruları cevaplamak ve evrak işleri yapmakla geçiyordu.
Aslan, Karınca’nın bölümünün giderek büyümesinden memnundu. Bölümü daha da büyütmek üzere bir üstyöneticiye ihtiyaç olduğunu düşündü. Ve bölüm başkanı olarak başarıları ile ünlü Ağustosböceği’ni işe aldı.
Kendi rahatına ve keyfine düşkün Ağustosböceği’nin ilk icraatı ofisi rahat edebileceği yeni mobilyalarla döşemek oldu. Tabi ki kendisinin yeni bir bilgisayara, bütçe kontrol ve stratejik verimlilik planı hazırlanması için kişisel bir yardımcıya ihtiyacı vardı. Bunun üzerine eski işyerindeki yardımcısını işe aldı.
Karınca’nın çalıştığı yer giderek kimsenin gülmediği, neşesiz ve mutsuz bir mekana dönüşmüştü. Ağustosböceği, patronu Aslan’ı ortamın ruh halini değiştirecek bir çalışma yapılması gerektiğine ikna etti.
Bunu üzerine, Karınca’nın bölümünde olup bitenleri gözden geçiren Aslan, üretimin ve karlılığın dramatik bir şekilde düştüğünü farketti. Hemen, son derece itibarlı ve iyi tanınmış bir Danışman olan Baykuş’u sorunu çözmesi için işe aldı.
Baykuş, Karınca’nın departmanında 3 ay geçirdi. Bu hummalı çalışmanın ardından ciltlerce süren muhteşem bir rapor yazdı.
Raporun sonucu şuydu: “Departmanda aşırı istihdam vardı”.
Aslan, raporu inceledikten sonra dramatik bir karar verdi. Ve, elbette, ilk olarak negatif tavırlarıyla dikkat çeken, mutsuz ve çalışma isteğini kaybetmiş olan Karınca’yı işten çıkardı.
May 20th
Operasyon sonucu liderliğini S.D. (40) isimli kadının yaptığı çoğu kadın 15 kişi gözaltına alındı. Zanlılardan dördü, ifadelerinin alınmasının ardından serbest bırakıldı, 11′i ise sorgulanmalarının ardından adliyeye sevk edildi.
Biri 17 yaşında 22 kadına fuhuş yaptırdıkları belirlenen zanlıların, özellikle boşanmış, kredikartı borcu bulunan ve maddi durumu iyi olmayan kadınlarla irtibata geçerek, fuhşa teşvik ettikleri öğrenildi.
Oca 14th
Kredi kartı sözleşmesini imzalamadan önce sözleşmeyi sonuna kadar dikkatlice okuyan üniversiteli genç, Devlet Denetleme Kurulu’na musteşar olarak atandı…
Ara 3rd
Akıyordu su
gösterip aynasında söğüt ağaçlarını.
Salkımsöğütler yıkıyordu suda saçlarını!
Yanan yalın kılıçları çarparak söğütlere
koşuyordu kızıl atlılar güneşin battığı yere!
Birden
bire kuş gibi
vurulmuş gibi
kanadından
yaralı bir atlı yuvarlandı atından!
Bağırmadı,
gidenleri geri çağırmadı,
baktı yalnız dolu gözlerle
uzaklaşan atlıların parıldayan nallarına!
Ah ne yazık!
Ne yazık ki ona
dörtnal giden atların köpüklü boynuna bir daha yatmayacak,
beyaz orduların ardında kılıç oynatmayacak!
Nal sesleri sönüyor perde perde,
atlılar kayboluyor güneşin battığı yerde!
Atlılar atlılar kızıl atlılar,
atları rüzgâr kanatlılar!
Atları rüzgâr kanat…
Atları rüzgâr…
Atları…
At…
Rüzgâr kanatlı atlılar gibi geçti hayat!
Akar suyun sesi dindi.
Gölgeler gölgelendi
renkler silindi.
Siyah örtüler indi
mavi gözlerine,
sarktı salkımsöğütler
sarı saçlarının
üzerine!
Ağlama salkımsöğüt,
ağlama,
Kara suyun aynasında el bağlama!
el bağlama!
ağlama
Kas 27th
Kanada’nın büyük kredi kartı şirketleri, siyasileri işlerine karışmamaları konusunda uyardılar ve ödemelerde yapılacak bir düzenlemenin müşterilere zarar vereceğini belirttiler.
MasterCard Kanada’nın başkanı Betty De Vita, Avustralya’yı örnek gösterdi, ülkenin ödemeleri düzenlemesinin sonuçlarının “beklenmeyen sonuçlara dair bir ders” olduğunu belirtti.
Perşembe günü yapılan Senato kuruluna “Düzenlemenin, tüketici fiyatlarını indirmelerini bekliyorlardı. Ne oldu? Fiyatlar aşağı inmedi.” dedi.
“Eğer takas komisyonları yapay yollarla azaltılırsa, bankalar bu azalışa karşı önlem almak durumunda kalırlar. Avustralya tüketicileri kart ücretlerinin ve faizlerin arttığını, bonus gibi ek hizmetlerin ile azaldığını gördüler.”
Kredi kartlarını denetleyecek bir kurum oluşturulmasını isteyen liberal görüşlü senatörler, bu açıklamayı inandırıcı ve ikna edici bulmadılar.
Liberal senatör Pierrette Ringuette, kredi kartı endüstrisinin kontrol altında tutulması gerektiğini, yılın başında Finans Bakanı Jim Flaherty’nin belirttiği gönüllü iyi niyet yaklaşımının yeterli olmadığını söyledi.
Açıklamasında kredi kartı şirketlerinin, bankaların ve sektörün diğer oyuncularının, yüksek işyeri komisyonlarından ve kredilendirilen kredi kartı borçlarına uyguladıkları yüksek faizlerden senede 7 milyar dolar gibi bir para kazandıklarını belirtti.
By Julian Beltrame | Thu Nov 25 2010 OTTAWA
Eki 29th
![]() |
You’ve been keeping up with the Kardashians, and very soon you’ll be able to swipe with the Kardashians — the Kardashian prepaid MasterCard, that is!
Yes, you can have your very own card — complete with photo of Kim, Kourteney and Khloe — thanks to a partnership between the Kardashians and Mobile Resource Card, where they created their very own Kardashian Prepaid Mastercard. In a statement on her blog, Kim said the following of the endeavor:
To me, the coolest thing about this prepaid card is that when you get the card you also get a Mobile Mone account for free and you can transfer your money between your accounts when you need it, using your phone. It’s like having an ATM in your phone, LOL. No one likes going to banks and ATMs and we’re constantly on our phones, so why not make it easy to manage your money from your mobile!?
The cards will be available in November, and the Kardashian gals will be hosting a launch party on November 9 at the uber-hip PASHA NYC.
Can you imagine whipping out a Kardashian card and charging things with it? What’s the first thing you’d buy with it??? Comment it up!
Eki 19th
Sabah 19 ekim 2010
Bankalararası Kart Merkezi ile Gazi Üniversitesi’nin araştırmasına göre kredi kartı harcamalarındaki bir puanlık artış, bin 800 kişilik istihdam yaratıyor
Alışverişlerde nakit yerine kredi kartı kullanmak ekonomiye istihdam artışı olarak yansıyor. Bankalararası Kart Merkezi (BKM) ile Gazi Üniversitesi Maliye Bölüm Başkanı Prof. Dr Şükrü Kızılot öncülüğünde hazırlanan ve kredi kartlarının enflasyon, istihdam ve üretim ile olan ilişkisinin ”ilk kez” ortaya konulduğu raporda ilginç veriler yer aldı. Kredi kartı harcamalarındaki 1 TL’lik artışın Gayri Safi Yıllık Hasıla’yı ( GSYH) 1.42 TL artırdığı bildirilen raporda, “Kredi kartı harcamaları yüzde 10 arttığında GSYH ortalama 5 milyar 200 milyon TL artıyor” denildi. Raporda kredi kartı harcamalarındaki her yüzde 1′lik artışın istihdamda ilk yıl bin 800 kişilik, ikinci yılda ise 9 bin kişilik yeni istihdam yarattığı belirtildi. 2008-2009 arasında krize rağmen istihdamdaki 101 bin kişilik artışın 8 bin 500 kişilik kısmının nakit yerine kredi kartı kullanımı sonucu oluştuğu ifade edildi. Alışverişlerde nakit yerine kredi kartı kullanımının enflasyonu düşürücü etki yaptığı belirtilen raporda, şunlar kaydedildi: “Para arzındaki bir artış aynı dönemde enflasyonu 0.17 oranında artırırken, kredi kartı harcamaları aynı dönem enflasyonu 0.017 oranında düşürüyor. Kredi kartı harcaması artışının enflasyonu artırıcı etkisi yaklaşık 6 ay sonra ortaya çıkıyor. İlk 6 ay içerisinde de harcamaların nakit para yerine kredi kartı ile yapılması enflasyonu düşürüyor.” Kredi kartı harcamalarındaki yüzde 1′lik artışın vergi gelirlerini yüzde 0.85 artırdığı, 1 liralık nakit kullanımı yerine bin liralık kredi kartı kullanımının vergi gelirlerini 20 lira yükselttiği
YABANCILAR 5 MİLYAR $ BIRAKTI
2010′daki ilk 9 ay, geçen yılın aynı dönemi ile karşılaştırıldığında banka kartlarının işlem adedinde yüzde 15 ve ciroda da yüzde 17.5 oranında artış kaydettiği bildirildi. Yabancılara ait kredi ve banka kartlarıyla yapılan harcamalar ile Türkiye’ye toplam 5 milyar 108 milyon dolar döviz girdisi sağlandı. Bu rakamın 3 milyar 66 milyon dolarını yabancıların Türkiye’de yaptığı alışverişler, 2 milyar 42 milyon dolarını ise nakit avans çekimi oluşturdu.
Plastik kart sayısı 113 milyonu aştı
BKM verilerine göre 2010 yılı eylül sonu itibariyle Türkiye’deki kredi kartı sayısı 46 milyon 221 bin 53 adede ulaştı. Banka kartı sayısı 67 milyon 391 bin 63, otomatik vezne makinesi (ATM) sayısı 26 bin 607, satış noktası terminali (POS) sayısı ise 1 milyon 817 bin 177 adede yükseldi. 2010 Eylül ayı itibariyle yerli ve yabancı kredi kartları ile yurt içinde yapılan işlemlerin adedi 1 milyar 518 milyon, toplam kredi kartı işlemleri cirosu ise 173 milyar 676 milyon liraya ulaştı.
Eki 19th
Dr. Mustafa Yuluğ
Geçenlerde sabaha karşı kanalları karıştırırken bir hocamızın (Prof. Canan Karatay Efendigil) beslenmeye dönük açıklamalarını dinleme fırsatı yakaladım. Aklımda kalabilen bazı hususlar şöyle:
- Kolestrol yüksekliği diye bir hastalık yok. Bu daha çok ilaç firmalarının satışlarını artırmak için başvurdukları bir tema.
- Her sabah iki yumurta yemek gerek. Ayrıca, tereyağı, zeytinyağı, özellikle çok yaşlı olmayan hayvanların etleri rahat yenebilir.
- Her türlü sebze ve şekeri az olan meyveler yenebilecek.
- İşlenmiş ve katkılı gıdalardan (sosis,salam,katkılı çorbalar,vb) kaçınılacak.Buna karşılık, örneğin, pastırmalı yumurtanın çok iyi bir besin kaynağı olduğu söylendi, pastırma kurutulmuş et olduğu için.
- Yoğurt, ayran, peynir çok yararlı besinler. Ancak, Hocamız yoğurdun evde yapılmasını öneriyor. Sanayi yoğurdunun farklı olduğunu söylüyor.
- Esas zararlı olan girdinin çeşitli biçimlerde vücuda alınan şeker ya da şeker yapıcı maddeler olduğu belirtildi. Bu yüzden ekmek, pilav, makarna, tatlılar, şekerli içecekler çok zararlı sayılıyor. Bir dilim ekmeğin üzerine şekerleri dizin ve yediğinizde bu kadar şeker alıyorsunuz, dedi Hocamız. Pilav yemenin de kaşık kaşık toz şeker yemekten farkı yokmuş. Bu tür girdiler trigliserit denen maddeyi çoğaltıyor ve dolayısıyla yağlanma artışı meydana getiriyorlarmış.
- Açlık şekerinin 100, tokluk şekerinin 140’ın altında olması gerekiyormuş.
- Günde iki kadehten fazla içki tansiyonu ilaçla falan tedavi edilemez biçimde yükseltiyormuş.
- Her gün bir saat yürüyüş yapacağız.
- Kilolu insanlar kilolarca yağın hamallığını yaptıkları için önce bunlardan kurtulmaları gerekiyormuş.- Hocamız özellikle gazlı içeceklerin asla alınmamasını öneriyor.Google’da bu konuda epey bilgi var. Başka yerlerde de okudum. Doğru beslenme işine çocukluktan itibarenbaşlamanın gerektiği hep söyleniyor. Artık 2.tip şeker hastalığı küçücük çocuklarda bile görülmeye başlanmış. İngiliz hükümetinin okullarda doğru beslenme yönünde önlemler almaya başladığını BBC’den öğrendim. Amerikan halkının büyük bölümünü obez yaptılar da hala bir önlem almaya kimsenin niyeti yok. Gıda şirketleri dünyayıyöneten yönetim kurulunun çok etkili üyelerinden çünkü. SovyetlerBirliği rejiminden kurtulmalarını önce gazlı içecek ve köfteli sandviçdükkanlarını kurup yaymaya başlayarak kutladılar, malum.